Siyaset13 Nisan 2006 00:00

Alıştırma Senaryosu - Ümit Zileli

Delikten süpürmek!.. Tayyip Bey, ''masa senaryosunu'' sahneye koyduğu sıralarda, binlerce kilometre uzakta, Washington'da özel danışmanı Cüneyd Zapsu tarafından Başkan Bush 'un adamlarına pazarlanıyordu!.. Şu sözler noktası, virgülü dahil Zapsu'ya ait: - Bu adamdan yararlanmayı bilmelisiniz. Çünkü çok geniş bir itibarı var. Hem inançlı olması hem de Batı tipi demokrasiyi benimsemesi nedeniyle. Devirmeye çalışmak yerine, delikten aşağı süpürmek yerine onu kullanın... Burada ''yararlanılacak'' olan, ''delikten aşağı süpürmek yerine kullanın'' diye önerilen ''bu adam'' , Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı Tayyip Erdoğan!.. Şimdi soralım: - Cüneyd Zapsu, bu sözcüklerle Başbakan'ı ''pazarlamaya çalışırken'' hiç yüzü kızarmadı mı?.. - Tayyip Bey, özel danışmanı tarafından böylesine küçültücü sözcüklerle ''pazarlanmaya çalışıldığını'' öğrendiğinde niçin tepki göstermedi? Yoksa bu konuşmadan önceden haberi var mıydı?.. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanaproxennatrium site naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnecleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

''Silahı bırak, masaya gel...''


Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, geçen perşembe günü gazetecilerin sorularını yanıtlarken söyledi bu sözcükleri... Ardından Tayyip Bey 'in Türkçe açıklamalarını Türkçeye çevirmekle görevli Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, bu sözlerin muhatabının Demokratik Toplum Partisi (DTP) olduğunu açıkladı!..


Sonra ne oldu? Gazetelerde, ekranlarda birtakım köşe yazarları, siyaset uzmanları(!) uzun uzun Başbakan'ın bu sözleri kime yönelik söylediğini tartıştı. Yazı ve diyaloglar üç aşağı beş yukarı şöyleydi:


- Yok canım, Sayın Başbakan bu çağrıyı PKK'ye yapmamıştır...


- Burada adres kesinlikle DTP'dir...


- Bu çağrının DTP'ye yapıldığını anlamamak için ancak beyin özürlü olmak lazım...


Ben ve açıklamalar karşısında dehşete düşmüş yurttaşlar, beyin özürlü olup olmadığımızı düşünürken, DTP adresin kendileri olmadığını ilan ediverdi!.. Bununla da yetinmedi, adresin PKK olduğunu belirterek, Başbakan'ın sözlerini çok olumlu bulduklarını, PKK'nin de bu olumlu mesajı çok iyi değerlendirmesi gerektiğini açıkladı!..


Bence DTP yöneticileri sonuna dek haklı!.. Partileri anayasa çerçevesinde kurulmuş yasal bir parti. ''Ne silahı?'', ''kendine gel efendi'', ''silahı olan, dağdaki kadrolardır'' demek en doğal hakları!..


DTP'nin bu net açıklamasının sancıları sürerken, bir de Avrupa Parlamentosu milletvekillerinden PKK'ye ''silah bırak'' çağrısı gelmesin mi?!.. Neler oluyor demeye kalmadan, Milliyet Washington muhabiri Yasemin Çongar, senaryonun eksik kalan parçasını tamamlayıverdi:


- Talabani ve Barzani 'nin Ankara'ya ''af çıkartın'' telkininde bulunduğu biliniyor. ABD'liler de, Güneydoğu'daki gerginliğin demokratikleşme süreci sekteye uğramadan aşılabilmesi ve PKK'lilere silah bıraktırabilecek yasal adımların er geç gündeme alınması arzusundalar...


İşte böyle!.. Tayyip Bey'in ayaküstü söylediği ''Silahı bırak, masaya gel'' sözcükleri, bu gelişmeler ışığında ''derin bir anlam'' kazanıyor. Üstelik senaryoyu da tamamlıyor... Hangi senaryoyu mu?.


- Alıştırma senaryosunu!!!


Delikten süpürmek!..


Tayyip Bey, ''masa senaryosunu'' sahneye koyduğu sıralarda, binlerce kilometre uzakta, Washington'da özel danışmanı Cüneyd Zapsu tarafından Başkan Bush 'un adamlarına pazarlanıyordu!.. Şu sözler noktası, virgülü dahil Zapsu'ya ait:


- Bu adamdan yararlanmayı bilmelisiniz. Çünkü çok geniş bir itibarı var. Hem inançlı olması hem de Batı tipi demokrasiyi benimsemesi nedeniyle. Devirmeye çalışmak yerine, delikten aşağı süpürmek yerine onu kullanın...


Burada ''yararlanılacak'' olan, ''delikten aşağı süpürmek yerine kullanın'' diye önerilen ''bu adam'' , Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı Tayyip Erdoğan!.. Şimdi soralım:


- Cüneyd Zapsu, bu sözcüklerle Başbakan'ı ''pazarlamaya çalışırken'' hiç yüzü kızarmadı mı?..


- Tayyip Bey, özel danışmanı tarafından böylesine küçültücü sözcüklerle ''pazarlanmaya çalışıldığını'' öğrendiğinde niçin tepki göstermedi? Yoksa bu konuşmadan önceden haberi var mıydı?..


- Değer miydi?..


Özel danışman Zapsu, Türkiye'ye döndükten sonra, sözlerinin çarpıtıldığını, ''onu kullanın'' demediğini, ''kredisini kullanın'' dediğini açıkladı!.. Delikten ve süpürmekten ise hiç söz etmedi... Yüreğim cız etti; Başbakan'ın özel danışmanı savunma yaparken itirafta bulunduğunun farkında bile değildi...


- Bu ülke, bu kadarına layık mıydı?..