DOKUZUNCU SENFONİ EŞLİĞİNDE DEVLETİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ - Hüseyin MÜMTAZ
“Beraber yürüdük biz bu yollarda” ile Beethoven’in ünlü Dokuzuncu Senfonisi arasında ne gibi bir bağ olduğunu hiç düşündünüz mü? “Ne alâkası var?” demeyin, bal gibi var. Dokuzuncu Senfoni, AB’nin gayri resmi “milli” marşı. Avrupa’nın din-dil-ırk gibi “temelde” aynı olan ortak değerlerini terennüm ediyor. “Beraber yürüdük ve beraber ıslandık” ise Türkiye’nin “millî bir hedefmiş” gibi “cebren ve hile ile” yürü(tül)düğü AB yolunu.. Ben 4 Temmuz 2003’den beri Akepe’nin derin müzik kulağından kaynaklanan ince duygularını yine derin bir hayranlık ile izlemişimdir. Meşhur ve malûm çuval hâdisesinden sonra hatırlayacaksınız Erdoğan Amerika’ya nota verilip verilmeyeceğini soran gazetecilere “Ne notası, müzik notası mı?” gibi bir cevap vermişti. Erdoğan “Yerel Kalkınma 2000” adlı toplantıda partili belediye başkanlarına “Son zamanlarda terörün ülkemizde varmak istediği bir hedefi var. Bu tabii, iktidarımızın, terörün enstrümanlarını elinden alması sebebiyle zafiyet bulmasından kaynaklanıyor.”escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkohol
Hayrettir, başbakanın yukarıdaki sözlerini aldığımız Cumhuriyet’le aynı gün (2 Nisan 2006) yayınlanan Milliyet Gazetesi’nde de iktidarın vücut dilinden iyi anlayan bürokratlarından Diyarbakır Valisi Ala’nın bir röportajı yayınlandı.
"4 gündür uykusuz olduğu halde “konuşurken derin analizler ve Karl Popper'den, Kemal Tahir'den, Eric Fromm'dan alıntılar yapan” Efkan Ala Can Dündar’a diyor ki;
“OHAL çözüm olsaydı bu sorunları hâlâ yaşıyor olmazdık. O geçici bir dönemdi, uzun sürdü. Artık bir sorunu çözerken yeni sorunlar yaratmaktan kaçınmak lazım. Coptan başka enstrüman tanımayanların devri geçti.”
“Enstrüman” gibi yabancı, az kullanılan ve zor bir kelimenin aynı olayla ilgili olarak aynı anda değişik kişiler tarafından ve birbirinden kilometrelerce uzakta kullanılması için “derin” bir “hissi kablel vuku”nun mevcut olması gerek.
“Coptan başka enstrüman”..
Gördük televizyonlarda.. Diyarbakır polisi kendisine Molotof kokteyli atan göstericilere sapan ile karşılık veriyordu.
Sapan.. Şu çocukken çatala bağladığımız lâstikle kuş avlamaya çalıştığımız “enstrüman”..
Acaba Ala göstericileri H5N1 virüsü yaymaya çalışan bir çeşit kuş mu zannetmişti?
Yine acaba bundan böyle “Diyarbakır valiliği birimleri arasında yapılan havalı sapan atış müsabakalarında filan şahıs Türkiye rekoru kırarak birinci oldu” haberlerine mi rastlayacağız?
Yapmayın efendiler.. Yazıktır bu devlete.
Ecevit de 74’de jet uçaklarından adaya önce çiçek atılmasını önermişti.
Bir ay olmadı.. Bir “anne” Ankara’da elinde pankartla tek kişilik bir gösteri yapıyor. Irak’ta cinayetlerin durdurulmasını isteyerek kaldırımdan sakin sakin Amerikan Büyükelçiliğine yürüyor.
Polis çeviriyor.
“Sizi merkeze götüreceğiz” diyorlar. Kadın “Burası Amerika değil, Türkiye” diyerek protestosuna devam etmek istiyor, pankartı Elçiliğin duvarına bırakıp gideceğini söylüyor.
Olmuyor. “Merkeze” götürülüyor.
Aynı gün televizyonda, Straw’un davetlisi olarak Blackburn’a giden Condelezza Rice’ın yoğun gösterilerden dolayı hiç konuşturulmadığını gördük.
Göstericiler portakal renkli çuval giyiyorlardı ve “Katil. Bugün Irak’ta kaç çocuk öldürdün?” pankartları taşıyorlardı.
Aynı ziyaretin İstanbul veya Ankara’da olduğunu ve protesto etmeye kalkışıldığını düşünün..
İnen kalkan copları düşünebiliyor musunuz?
Peki, neden batıda cop da doğuda sapan?
Neden ülkenin farklı köşelerinde farklı “çalgı aletleri”?
Ne demişti bir süre önce Murat Yetkin’in “çok üst düzey etkili askeri yetkili”si?
“'Düşünce ve ifade özgürlüğünü kötüye kullanıyorlar. DTP'nin yetkilileri çıkıyor, terör eylemlerini övüyorlar, ses çıkmıyor. Polis, Öcalan posterleriyle gösteri yapanlara batıda başka, doğuda başka davranıyor; batıda müdahale ediyor, doğuda etmiyor. Bu acaba bir talimatla mı yapılıyor? Soruyoruz, ses çıkmıyor. Yarın belediyelerin kapısına Türk bayrağının yanına, belki de yerine başka bayrak asacaklar, o zaman da ses çıkmayacak.” (Radikal 26 Ocak 2006)
Ülkenin doğusunda farklı müzik aletlerinin kullanılması BBC’nin Diyarbakır’dan “Bölgesel Başkent” olarak bahsetmesini engellemiyor.
AB’nin ve ABD’nin “askeri usuller kullanılmasın” diye akıl öğretmesini de..
Avrupa Halk Partisi'nin Roma'daki geçen perşembe günkü toplantısında alınan ve Avrupa Birliği üyesi 11 devlet başkanı tarafından da onaylanan “Gerginliğin azaltılması için Kıbrıs’tan Türk askeri çekilsin” şeklinde bir kararın çıkmasını da engellemiyor.
Kıbrıs’tan ve güneydoğudan Türk askeri çekilecek ama İngiltere ve Amerika açık olarak, İsrail de “eğitimci ve güvenlikçi” olarak “demokrasi getirmek üzere” Irak’ta bulunacak.
Neydi o şarkının adı?
“Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık”..
İyi uykular Türkiye..2 Nisan 2006
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA
57’İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”