AB mi? Lozan mı? Tercih Sizin... - Erol Manisalı
- Atina ve Rumlar hep bir ağızdan; ''Türkiye için AB'nin yolu Kıbrıs'tan geçer'' diyorlar. Yani? Yani Atina'nın ve Rumların bütün istedikleri yerine getirilecek. Kıbrıs'a Ege'yi de ekliyorlar... - AB'nin bütün kurumları, yetkilileri, medyası, kamuoyu ensemizde boza pişiriyor; ne istiyorlar? ''AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer'' dayatmasını yapıyorlar. Amerika biraz kibar; söylemiyor, mektup göndermiyor, ''sadece yapıyor'' ... Hem de tanklarla, toplarla, füzelerle... Ne yapıyorlar? Kürdistan projesinin bir bölümünü Kuzey Irak'ta İngilizle beraber gerçekleştiriyorlar: Az laf çok iş; Avrupa gibi ağız kalabalığı yapmıyor, pratik adamlar. - ABD Başkanı'ndan Brüksel'e kadar koro halinde, ''AB'nin yolu patrikhaneden geçer'' diyorlar: Yani? Yani, İstanbul'da bir Ortodoks devleti kurulmaz ise AB hayaldir demeye getiriyorlar. Ne yapalım, AB'nin hatırı için onu da yaparız. AB için çiğ tavuk bile yeriz. Hoş Bartholomeos 'un pek yenecek bir tarafı da yok ya, her neyse, katlanırız artık... - ABD ve Fransa başı çekiyorlar; Ermenilerin istekleri yerine gelmeden AB'ye almayız; olmazsa olmazmış.. Ne yapalım canım, onlara da birkaç vilayet, 300-500 milyar dolar tazminat veririz artık; öyle ya AB'ye giriyoruz, değmez mi? - Dicle ve Fırat'ın yönetimi, Boğazlar ve yanında federal bir Türkiye de cabası; helal olsun vallahi, AB için az bile demek geliyor insanın içinden!.. discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis forum link cialis bez receptafusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mgkamagra link kamagra gel
Lafı uzatmaya gerek yok ki...
Brüksel, Washington, Londra, Paris, Berlin ve yanı başımızdaki ''kopilleri'' ne diye uzatırlar ki; ''AB'nin yolu Sevr'den geçiyor'' desinler, olsun bitsin.
Yok Güneydoğu'ymuş, patrikhaneymiş, Ermenilermiş, sınırlarmış, ne diye uzatırsınız ki?.. Ya Lozan ya AB deyin, olsun bitsin.
İşte görüyorsunuz; Türkiye AB'ye alınacak ama o alınacak olan Türkiye sizin bildiğiniz Türkiye olmayacak. Beş altı parçaya bölünmüş Türkiye'den en küçük bir iki parçacığını cımbızla ayıklayıp AB içine tabii ki sokacaklar.
Geri kalanlar ise ''arka bahçe'' olarak işletmeye açılacak. Zaten her şey yazılmış, çizilmiş bile. Allah için, adamlar dürüst davranıyorlar: Lozan'ı bozup Sevr'i getireceklerini anlaşmalara bile yazmışlar. Parlamentolarında kararlarını bile almışlar. Ermeni tasarıları, Kürdistan projeleri, bağımsız patrikhane dayatmaları meclislerden geçmiş bile.
Onların Sevr projesine evet diyen içimizdekiler mi?
- Bir kısmı emperyalizmle işbirliği yaparak Kürdistan oluşturulacağına inanıyor, onun için destekliyor. Aynen Kuzey Irak'takiler gibi.
- İslamcı siyasiler Cumhuriyet'in yerine dini esaslara dayalı bir devletin ancak Lozan'ın tasfiyesi ve Batı'nın desteği ile sağlanabileceğini sanıyor. AB oyununu bunun için oynuyorlar. Batı'ya takıyye yapıyorlar.
- Batı sermayesinin ve şirketlerinin güdümüne girmiş kimi iş çevreleri ise ''Batı burayı bölse ve arka bahçesi yapsa da bizim işimiz bozulmaz; biz Batı'nın kazancından payımızı yine alırız'' inancını taşıyorlar.
Dolayısıyla ''AB oyununu oynamak'' bu üç grubun da işine geliyor. Brüksel ve Washington ile ''al gülüm ver gülüm'' oyunu, AB üzerinden oynanıyor.
Türkiye'nin bir bütün olarak AB'ye hiçbir zaman alınmayacağını, ''Türkiye'deki ilgili çevrelerin hepsi biliyor'' . Aksini düşünmek, ''onları, bu basit gerçeği göremeyecek kadar aptal sanmakla eşanlama gelir'' . Tabii ki bizim buna hakkımız yok...