Dış Politika8 Nisan 2006 00:00

Sorunlar, Gerçekler ve Çözümler... - Erol Manisalı

2000'li yılların başında Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu büyük sorunların temelinde, ''Batı ile ilişkilerin anormalleşmesi'' yatmaktadır. Mevcut çarpıklıkların nedenleri olarak iki ana başlıkla karşı karşıya bulunuyoruz. 1) Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra ''ABD ve Avrupa'nın, eski politikalarını yeniden uygulamaya koymuş olmaları'': Bunu, ''Batı'nın değişen politikaları'' olarak da ifade edebiliriz. 2) Diğeri ise Türkiye'nin iç siyasi dengelerinde, ''Ülkenin ulusal çıkarlarını gözeten yönetimlerin işbaşına gelememesidir. Bu durumu 'demokrasi eksikliği' veya 'dış güçlerin içeriye karışmaları' olarak da görebiliriz. Aslında hepsi aynı kapıya çıkar; bu bir, yumurta-tavuk meselesidir''. Yukarıda belirttiğim sorunların en çarpıcı sonuçları bugün Güneydoğu Anadolu'da görülmektedir. Batı'nın ''Lozan yapılanmasına'' karşı, yeniden Sevr koşullarını getirmek istemesi, içimizdeki ayrışmalara yol açmaktadır. Sıralayalım; 1) Meclis ve hükümetler gerekli önlemleri alacak iradeye sahip değiller. Çünkü sorun sadece bazı kanunları değiştirip yetkileri arttırma sorunu olmaktan çıkmıştır. 2) Sorun, ABD ve AB'nin Kürdistan projeleri ile ilgilidir. Dünyanın bu en kritik bölgesinde Batı, Yugoslavya'da olduğu gibi sınırları değiştirip mutlak bir denetim sağlamak istiyor. Bunu ''Kürdistan aracılığı ile'' yapıyorlar. 3) Kuzey Irak'ta kukla devlet Iraklı Araplar ve Türkler; Suriye, İran ve Türkiye'ye karşı ABD ve İngiltere tarafından oluşturuldu. AB de bunu destekliyor. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis forum link cialis bez receptacleocin 150 mg read cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenacialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Bölge için ortak tehdit...

Bu tehdit şimdilik bölgedeki Arap ülkelerine, İran'a ve Türkiye'ye karşıdır. Yarın sınırları, iç Asya ve Kuzey Afrika'ya doğru genişletilmek istenecektir.

Güneydoğu'da yaratılan sorunlara çözüm ararken bu gerçekler doğrultusunda bakmak gerekir. Oysa Türkiye'de bugün, ''sorunları daha da derinleştirecek politika izleniyor''.

1) ABD ve İngiltere'nin bölge politikaları hükümet tarafından destekleniyor. Bu destek neye hizmet ediyor?

- Türkiye'yi, Suriye'yi ve İran'ı yarın böldürtebilecek bir oluşuma Kuzey Irak'ta güç veriyor.

- Irak'ın üç parçaya ayrılmasını kolaylaştırıyor.

- İran'a ve Suriye'ye Batı müdahalesinin altyapısını hazırlıyor.

- Güneydoğu'da, ayrılıkçıların, Washington'ın ve Brüksel'in ''yeni bir kukla oluşum yaratmalarına uzun vadede olanak sağlıyor''.

- İlerde İran'a karşı operasyonda, ''Türkiye'nin ABD güdümüne sokulmasına'' yardım ediyor.

2) Avrupa Birliği ile, ''özellikle kurulan tek yanlı ilişkilerle'', Türkiye'nin eli kolu bağlı hale getiriliyor.

- Bürokrasi, ''Türkiye'nin bölünmesini seyreden bir duruma'' sokuluyor.

- İş çevreleri, ''Washington'ın ve Brüksel'in hoşuna gitmeyecek politikaların'' uygulanmasına tepki verir hale getiriliyor. Onların hoşuna giden politikalar ise Türkiye'yi Lozan'dan Sevr'e taşıyan koşullar olarak masanın üzerine taşınıyor.

- Etnik bölücülük ve İslamcı bölücülük, ''eli kolu bağlanmış bir Türkiye'de'' hızla gelişiyor. Irak'ta uygulanan ''böl ve yönet'' politikası Türkiye'de askeri güç kullanmadan, sürdürülür hale geliyor.

- Türkiye'de, Lozan'cılarla Sevr'ciler, Cumhuriyet'çilerle Osmanlıcı'lar, Gayri milliciler ile ulusalcılar karşı karşıya getiriliyor.

Yeni sömürgecilerin yazdığı bir senaryo uygulanıyor. Bu çatışmalardan sadece sömürgeciler kazanç sağlar. Bu gerçeği görerek esas düşmanın kim olduğunu artık anlamamız gerekir.

Güney Amerika bunu gördü, gerekenleri yapmaya başladı ve hızla başarıya doğru ilerliyor... Türkiye Sevr'e gidişi durdurmak için Rusya, Çin, Hindistan, İran ve ABD güdümünde olmayan bölge ülkeleri ile işbirliği yapmak zorundadır.

Bu politikaları yürütecek siyasi iradeyi işbaşına getirebildiğimiz zaman sorunlar ardı ardına çözülecektir. Kimsenin kuşkusu olmasın...