Siyaset11 Nisan 2006 00:00

Güneydoğu'yu aşmak... - Rıza Zelyut

Türkiye, Güneydoğu konusunda olayların peşinden koşar hale düşürüldü. Başbakan Erdoğan'ın ağzından 'Kürt sorunu vardır!' diye çıkan cümle de bu dalgaya kapılmanın eseri oldu. Bu sorun; bu sorunun anlatılış biçimi, aslında PKK'nin yarattığı terörü kabullenmek; bunu Türkiye'nin bir eksiği gibi görmek; PKK gerçeği ile Güneydoğu gerçeğini eş hale getirmek idi. Bu; tam da PKK'nin varmak istediği noktaydı. Başbakan Erdoğan'ı birileri; işte bu kabule itelediler. Başbakan; bu kabulden sonra önü açılan PKK'nin başlattığı olayları görünce uyanır gibi oldu. Gaziantep'te yaptığı konuşma da bunun eseri olsa gerek.Sayın Başbakan son açıklamalarında da Avrupa Birliği'nden bizim liberal aydınlardan gelen 'Dağdakilerle görüşme' önerilerini, utangaç da olsa 'Silahı bırakın gelin!' biçiminde kabul ettiğini ortaya koymuştu. Şimdi; Güneydoğu sorunu ile PKK sorununun ayrı ayrı olduğunu; Güneydoğu ile PKK'yi özdeşleştirmenin terörü meşrulaştırmak ve onu azdırmak olduğunu anlamaya başlamış gibi gözüküyor.cleocin 150 mg read cleocin 300 mg

İşin özü
Güneydoğu'da meydana gelen olayları anlamak için olayların tarihi ve ekonomik geçmişini iyi değerlendirmek şarttır.
Bilinmelidir ki bu bölge, eskiden beri derebeylerinin elinde kalmış bir alandır. Bu derebeyleri (aşiret liderleri) Güneydoğu'da gelişmenin ve değişmenin önündeki en önemli engel olmuşlardır. Aşiret düzeni, ne acıdır ki Cumhuriyet kurulduktan sonra da bölgede devam ettirildi. Böylece, Güneydoğu demokratik ve ekonomik olarak Türkiye'den kopartılmış oldu. Türkiye Cumhuriyeti yönetimi; bölgeyi batıda olduğu gibi devlet kapitalizmine açsaydı; bunun için de ağalık sistemini kaldırsaydı; bugün PKK; militan derleyeceği bir alan bulamayacaktı.
Bölgenin bir diğer açmazı da; aşiret düzeninin kültürel yüzünü oluşturan şeyhler sistemidir. Bölge halkı nasıl ekonomik olarak ağaya bağlı ise, kültürel olarak da şeyhe (tarikat liderine) bağlıdır. Bu ikili yapı; Güneydoğu'yu hala ortaçağ koşulları içinde tutmaktadır. Buradaki köylüler, göçebeler; ırgatlar; ortaçağ serflerine benzer bir hayat sürüyorlar. Bu ilkel yaşamdan kurtulmak isteyen gençler; kendilerine bir hayali çıkış sunan PKK'nin önerilerine can simidi gibi sarılıyorlar.
Yani; Güneydoğu'da sürüp giden PKK terörü; aslında buradaki ağa-şeyh ikilisinin yarattığı ilkel hayata duyulan tepkinin Kürt milliyetçiliği ile aşılanmasından doğmuş bulunuyor.

Saklanan gerçek
Bu bölgede ikide bir ortaya çıkan isyanların arkasında da işte bu feodal ekonomik ve kültürel düzen yatıyor. Gel gör ki konuyla ilgilenen Avrupa Birliği, asla işin bu yüzünü görmek istemiyor. Oradan Türkiye'ye yapılan telkinlerin tümü tamamen siyasi... Avrupalı; Türkiye'ye durmadan 'Kürtlere demokratik ve kültürel haklarını verin!' diyor ama asla; 'Bölgedeki ağalık ve şeyhlik düzenini değiştirin; ekonomiyi piyasa ekonomisine ekleyin!' demiyor. Bu konuda Türkiye'ye ekonomik yardım da önermiyor.
Yol bellidir: Demokrasimizi geriletmeden; yakın terör önlemlerini kuvvetlendirmek zorundayız; bir. Uzun vadede de bölgedeki feodal düzeni yıkmak zorundayız. Hükümet; bu konuda Avrupa'dan ciddi ekonomik yardımlar istemelidir. Bu girişim batılıların 'Kürtlere hak isteyen' tavırlarının samimi olup olmadığını gösterecek bir test olacaktır.