Bankalarımız giderken - Rıza Zelyut
Bizim basında bir bayram bir bayram ki demeyin gitsin... Finansbank, Yunanistanlı bir şirkete satılmış da... Türkiye ile Yunanistan arasında bir köprü daha kurulmuş da... Bankanın sahibi Hüsnü Özyeğin'e 2 milyar dolardan fazla para kalmış da...Sanırsınız ki Yunan kızılhaç örgütü Türkiye'ye 2 milyar dolar bağışladı da onun bayramını yapıyoruz... Halbuki bu ülkenin en değerli şirketleri, birer birer elimizden uçuyor; Batı kapitalizminin sömürü/hortum aracı haline getiriliyor.Bilinçli kriz 2001 yılında, ekonomimiz, önceden yapılan plana uygun biçimde krize itildi. Bankacılık alanında çıkartılan bu krizi çözmek için Kemal Derviş Amerika'dan kurtarıcı gibi getirildi. ABD'nin emrindeki Dünya Bankası'nın adamı olan Derviş, Türk şirketlerini yabancıların paylaşımına açacak operasyonları başarı ile gerçekleştirdi. Daha sonra ABD karşısında direnen Bülent Ecevit Başkanlığındaki koalisyon hükümetini de bu kişi çökertti. Yetmedi; Derviş CHP'ye gönderilerek CHP'nin birinci parti olması önlendi ve bu yolla da AKP iktidara getirildi.Amerika ancak bu operasyonlardan sonra Irak'a girebildi...Bu genel çökertme planında yok edilen değerlerimizin başında da ulusal bankalarımız geliyor.fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acneclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo
Yapı Kredi
Yapı Kredi Bankası'nın başına gelenler de Demirbank'ınki kadar trajiktir. Bu banka kriz öncesinde Türkiye'nin en enerjik, en girişken, teknolojiyi en iyi kullanan bankası idi. Yaygınlığı, tanınmışlığı, mükemmel altyapısı ile özel bankalar içinde başa göreşiyordu.
2001 krizi ile hedef tahtasına konulan şirketlerden olan Çukurova'nın bu değerli bankası da ölmüş eşek fiyatına satıldı. Koç Topluluğu ile bir İtalyan Şirketi, bu bankayı 2 milyar dolara kapattı.
Eğer Finansbank 6 milyar dolar ediyorsa Yapı Kredi'nin değeri en az 15 milyar dolardır... İşte size sadece iki bankanın yaşadığı trajedi, işin ne boyutta olduğunu göstermeye yeter.
İşin daha düşündürücü yanı da şudur: Çökertilen bu bankaları başka yerli şerketler değil; yabancılar alıyor... Böylece, Türkiye'nin finans piyasası tamamen yabancıların eline geçiyor. Bunun anlamı şudur: Yabancılar ileride ne zaman isterlerse Türkiye'yi ekonomik krize itebilirler.
İşte bu gerçek; orduların dışında finans alanında bir işgal ile karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor...
Uyanık ol
Bankalarımızı ele geçirip ekonomimizin patronu haline gelen yabancı şirketlere karşı en iyi mücadeleyi yine halkın kendisi verir. Çünkü, bankalar müşteriye muhtaçtır. Bu yüzden müşterinin tavrı, yabancı bankaları dize getirmede önemli bir silahtır.
Ben, bankacılık işlemlerimi; yerli bankalar aracılığı ile yapıyorum. Siz okurlarıma da aynısını öneriyorum. Neden emperyalist batılı şirketlerin eline geçmiş bankalarla çalışıyorsunuz?
Neden onların bizim sırtımızdan para kazanmasına olanak yaratıyorsunuz? Bilmiyor musunuz? Onlar kazandıklarını yurt dışına götürüyorlar.
Gidin, paranızı yerli bankalara yatırın. Kredi alacaksanız, yerli bankaları tercih edin. İşte gerçek yurtseverlik budur.
Sizi, yabancı bankalara karşı Türk gibi güçlü olmaya davet ediyorum.