AKP politikaları toptan çöküşe gidiyor - Hasan Ünal
AKP’nin uyguladığı politikaları iki ana bölümde değerlendirmek mümkün. Birincisi ekonomi, ikincisi de dış siyaset. Dış siyaset Amerika ve AB ile ilişkilerden oluşuyor. IMF politikalarına verilen halk desteği hızla düştü. IMF politikaları başlatıldığı zaman, halk desteği yüksekti. Hatta 2001 krizine rağmen Kemal Derviş’in gelmesi üzerine bu destek yeniden oluştu ve uzunca bir süre Derviş’in ekonomiyi kotaracağı ümidi vardı.AKP Kemal Derviş’in programını uyguluyor. AKP’nin ekonomi kurmayları bu programın bir önceki iktidar döneminde ‘başarısız’ olmasını siyasi iktidar eksikliğine dayandırıyorlar. AKP’ye verilen büyük parlamento desteğiyle bu sorunun ortadan kalktığını düşünüyorlar. Ama görünen o ki, bu program Türkiye’yi batağa götürüyor. Yüksek faiz ve düşük kur esasına dayanan program üretimi ve ihracatı yavaşlatıp, işsizliği azdırıyor. Buna karşılık ithalatı patlatıyor. Fabrikalar birbiri ardına kapanıyor.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis forum cialis prodaja cialis bez receptaabilify idippedut.dk abilifymicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
ABD ile ilişkilere verilen halka desteği ise tamamen ortadan kalktı. Bütün anketlerde Türk halkının yüzde doksanlar üzerinde Amerika’yı bölgesel barış ve güvenlik için baş tehlike gördüğü anlaşılıyor. İsrail ikinci sırada. AKP ise Türk siyasi tarihinin en Amerikancı partisi. Türk halkının tepkileri Amerika’nın Irak’ta yaptıklarından dolayı. Irak halkını aşağılaması, Kürt devleti kurdurmaya çalışması, Barzani ve Talabani’yi üzerimize sürmesi, Türkmenleri Kürt gruplara ezdirmesi gibi sebepler Türk halkının gözünden kaçmıyor. Ayrıca halk Amerika’yı Ortadoğu’daki en büyük tehlike ve tehdit olarak görüyor.
Amerika’nın AKP’den talepleri var. İran ve Suriye konusunda AKP’nin Amerika ile tam bir işbirliği içerisinde olmasını istiyor Vaşington’daki çıldırmış görünen yönetim. O zaman bu iş nasıl olacak? AKP seçmeninin neredeyse tamamı Amerika’yı bölgesel barış ve güvenlik için birinci tehdit görürken, onlardan oy alan ve hâlâ da almak isteyen bir iktidar nasıl olacak da Amerika ile işbirliği yapacak? Eğer yapmazsa, o zaman bütün geleceğini bağladığı Amerika’yı kaybedecek? Böyle bir durum büyük bir finans krizi olmanın ötesinde adeta bir felaket demek AKP için. Amerika ile işbirliği de ayrı bir felaket. Yani tam bir kırk katır ve kırk satır hikayesi.
AB ile ilişkiler bu iktidarın en önemli meşruiyet alanını oluşturuyor. Ama orada da kriz var. Bir kaç hafta önce Abdullah Gül’ü Viyana’ya çağıran Avusturya dönem başkanlığı fiili müzakerelere başlamak için mutlaka ve mutlaka Ek Protokol’ün Meclis’ten geçirilmesini ve uygulamaya konulmasını istedi. Böyle bir şey KKTC’nin sonu demek. Kaldı ki, bu yapılsa ve Kıbrıs tamamen elden çıkarılsa bu defa da Ege ve Ermeni soykırımı iddiaları gelecek. İçerde yaptıkları Diyarbakır’da PKK isyanını teşvik ediyor. Özetle söylemek gerekirse, hükümetin üzerinde oturduğu meşruiyet alanlarının tamamı alttan alta yandı ve yangın yukarıya vurmaya başladı. Acaba Başbakan Erdoğan’ın durumdan haberi var mı? Hiç farkında değil de. Şaşırmam da onun için soruyorum...