Siyaset5 Nisan 2006 00:00

Batının Elindeki Joker - Bülent Esinoğlu

Benzetmeyi satrançtan yapacaktım daha da iyi olacaktı. Ama satrancı çok az insanımız bildiğinden Pokeri tercih ettim. Batının elindeki koz desem de olurdu. Neyi söylemeye çalıştığımı anlamışınızdır. Diyarbakır. Kürt sorunu. Batının içimizdeki kaması. Emperyalizmin Türk ulusu üzerindeki planlarını anlamadan Kürt sorununu anlamak mümkün değildir. Aksi taktirde sorun ırkçılığa indirgenir. Türk Kürt çatışmasına dönüştürülür. İşte Batınında istediği de budur. Yoksa Batının Kürt halkının  varsa sorunlarını dert ettiğini sanmak tam bir emperyalist aldatmacadır. Diyarbakır’daki olaylar sürerken Batının Türkiye’deki uzantıları meseleyi hep Türk ve Kürt etnisitesi gözü ile değerlendirdiler.Yaşananları PKK’nın gücü gibi yansıttılar. Bu aydınlar Meclisten İkiz ihanet yasaları geçerken kılları kıpırdamadı.  Emperyalizm aynı zamanda “etnomanyak” olduğundan buradaki temsilcilerinin de böyle değerlendirmelerini doğal karşılamak gerekir. Etnomanyaktan kastımız, emperyalizmin ana stratejisidir. Ulus devletleri etnik parçalara bölerek, kolay lokma haline dönüştürerek hükmetmektir. claritin mazilo claritin tablete claritin mazilo

Batı ile birlikte hareket ederek bu bölünmenin önüne geçilemez. Emperyalizmin planları ile kendi ülkenizi koruyamazsınız. Son yirmi yıldır Batının bu planlarını uygulayanlar silahlarını halkın kılcal damarlarına kadar götürdüler. Şimdilerde Kürtlerin bir kısmı benim sorunlarımı Türk devleti çözmez diye düşünüyor.  Bürüksel şimdi onlara daha yakın. Dolayısı ile Brüksel’i arkalarına alarak Türk devleti ile çarpışmak kolay yolmuş gibi görünüyor.

Kuzey Iraktaki oluşumu Çekiç Gücün sürelerini Mecliste uzatarak yani emperyalizm ile işbirliği yaparak sağlayanlar şimdi nerede? Emperyalizm ile birlikte olmayı zenginleşmek sanan o işbirlikçiler nerede? Belki kendileri zenginleştiler ama Türkiye’nin önüne koskocaman bir sorun bıraktılar. Fakirleşen Türk ve Kürt halkını birbirine vurdurarak  daha ne kazanacaksınız?

Eğer Anadolu’yu Yugoslavyalaştırmayacaksak aşağıdakileri hemen gerçekleştirmemiz  gerekir.

Batının ve Atlantik ötesinin her türlü müdahalesini reddetmek.  Bu konuda tavsiye, plan, öğüt, işbirliği tekliflerini reddetmek.

AB başvurusunu derhal geri çekmek.  Amerika ile ikili anlaşmaları derhal feshetmek.

Batı ve ABD ile yapılan  istihbarat anlaşmaları gereği ülkede bulunan ajanları derhal yurt dışına çıkarmak.          

Ülke içinde alınması gerekli siyasi, askeri, sosyal her türlü tedbiri almak. Derhal toprak reformunu yapmak.  Brüksel’de oturan toprak ağası ile Kürt halkının bağını kopartmak. Teröre karşı sert önlemler alırken Kürt halkının Bürüksel umudunu tekrar Ankara’ya döndürmek.  Halkı yeniden kazanmak.

Emperyalizm ile en fazla iç içe olan bu hükümet ile bu işleri yapmak mümkün değildir. Zaten Tayyip Büyük Orta Doğu projesinin Proje Koordinatörüdür. Yani ABD’nin memurudur. Memurun amirine itaati esastır. Bu hükümete kalırsak sadece Danimarka’ya Roj TV için yalvarmasını seyrederiz. AB’yi savunan bu hükümet ve muhalefet Türkiye’yi savunamaz.

Bir sonraki kalkışma geldiğinde eğer bu tedbirleri almamış isek artık alma gücünü de kendimizde  bulamayız. Bu önerilere işbirlikçiler karşı çıkacaktır. Ya o işbirlikçileri tercih edeceğiz yada Vatanı. Çünkü Batı ile pazarlık vatan üzerinden yapılmaktadır.