Okullar çürütüldü - Rıza Zelyut
ÇÖKERTİLEN ULUSAL KÜLTÜRTürkiye'de okullarda yükselen şiddet; zihniyet çürümesinin eseridir. Hiçbir millet; kendi kültürüne düşman edilmediği halde; Türkiye'de; Türk kültürü 'kötü, geri, ilkel, çağdışı' gibi gösterilerek çocuğun kimliği ile çatışması gündeme getirildi. Öğrencilere; milli duygular aşılanacak iken; Türk kültürü (geleneği, töresi, yaşam biçimi, sanatı) öğretilecekken; bunların yerine ithal değerler sunuldu. Batı kaynaklı kozmopolit kültür; bir virüs gibi gençlerin kanını zehirledi. Bu yetmedi; Arabistan kökenli gerici düşünce de din elbisesi giydirilerek yeni bir virüs olarak salgın haline getirildi. Batıcılık virüsü ile şeriatçılık virüsü, Türkiye'yi sardı. Gençler 3 T'nin (Telefon, test, türban) esiri edildiler. Böylece ruhu çürütülen gençler; şiddeti olağan görüp o alanda kendilerini isbata kalkıştılar.Yani; Şiddet; çok önceden bilinçli biçimde tasarlanmış adımların sonucunda gençlere seçenek olarak sunuldu; onlar da bu seçeneği kullanmaya başladılar.oxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Deniliyor ki: Televizyondaki şiddet dizileri, çocukları şiddete yöneltiyor. Peki bu kültür politikasını yönlendiren sizin hükümetiniz değil mi?
ÇÖKERTİLEN ULUSAL KÜLTÜR
Türkiye'de okullarda yükselen şiddet; zihniyet çürümesinin eseridir. Hiçbir millet; kendi kültürüne düşman edilmediği halde; Türkiye'de; Türk kültürü 'kötü, geri, ilkel, çağdışı' gibi gösterilerek çocuğun kimliği ile çatışması gündeme getirildi. Öğrencilere; milli duygular aşılanacak iken; Türk kültürü (geleneği, töresi, yaşam biçimi, sanatı) öğretilecekken; bunların yerine ithal değerler sunuldu. Batı kaynaklı kozmopolit kültür; bir virüs gibi gençlerin kanını zehirledi. Bu yetmedi; Arabistan kökenli gerici düşünce de din elbisesi giydirilerek yeni bir virüs olarak salgın haline getirildi. Batıcılık virüsü ile şeriatçılık virüsü, Türkiye'yi sardı. Gençler 3 T'nin (Telefon, test, türban) esiri edildiler. Böylece ruhu çürütülen gençler; şiddeti olağan görüp o alanda kendilerini isbata kalkıştılar.
Yani; Şiddet; çok önceden bilinçli biçimde tasarlanmış adımların sonucunda gençlere seçenek olarak sunuldu; onlar da bu seçeneği kullanmaya başladılar.
NEREDE YÖNETİCİ?
Eski bir öğretmen ve okul müdürü olarak şunu da söyleyebilirim: Öğrenciyi, okul iyi yönlendirebilir. Bunun için yöneticinin pedegoji ve psikoloji bilgisinin tam, kendisinin de komplekssiz olması gerekir. AKP hükümeti döneminde pedagojik eğitim almış okul müdürleri hızla tasfiye edildiler ve buralara imam hatip kökenli partili adamlar getirildi. Bunlar; öğrenciyi yönlendirmede yetersiz kaldılar.
Elbette, okulda şiddete bulaşan çocukların çoğu, yeterli aile eğitimi almamış olanlardan çıkıyor. Ailede şehir kültürü ile donatılmayan çocuk; okulda içine düştüğü açmazdan; şiddete baş vurarak kurtulmaya çalışır. Ezilen genç; kendisini göstermek için şiddeti bir araç olarak seçer. Bu yüzden sorun sadece öğretmen-okul ikilisini değil; aileyi de birinci derecede ilgilendirir.
ÇARE ATATÜRKÇÜ EĞİTİM
Kimlik bunalımına itilen öğrencileri kurtarmanın yolu; onlara kendi ruhlarını tırmalamayacak eğitim sunmaktır. Bu da Atatürkçü eğitim modelini hiç eksiksiz uygulamaktan geçer. Yani, okullarda laik, çağdaş, akla dayalı ve milli kültürü temel alan bir modeli hiç eksiksiz hayata geçirmek...
İşte sorun burada... Bugünkü Milli Eğitim Bakanı Çelik; tarikatçi Said-i Nursi'ye (Kürt Said) övgü düzdüğüne göre; Atatürkçü eğitim modelini okullarda uygulatabilir mi?
Başbakan Erdoğan, Sudan'a giderken; 'Basın, okullardaki olayları abartıyor. Bunları yazmayın.' anlamına gelen uyarılar yaptı ama eğitimin içine itildiği çürümeyi aklına bile getirmedi.
Efendiler; lütfen sebebi başka yerlerde aramayın. çünkü, bu okulları siz yönetiyorsunuz; siz!