Siyaset8 Mart 2005 00:00

Ermeni Meselesi

Ocak 1919'da, 200 kadar İttihat ve Terakkici tutuklanıp soykırımdan yargılanıyor. İngilizlerin gözetiminde yargılamayı yapanlar da İttihatçıların can düşmanı Hürriyet ve İtilafçılar oluyor. Bunların en ünlüsü Nemrut Mustafa Mahkemesi. Mahkemenin özelliği ise sanıklara savunma hakkının verilmemesi. Fakat gelin görün ki, Ermeniler iddialarını kanıtlayamıyor. Bunun üzerine İngilizler, 144 İttihatçıyı Malta Adası'na hapse gönderiyor. Bu arada Amerikalılar devreye giriyor; Anadolu'daki konsoloslukları aracılığıyla soykırım belgesi toplanması ve bunların İngiltere'ye gönderilmesi isteniyor. 1921 yılında Malta'da yeni bir "soykırım mahkemesi" kuruluyor. Fakat İngiliz Kraliyet Başsavcılığı, soykırım iddialarını kanıtlayacak belge bulunamadığına karar veriyor; dava düşüyor.naproxennatrium site naproxen kruidvatcleocin 150 mg read cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg

Ermeni soykırımı

Amerika, Kanada, Fransa, İngiltere derken şimdi de Almanya, Türkiye'nin Ermeni soykırımını kabul etmesini istiyor. Almanya'daki soykırım yelkenleri, çok satar yazar Orhan Pamuk 'un "Türkler 1 milyon Ermeni'yi öldürdü" yolundaki açıklaması ve bu açıklamayı Sabancı Üniversitesi'nden Prof. Dr. Halil Berktay 'ın desteklemesiyle şişiriliyor.

Almanlar, Türkiye'deki iki "aydın"ın öncülüğünde Türkiye'deki öteki "aydın"ları da bu konuda sorumluluk almaya çağırıyor. Öte yandan bir "cahil" olarak benim aklıma ise şu soru takılıp duruyor:

Ermenilerin soykırım iddiası 1915 ve 1916 yıllarını kapsıyor. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı'nın başkenti İstanbul, 13 Kasım 1918'den 2 Ekim 1923'e kadar İngiliz, Fransız ve İtalyanlar tarafından işgal edildi. 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalandı. Osmanlı'nın gizli açık bütün belgeleri, işgalci devletlerin elinin altındaydı. Neden iddialarını sıcağı sıcağına kanıtlayıp dünya kamuoyu önünde Osmanlı'nın şahsında Türkleri soykırımcı olarak mahkûm etmediler?

Ankara Ticaret Odası, Sevr Antlaşması'nı günümüz Türkçe'sine çevirtmiş. Ermeni soykırımı konusunda bir yaptırım var mı diye Sevr'i okurken Ermeni ve Kürt terörü konusundaki araştırmalarıyla tanıdığımız Ercan Çitlioğlu çıkageldi. Anlaşmayı bir kenara bırakıp Çitlioğlu'na sordum; "Sevr'de böyle bir madde yok" dedi. Aklımdaki soruyu yönelttim; İstanbul'un işgal yıllarında niye bir soykırım mahkemesi kurulmadığını sordum. Çitlioğlu, İstanbul'da böyle bir mahkeme kurulduğunu anlattı.

Ocak 1919'da, 200 kadar İttihat ve Terakkici tutuklanıp soykırımdan yargılanıyor. İngilizlerin gözetiminde yargılamayı yapanlar da İttihatçıların can düşmanı Hürriyet ve İtilafçılar oluyor. Bunların en ünlüsü Nemrut Mustafa Mahkemesi. Mahkemenin özelliği ise sanıklara savunma hakkının verilmemesi. Fakat gelin görün ki, Ermeniler iddialarını kanıtlayamıyor.

Bunun üzerine İngilizler, 144 İttihatçıyı Malta Adası'na hapse gönderiyor. Bu arada Amerikalılar devreye giriyor; Anadolu'daki konsoloslukları aracılığıyla soykırım belgesi toplanması ve bunların İngiltere'ye gönderilmesi isteniyor. 1921 yılında Malta'da yeni bir "soykırım mahkemesi" kuruluyor. Fakat İngiliz Kraliyet Başsavcılığı, soykırım iddialarını kanıtlayacak belge bulunamadığına karar veriyor; dava düşüyor.

Gelelim, Ermenilerin soykırım günü ilan ettiği 24 Nisan'a. 24 Nisan 1915'te acaba ne oldu? O meşhur ve "meşum" 24 Nisan'da soykırıma varan toplu katliamlarla acaba kaç milyon Ermeni öldürüldü?

24 Nisan

Dünkü yazıdan devamla yanıtını aradığımız soru şu: Ermenilerin soykırım günü kabul ettiği, Türkiye'nin müttefiki birçok ülkeye kabul ettirdiği ve dostlarımızın da Türkiye Cumhuriyeti'ne Ermeni soykırımını kabul etmesi için baskı yaptığı 1915 yılının 24 Nisan günü Osmanlı sınırları içindeki topraklarda kaç Ermeni öldürüldü?

Bu sorunun muhatabı hiç kuşkusuz başta Orhan Pamuk ve Halil Berktay gibi "Türkiyeli" aydınlardır. Ancak onlar, bugüne dek "24 Nisan" konusunda kamuoyunu aydınlatmadı, herhangi bir güne bağlı kalmadan "1 milyon" gibi yuvarlak bir sayı vermekle yetiniyorlar.

Amerika'dan Fransa'ya Ermeniler, 24 Nisan'ı 1915 ve 1916 yıllarında 1 milyon Ermeni'nin soyunun kırıldığı gün olarak kabul ediyor ama niye? Demek ki 24 Nisan önemli bir gün. Peki, 24 Nisan 1915'te ne oldu?

Ermeni ve Kürt terör örgütleri üzerine araştırmalarıyla tanıdığımız Ercan Citlioğlu dostumuzun söylediğine göre, 24 Nisan 1915'te eceliyle yaşamını yitirenler dışında Osmanlı'da bir tek Ermeni bile öldürülmüş değil. Aksini iddia eden varsa, buyursun... Agos'un yayın yönetmeni Hırant Dink başta olmak üzere sütunlarımız herkese açık.

Peki 24 Nisan neden "sembol gün" seçildi?

Ercan Citlioğlu "24 Nisan"ın anlam ve önemini Ermenilerin de kabul ettiği tarihi belgelere dayanarak anlattığı zaman şaşırıp kalıyorsunuz.

Önce herkesin kabul ettiği tarihi gerçekleri anımsayayım: Yunan, Bulgar, Sırp halkları Osmanlı'dan bağımsızlığını alınca Ermeniler de aynı yolda örgütleniyor. Ermeniler, İstanbul'dan Van'a kadar dernekler kurup silahlanıyor. Bu arada Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı'na giriyor. Mart 1915'te Rusya, Doğu Anadolu'ya giriyor. Rus desteğini alan Ermeniler, 11 Nisan 1915'te Van'da isyan çıkartıp Osmanlı'ya karşı "bağımsızlık savaşı"nı başlatıyor.

Burada bir parantez açmak gerekiyor; isyan Van'dan öteki bölgelere de sıçrayınca daha sonra "soykırım" iddialarına neden olacak Osmanlı'nın zorunlu göç kararı geliyor. Ancak bu karar sadece Ortodoks Ermenilere uygulanıyor. İsyana katılmayan Katolik ve Protestan Ermeniler yerlerinde tutuluyor.

Ortodoks Ermeniler, Van'da Kürt ve Türk bütün Müslümanları öldürüp şehri ele geçirince ve isyan öteki bölgelere de sıçrayınca 24 Nisan 1915'te Osmanlı yönetimi, Anadolu'daki bütün Ermeni derneklerinin kapatılmasına ve isyanı destekleyen İstanbul'daki 200 kadar Ermeni "aydın"ının Çankırı Ayaş'a sürgüne gönderilmesine karar veriyor. Hepsi bu!

24 Nisan sürgünleri daha sonra burunları bile kanamadan İstanbul'a geri dönüyor. Acaba kaç "Türkiyeli aydın"ın bundan haberi var!

Mavi Kitap

Türkiye'de çok satar yazar Orhan Pamuk 'un Türklerin 1 milyon Ermeni'yi öldürdüğüne ilişkin iddiası ilk kez, 1916 yılında İran'daki İngiliz konsoloslukları istihbarat raporlarında yer alıyor. Tarihçi profesör Halil Berktay 'ın da onayladığı bu iddia ne ilginçtir ki İngilizlerin, İttihat ve Terakkicileri soykırım suçundan yargılamak üzere 1919'da İstanbul'da ve 1921'de Malta'da kurdukları "soykırım mahkemesi"nde bile kanıtlanamıyor.

İngiliz istihbarat iddialarının ilk kez kamuoyuna mal edilmesi ise kitapları arasında "Kara Kitap" da bulunan Pamuk'tan yine çok önce 1916 yılında Wellington House tarafından yayımlanan "Mavi Kitap"la oluyor.

Wellington House, İngiliz hükümetinin Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcı 1914 yılında kurduğu bir propaganda ofisi.

Almanlara karşı İngiltere'nin ve müttefiklerinin çıkarını korumak amacıyla kurulan ofisin temel görevi kitap ve broşür gibi yayınlar yapmak. 1916 yılında basılan Mavi Kitap bunlardan biri.

Arnold J. Toynbee ve James Bryce imzalı kitapta, Tiflis'teki Horizon, Marsilya'daki Armenia, Londra'daki Ararat ve New York'taki Gotchang adlı Ermeni gazeteleri ile Amerika'daki Ermeni Mezalimi Komitesi kaynak gösterilerek Türklerin, Osmanlı topraklarındaki 1 milyon 800 bin Ermeni'den 600 binini öldürdüğü yazıyor.

Ancak bu kitapta yer alan iddiaların bir "savaş propagandası" ve "tamamen temelsiz" olduğu, 1925 yılında dönemin İngiliz Dışişleri Bakanı Joseph Austen Camberlain tarafından resmen kabul ediliyor.

11 Nisan 1915'te Van'daki isyanla "bağımsızlık savaşı"nı başlatan ve 24 Nisan 1915'te komitacı dernekleri kapatıldığı için 24 Nisan'ı "soykırım günü" ilan eden Ortodoks Ermenilerden "zorunlu göç" sırasında hiç ölen olmadı mı?

Osmanlı ve İngiliz belgelerine ilişkin kaynakçası da verilen Türkiye Büyük Millet Meclisi yayını "Osmanlı'nın Son Döneminde Ermeniler" kitabına göre 9 Haziran 1915'te Osmanlı Meclisi Mebusanı tarafından Ermeniler için genellikle Suriye'deki vilayetlere doğru zorunlu göç kararı alınıyor.

Anadolu'daki 33 yerleşim biriminden toplam 438 bin 758 Ermeni göç ettiriliyor. Yola çıkan her kafilenin sayısı kayıt altına alınıyor.

Göç, 8 Şubat 1916'ya dek sürüyor. Yerine varan kafiledekilerin sayısı da İstanbul'a bildiriliyor. Yeni iskân sahasına ulaşan Ermenilerin sayısı 382 bin 148 kişi. Yani, toplam 56 bin 610 Ermeni, yoldaki pusularda ya da hastalıktan yaşamını yitiriyor.

Bu sayıyı 1 milyona tamamlamak da "Mavi Kitap" sahiplerine kalıyor!

(Deniz Som'un Cumhuriyet Gazetesi'ndeki  yazılarından derlenmiştir.)