Dış Politika10 Nisan 2006 00:00

Tayyip Erdoğan'a sorular... - Emin Şirin

Tenkitlere ve hakaret addettiği sözlere hiç tahammül gösteremeyen Tayyip Erdoğan’a en ağır hakaret yakın yardımcılarından, AKP’nin “veri koordinatörü” Cüneyt Zapsu’dan geldi. Cüneyt Zapsu, ABD’deki konuşmasında, “Tayyip Erdoğan’ı kullanın, üstüne sifonu çekmeyin” sözlerini etti. Kullandığı tam cümle şöyle: “Kamuoyu yoklamalarında yüzde 42 çıkıyoruz. Daha altı-yedi sene iktidardayız. Tayyip Erdoğan'ı süpüreceğinize kullanmaya bakın"İşin dış siyaset skandal boyutunu şimdilik bir tarafa bırakalım, beni alakadar eden Türkiye Başbakanının maruz kaldığı hakaret boyutu. Cüneyt Zapsu’ya göre Tayyip Erdoğan kullanılabilecek bir emtia. (Biliyorsunuz kullanma kelimesinin çok çeşitli manaları var.)Cüneyt Zapsu bu lafın da ötesine geçiyor, Başbakanın üzerine sifonu çekmeyin diyor. Bana kalsa ve hukuken imkanım olsa Cüneyt Zapsu’yu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanını küçük düşürmek ve hakaret etmekten dolayı savcılığa şikayet eder ve dava açardım. Ama yapamam; çünkü Cüneyt Zapsu’nun fiili ancak “şikayete bağlı” olarak işleme konulabiliyor. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Tayyip Erdoğan’a kamu adına bazı sorularım var. Aklı sıra yine cevap vermekten imtina edecek ama istediği kadar kaçsın sonunda halka hesap vereceği muhakkak.
****

Birinci sorum:

Tayyip Erdoğan, Ahmet Türk, Osman Baydemir gibi eski HADEP’lilerin, yeni DTP’lerin son günlerde “görüşürüz”, “görüşmeyiz” konuşmaları üzerine bağırdı.

İşte size bir haber:

“Masaya oturmak" tartışmasına yönelik soruları da yanıtlayan Erdoğan, "masada oturmak"la DTP’yi kastettiğini vurgulayarak "Terör örgütleriyle masada işimiz yok. Alçaklarla canilerle hainlerle yapacak bir şeyimiz yok" ifadesini kullandı.”

Güzeeel….

Şimdi, yakın tarihimize dönelim:

Orhan Doğan, Hatip Dicle, Selim Sadak, Leyla Zana AB’nin talimatıyla ve pek tabii de Recep Tayyip Hükümetinin de işbirliği ile, hukuken tam da nasıl olduğunu anlamadığımız bir şekilde tahliye ediliyorlar…

Tahliyeden hemen sonra, ilk resmi kabul Başbakan Vekili sıfatı ile Abdullah Gül tarafından gerçekleştiriliyor. Tarih 11 Haziran 2004.

Hemen arkasından ABD’den dönen Tayyip Erdoğan konuşuyor; Tarih 13 Haziran 2004:

“Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, "başbakan vekili" olarak Leyla Zana ve arkadaşlarıyla yaptığı görüşme Türkiye için çok önemli bir aşamadır. DEP'lileri benim de kabul etmemem için hiçbir neden yok.”

Arkasından Bülent Arınç hızını alamıyor, TBMM Başkanlığı’nın resmi konutunda hapisten çıkan 4 DEP’li eski milletvekiline 2.5 saat süren bir yemek veriyor. Tarih: 24 Ekim 2004

Gelin de anlayın; Tayyip Erdoğan hangisi? Türkiyeli Tayyip Erdoğan mı? Türk Tayyip Erdoğan mı? “Demokratik Cumhuriyetin savunucusu, TC vatandaşı” Tayyip Erdoğan mı?

Tayyip Erdoğan, caniler ve/veya işbirlikçileriyle konuşur mu, konuşmaz mı? Konuşanları tasvip eder mi, etmez mi?..

****

İkinci sorum:

Tayyip Erdoğan biliyorsunuz hiçbir tenkidi kaldıramayan bir insan. Meclis’te veya basında aleyhine en ufak bir tenkit görsün hemen hakaret davasını açıveriyor. Bugüne kadar kazandığı tazminatlarla da servet denilecek bir para kazandı. Bir çok insan gibi onun da hakarete hiç tahammülü yok. Hatta daha da ileriye gideyim, bir siyasetçide olması gereken “tenkide tahammül” bile yok.

Tenkitlere ve hakaret addettiği sözlere hiç tahammül gösteremeyen Tayyip Erdoğan’a en ağır hakaret yakın yardımcılarından, AKP’nin “veri koordinatörü” Cüneyt Zapsu’dan geldi. Cüneyt Zapsu, ABD’deki konuşmasında, “Tayyip Erdoğan’ı kullanın, üstüne sifonu çekmeyin” sözlerini etti. Kullandığı tam cümle şöyle:

“Kamuoyu yoklamalarında yüzde 42 çıkıyoruz. Daha altı-yedi sene iktidardayız. Tayyip Erdoğan'ı süpüreceğinize kullanmaya bakın"

İşin dış siyaset skandal boyutunu şimdilik bir tarafa bırakalım, beni alakadar eden Türkiye Başbakanının maruz kaldığı hakaret boyutu. Cüneyt Zapsu’ya göre Tayyip Erdoğan kullanılabilecek bir emtia. (Biliyorsunuz kullanma kelimesinin çok çeşitli manaları var.)

Cüneyt Zapsu bu lafın da ötesine geçiyor, Başbakanın üzerine sifonu çekmeyin diyor.

Bana kalsa ve hukuken imkanım olsa Cüneyt Zapsu’yu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanını küçük düşürmek ve hakaret etmekten dolayı savcılığa şikayet eder ve dava açardım. Ama yapamam; çünkü Cüneyt Zapsu’nun fiili ancak “şikayete bağlı” olarak işleme konulabiliyor.

Yani, Başbakan Cüneyt Zapsu’yu şikayet ederse Zapsu’nun hakkında dokunulmazlık da olmadığına göre savcı derhal işlem yapabilecek. Ama yok, Başbakan durumu içine sindirirse ve/veya kendisi de kendini kullanılacak bir kişi veya emtia olarak görüyorsa ve/veya “arkadaşlarımın bana hakaret etmesi serbesttir” diye düşünüyorsa harekete geçmez.

Ben Başbakana aşağıdaki soru önergesini verdim; cevap gelirse paylaşırız:

“Başkanı bulunduğunuz Adalet ve Kalkınma Partisi’ni temsilen ABD’ye giden partinin Veri Koordinatörü Cüneyt Zapsu, sizinle ilgili şu sözleri sarfetmiştir:

“Kamuoyu yoklamalarında yüzde 42 çıkıyoruz. Daha altı-yedi sene iktidardayız. Tayyip Erdoğan'ı süpüreceğinize kullanmaya bakın"

Bir milletvekili ve Türk vatandaşı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına; bir çok fiiline muhalif bile olsam, kullanılacak bir kişi veya emtia ve sifon çekilerek yollanılabilecek bir kişi veya emtia şeklinde hitap edilmesi son derece rencide edici bir terbiyesizliktir.

Soru:

En ufak bir tenkidi bile hakaret kabul ederek dava açtığınız düşünülürse, Cüneyt Zapsu’nun Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını aşağılayan bu fiili hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?”

*****

Üçüncü sorum:

Pazar günü sabahı İstanbul Yeşilköy VIP Salonundaydım. Yollarda yüzlerce polis; 20 arabalık resmi bir koruma ordusuyla Başbakan VIP’e geldi. Devletin Başbakanlığa, Başbakanlık görevlileri için tahsis ettiği uçağa bindi ve havalandı.

Nereye gittiğini merak ettim; bu sabah gazetelerden öğrendim. AKP’nin Gaziantep İl Kongresine gitmiş.

Sen bir taraftan talimatlar çıkarıp, görevli insanlara bile “uçağa binmeyin, otobüsle gidin; tutumlu olun, israf yapmayın” diyeceksin, diğer taraftan, devletin imkanlarını kullanarak, kendi partinin kongresine gideceksin.

Bu konuda da kendisine bir soru sordum. Bu sorunun da cevabı gelirse sizlerle paylaşırım:

“09.04.2006 tarihinde Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’dan hareketle Gaziantep’e, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin il kongresine yaptığı seyahatte Başbakanlığa tahsis edilmiş olan ve resmi görevlerde kullanılması gereken uçağı kullanmıştır.

1-Başbakanın Partisi için yaptığı bu seyahatin masraflarını Partisi mi, yoksa Başbakanlık mı karşılamıştır? Başbakanlık imkanlarının parti seyahatleri için kullanılması mevzuata uygun mudur?

2-Başbakanlık tarafından kullanılmak üzere THY tarafından satın alınan Airbus-320 tipi uçağın masrafları THY tarafından mı karşılanmaktadır? Yoksa Başbakanlık tarafından mı karşılanmaktadır?