Siyaset9 Nisan 2006 00:00
"Kandil Dağı Türküsü" - Türker Oğuz
Çarşamba gecesi Ali Kırca'nın sunduğu Siyaset Meydanı Programı'nı seyrediyorum. Osman Baydemir durmadan yumurtluyor: "Silahlar susmalı, şiddet durmalı...!" Yani: "Türk Devleti silah bıraksın, Türk Devleti teslim olsun" Diğer sözlerini saymıyorum bile... Adam, koskoca devlete meydan okuyor...! Hem de dalga geçerek!... Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay ve İçişleri Bakanlığı Makamları'ndan çıt yok! Savcılarımız da, tıpkı vatandaşlarımız gibi seyretmekle yetiniyor Osman'ı...new prescription coupons sporturfintl.com online cialis coupons
Çarşamba gecesi Ali Kırca'nın sunduğu Siyaset Meydanı Programı'nı seyrediyorum.
Osman Baydemir durmadan yumurtluyor:
"Silahlar susmalı, şiddet durmalı...!"
Yani:
"Türk Devleti silah bıraksın, Türk Devleti teslim olsun"
Diğer sözlerini saymıyorum bile...
Adam, koskoca devlete meydan okuyor...!
Hem de dalga geçerek!...
Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay ve İçişleri Bakanlığı Makamları'ndan çıt yok!
Savcılarımız da, tıpkı vatandaşlarımız gibi seyretmekle yetiniyor Osman'ı...
Yani; Vatandaş hariç, herkes uykuda...
Dini değerlere saygısızlık ve irtica konusunda Şahinnn kesilen Toktamış hocamız, adeta bir serçeye dönmüştü Baydemir karşısında..
Osman'a karşı en küçük bir saygısızlık göstermiyor, onu kırmamak için azami gayret gösteriyordu.. Diğer konuklar da öyle..
Kimbilir belki de korkuyorlardı Osman'dan...
Ne de olsa adam, koskoca Batı Dünyası'nın temsilcisi, arkasında da önemli bir terör örgütü var!
Hani maazallah ileride bir Kürdistan devleti falan kurulursa;
Toktamış Hoca, kurulacak devletin YÖK Başkanlığını şimdiden garantiledi bile (!)
Ali Kırca'nın, her zamanki kurnazlığı ile Osman'ın karşısına ciddi bir tartışmacı çıkarmamış olmasına da şaşırmadım zaten..
Sahte Atatürkçü, Marksist-Apokürtçüler ise, ertesi gün yine irtica yaygarası ile hedef şaşırtma görevlerini layıkıyla yerine getirdiler.
Bakınız!
Osman Baydemir, gerçekte ne PKK'nın sözcüsüdür, ne de Kürtlerin temsilcisi...
Bu adam Nato ve AB'nin merkezi olan Brüksel'in, Diyarbakır temsilcisidir.
Görevi, ülkeyi karıştırmak ve parçalanma sürecine katkıda bulunmaktır.
Normal olarak, bu adamın, program çıkışında derhal tutuklanması ve görevden alınması lazımdı değil mi idi?
Ancak hiçbir şey olmadı!
Çünkü Osman Brükseli'in adamıdır. Çünkü gayrıresmi bir dokunulmazlığı vardır!
Osman'ın sözleri, aslında hezeyan mezeyan değildi..
Bu sözlerle; Türk Devleti'nin adeta felç olduğunu, kendini koruma refleksinin adeta yok olduğunu tevsik ediyordu...
Çünkü devlet, açıkça suç işleyen bu herife birşey yapamıyordu. Yapamayacak gibi de görünüyor. Osman da bunun farkında ve arkasındaki gücü iyi kullanıyor.
Denilebilir ki; "Canım, devlet soruşturma açtı ya"
Soruşturma neden açılır?
Kişinin suç işleyip işlemedinin tespiti için değil mi?
Kardeşim, adam 70 milyonun önünde işledi suçu! Sen neyin soruşturmasını yapacaksın?
Acaba bu adam, Teröristler için "kaybımız" ifadesini kullanıp kullanmadı mı diye birilerine mi soracaksın? Ya da televizyondan seyredenlerin şahitliğine mi başvuracaksın?
Neyi soruşturuyorsun!!!!?
Bu adam daha ne yapsın ki suç işlediğini ispat etsin!!!?
Beni içeri tıkın diye adeta yalvarıyor, ama kim takar Baydemir'i..!?
Hadi soruşturuldu moruşturuldu, suçu sabit görüldü diyelim:
Hangi babayiğit tıkacak bu adamı içeri?
Osman'ı bu devlet alıp hapse tıksa, AB'nin kıyameti koparacağı malum!
İçeri tıkılması başarılabilse bile, içeride tutulamayacağı son derece aşikâr değil mi?
Askeri ve sivil yetkililer çıkıyor "Kandil dağı da, kandil dağı" Türküsü'nü terennüm edip duruyorlar.
Yahu sen bırak şu Kandil'i de, Diyarbakır'a bak!
Adam devletin makamında oturuyor!
(Eğer Brüksel'den özel koruma tahsis edilmedi ise) Bu adamı devlet olarak bizzat koruyoruz! Polisimizin ve askerimizin can düşmanını kendi askerimize ve polisimize korutturuyoruz, ne acı!
Vergilerimizle maaş ödüyoruz bu herife!
Mikrop bedene girmiş, verem olmuşuz;
Ama ne yapıyoruz;
Bedendeki mikrobu atmak, tedavi olmak yerine başka mikroplardan korunmaya çalışıyoruz.
Mikrop işte orada!
Mikrop; Şemdinli'de, mikrop Siirt'te, mikrop Diyarbakır'da...
Mikrop, devletin bağrında...
Mikrobun üretilip üzerimize salındığı bataklık ise, Batı Başkentleri'nde;
Brüksel'de, Selanik'de, Berlin'de, Paris'de, Kopenhag'da, Londra'da, Roma'da, Vaşington'da...
"Kandil Dağı Türküsü" kabak tadı veriyor artık!...