Dış Politika4 Nisan 2006 00:00

Saptama - Hüsnü Mahalli

1- ABD'nin bölgedeki yeni müttefiği (şimdilik) Kürtler'dir. Federal bir ülke olan ABD, Türkiye dahil tüm bölge ülkelerini federal bir yapıya dönüştürmeyi planlıyor.2- ABD yine şimdilik PKK'ye karşı hiç bir eylemde bulunmayacaktır.3- Iraklı Kürtler hiçbir şekilde PKK'ye karşı herhangi bir adım atmayacaktır.4- AB bildik iki yüzlülüğünü sürdürerek Kürtlere ve dolayısıyla PKK'ya var olan ilgisini ve dolaylı da olsa desteğini sürdürecektir.5- Bugünkü koşullarda Kürtler PKK çizgisinin dışına çıkamazlar. Bunun birçok iç ve dış nedeni vardır.6- PKK ile çözümün yegane koşulu genel aftır. Yani süreç içinde Öcalan'ın serbet bırakılmasıdır.7- Bir sonraki adım ise Güneydoğu'nun federal bir yapıya kavuşturulmasıdır.8- Sonrasını görmek için Sevr'in 100. yıldönümünü beklemek gerekir!discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription card

ABD, AB ve AB üyesi birçok ülke ve bu ülkelerin çeşitli kurumları Türkiye ile ilgili tüm konuları inceliyor.

Bu çabalarında onlara birçok aydın, gazeteci, akademisyen, emekli diplomat ve asker yardımcı oluyor. Yani ülkeler ve kurumlar bu kişilere bol miktarda dolar ve euro vererek çeşitli konularda araştırmalar yaptırıyor.

Parayı alanlar da işverenin ne duymak ne okumak istediğini bildikleri için araştırma sonuçlarını ona göre kaleme alıyor. Elbette hepsi bunu yapmıyor.

Son dönemde toplanan Ermeni ve Kürt Konferanslarını bu çerçevede değerlendirebiliriz.

Örneğin geçen ay toplanan şu ünlü Kürt Konferansı. İtiraf edeyim Konferans'a katılma zahmetinde bile bulunmadım.

Çünkü kimin neyi nasıl söyleyeceğini biliyordum. Çoğunluk konuşmak için konuştu.

Katılanların kaçta kaçı kendi söylediklerine inanıyordu, tartışılabilir.

Örneğin Konferans'a katılan 'Türkler' arasında bir zamanlar 'Kürt' kelimesine tahammül edemeyenler birden bire 'Kürt Sorunu'nun ateşli birer savuncuları olmuştu.

Sağcılar, solcular, İslamcılar, Maocular, Marksistler, milliyetçiler velhasılı herkes 'demokratik' çözümden yanaydı.

'Kürt' tarafını temsil edenler ise çekinerek de olsa ne istediklerini daha net ortaya koydu.

Ancak tüm bu tartışmalara son noktayı PKK koydu. Hem de somut olarak. Son bir hafta içinde Diyarbakır ve bölgede yaşanan sıcak olaylarla.

Peki o zaman Kürt Konferansı'nda konuşulanlara ne oldu? Hiç. Çünkü konuşmacıların büyük bölümü Kürt sorununun ne anlama geldiğini bilmiyordu. Ya da eksik biliyordu.

Çünkü Türkiye'deki Kürt sorununu konuşmadan önce Irak, Suriye, İran ve hatta dünyanın dört bir yanındaki Kürtlerin durumunu incelemek ve bilmek gerekiyor.

Hatta gerekirse o Kürtlerin köylerine kadar gidip onlarla konuşmayı ve neleri hayal ettiklerini öğrenmeyi gerektirir. Örneğin Ermenistan'daki Kürtlerin bölgesel Kürt denklemindeki yeri!

Tabi bu arada Avrupa'da göçmen olarak yaşayan ve sayıları neredeyse bir milyonu geçen bölge Kürtlerin rolü.

Elbette Avrupa ülkelerinin Kürt sorununa yaklaşımını ve neden bölge Kürtlerine sahip çıktıklarını anlamak gerek. Örneğin; Danimarka, Roj TV'ye neden göz yumuyor?

Hatta diğer Avrupa ülkelerinde bulunan ve sayıları 300'ü geçen PKK yanlısı örgüt ve kurumlar nasıl oluyor da o ülkelerde serbest faaliyette bulunuyor?

Ama en önemlisi ABD.

Öcalan'ı Kenya'dan kaçırıp Türkiye'ye veren ABD her nedense şimdi Kuzey Irak'taki PKK militanlarına karşı Türkiye ile birlikte bir eylemde bulunmuyor. Iraklı Kürt liderler Barzani ve Talabani benzer tavır sergileyerek PKK'ye yönelik genel af istiyor.

Tüm bu ana başlıkların ve altındaki binlerce detayların karmaşık ilişkilerini bilmeden Kürt sorununu çözmek isteyenler hayal peşinde koşuyor.

Buna kalkışan 'Soros aydınları' yalnızca kendilerini değil aynı zamanda devleti, hükümeti ve insanları da aldatıyor.

Bir sorunu bilimsel ve politik tartışmak başka, hayali temennilerde bulunmak bambaşka bir şey.

İşte bu nedenle Irak'taki gerçekleri, ABD'nin neden PKK'ye karşı bir eylemde bulunmamasının nedenlerini, AB'nin Kürtler ve PKK ile ilgili gerçek niyetlerini ve Suriye ile İran'daki Kürtlerin durumunu, bölge ülkelerindeki Kürt örütlerin kendi aralarındaki ilişkilerin detaylarını bilmeden Türkiye'deki Kürt sorununu konuşmanın bir anlamı yok ve olamaz.

Başka bir ifadeyle Kürt sorununun çözümü yalnızca Türkiyenin iç faktörleri ile çözülemez ve çözülmeyecektir.

Türkiye gerçeklerini doğru dürüst anlamayanlar, rüzgarın yönüne göre görüş değiştirenler ve hep karınlarından konuşanlar hiçbir şekilde Kürt sorununa çözüm bulamaz.

Çünkü bu sorunun herkesçe bilinmesi gereken temel gerçekleri vardır:

1- ABD'nin bölgedeki yeni müttefiği (şimdilik) Kürtler'dir. Federal bir ülke olan ABD, Türkiye dahil tüm bölge ülkelerini federal bir yapıya dönüştürmeyi planlıyor.

2- ABD yine şimdilik PKK'ye karşı hiç bir eylemde bulunmayacaktır.

3- Iraklı Kürtler hiçbir şekilde PKK'ye karşı herhangi bir adım atmayacaktır.

4- AB bildik iki yüzlülüğünü sürdürerek Kürtlere ve dolayısıyla PKK'ya var olan ilgisini ve dolaylı da olsa desteğini sürdürecektir.

5- Bugünkü koşullarda Kürtler PKK çizgisinin dışına çıkamazlar. Bunun birçok iç ve dış nedeni vardır.

6- PKK ile çözümün yegane koşulu genel aftır. Yani süreç içinde Öcalan'ın serbet bırakılmasıdır.

7- Bir sonraki adım ise Güneydoğu'nun federal bir yapıya kavuşturulmasıdır.

8- Sonrasını görmek için Sevr'in 100. yıldönümünü beklemek gerekir!