Şemdinli tezgahına giden yolu açanlar - Behiç Kılıç
Türkiye Cumhuriyeti’nin seksen küsur yıllık gelişmesine bakıldığında ,en önemli düşman unsurlarını kendi içerisinde güçlendirdiğini görüyoruz!..Cumhuriyet,en ciddi tehlikeyi , bu içerisinde gelişip serpilen ,kendi içerisinde gelişmesine göz yumduğu “düşman “hareket karşısında yaşıyor. Atatürk’ten sonra ülkenin tepesine yerleşen siyaset-ticaret ortaklığındaki güçlerin “talancı”tavırları ile yarattıkları başıbozuk sistemin ülkeyi ,“kendi düşmanını besleyen bir bataklığa" çevirdiğini görüyoruz.Siyaset-ticaret işbirliğindeki “talan” güçlerinin egemen olduğu ülke,bir taraftan bu “tepedekiler” tarafından batılı uluslar arası tefecilere ipotek ettirilirken, can bedeli ile kurduğu “Cumhuriyet” giderek temel yapısından uzaklaştırılmıştır. Ülkeyi çıkarları doğrultusunda “dışarıya” ipoteğe açan hakim güçler,”içeride “ de kendilerine “tepe” noktada kalmalarına güç verecek olan iktidarı ellerinde bulundurmak için ,kitleleri elinde tutan ağalık,aşiret düzenlerini beslemiştir. Bu cephedeki ırkçı temeller,etnik yapı,tarikat tacirliğindeki yüksek gelir,Anadoluya hakim olan eşraf bir taraftanda kendi küçük beyliklerini geliştirme temelinde hareket etmişler böylece “Cumhuriyet” önemli biçimde örselenmiştir.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis forum link cialis bez recepta
Onlarca yıl içerisinde siyaset-ticaret egemenlerince hırpalanan ülke içerisinde “Bir gün hesaplaşmak için” pusuya yatan ,tarikat temelinde de oturmuş olan ,aşiret birlikteliklerinden meydana gelen etnik ırkçı güçler önemli ölçüde maddi imkana kavuşmuşlardır.Bu güç genellikle yer altı dünyasının ekonomik kuralları içerisinde gelişmiştir.Uyuşturucudan silaha,insan ticaretinden her türlü kısa yoldan güç kullanarak paraya ulaşma yolları olarak seçilmiştir.Sağlanan gelir,siyaset –ticaret egemenlerinin “bekçileri” haline dönüştürülen bir takım devlet görevlilerine de “rüşvet” yolu ile pay sağlamış ,böylece “iç düşman” daha da rahat hareket etme imkanı bulmuştur.
Ve sadece bir kesittir sunduğumuz..
Hoyratça tahrip edilen cumhuriyetin sadece bi düşman kesiti...Ve bu şekilde çok düşmanı sinsi sinsi gelişmiştir temelde aynı sistemlerden beslenerek..!
Devam edelim...
Cumhuriyetle hesaplaşmak için pusuya yatanların sabırla kadrolaştıklarını,devlete sızdıklarını,siyasete hakim olduklarını biliyoruz...
Bu etnik ve tarikat yapısı...
Bu şekilde çok güçlüdür..
Ve kadroları da;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eğitim kurumlarında üniversitelerinde yetiştirilmiş ve yetiştirilmeye devam edilmektedir..
Bu şekilde yetişen,Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanı kimlikler arasında şimdi bu devletin sağladığı Profesör titri ile bu devletin devlet üniversitelerinde dahi “Truva atı” nitelikli tipler Türk gençlerine “Cumhuriyetin” temel ilkeleri karşıtı fikirler aşılamayı sürdürmektedir.Bu “düşman” kimlikler, ülkeyi yöneten siyasilerce “danışman” olarak yol gösterici olarak seçilmekte,bunların para karşılığı Soros gibi,Ermeni diasporası gibi Barzani-Apo ekseni gibi ırkçı saldırı peşindeki kuruluşlara Türkiye aleyhine hizmet vermelerine göz yumulabilmektedir.
Bu kadrolar,Atatürk Cumhuriyeti’nin temel prensiplerine karşı olan bu kimlikler ,ülkenin ekonomik dengelerini elinde tutan sermaye hakımleri ile de yakındırlar.Sermayenin yönetim kadroları bunlara teslimdir.
Mantığı da basittir..
Uluslar arası tefecilerin sonsuz kontrolündeki Türkiye Cumhuriyeti bu gün bu tefecilerin acentaları durumundaki birkaç ailenin ekonomik ve siyasi kontrolü altındadır.Bu aileler usulen TC kimliğine ama gerçekte,Türk toprakları üzerinde bitmez tükenmez hesap peşindeki emperyal güçlere bağlıdırlar.
Bu acentalar giderek milliliği terk etmişler (Aldıkları talimat gereği) kadrolarını da üniversiteden devşirilmiş etnik ırkcı ,intikam kollayan Cumhuriyet karşıtlarından oluşturmuşlardır.
Dahası bu “ sermaye” bu nitelikteki kadroları yetiştirmek için “Üniversite” adı ile “programlama merkezleri” de kurmuşlardır.
Ve derin devlet..
Bilinenin aksine,devletin bazı haber alma servisleri etnik kimlikleri Türk olmayan,Türk kimliğine karşı ama Türk nüfus kağıtlı elemanlara sahiptir. Mesela medyada ,üniversite öğretim üyeleri arasında ,iş aleminde falan hiç ummadığınız kimlikler “derin devlet” ilişkisi içindedirler.Vurguluyorum bunlar samimi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş prensibi ile kavgalı kişilerdir.
Bu örgütlenmenin sebebini anlattık...
Vurgu olsun diye hatırlatalım, Kuzey Irak’ta Barzani’ye “şirinlik” yapan bizim “büyük sermaye” için devletin milli varlığının ticaretin yanında bir kıymeti harbiyesi olmadığının deklare edildiğini “globalizm” yutturmacaları ile izah edildiğini biliyoruz.
On yıl öncesine gittiğimizde Abdullah Öcalan’ın çetesine “Biz ayrı devlet değil tüm Türkiye’yi istiyoruz.İstanbul,Ankara,Adana,Ege’de artık vaırız.Bu kazanımlar kolay olmadı ve terkedilemez” derken şu ittifakın da altını çiziyordu.
“Biz artık sadece sol ideolojiden ve dışarıdan destek almıyoruz.Türkiye’nin önemli sermaye gurupları da bize sıcak bakıyor.”
Çetebaşının bu sözleri arşivlerde mevcuttur.
O kadar ki;
Aynı tarihlerde ,PKK çetesinin günlük yayın organlarında ,Türkiye’nin en önemli “Patron” ailesine mensup kadın için adı verilerek “Kendisine şükranlarımızı sunuyoruz” başlığı ile köşe yazısı yazılmıştı.
Bu “önemli patron hanım” ,AB’yee yaltaklanmak için Türk Devletinin savunma insiyatifinden ödün verilmesinde öncülük yapan,şimdilerde yüce divan kapısındaki bir siyasi kimliğin partisinde de boy göstermişti.
Bugün hissedilen PKK saldırılarıdır..
Bu ırkçı harekete odaklanmış durumdayız..
Yanı sıra fark etmediğimiz tehlike büyüktür...
Tarikat kardeşliğinde,devlet kadrolarına,bu kadroların üst katmanlarına tırmanan bir Kürt İslam Hareketi vardır..
Hiç telaffuz edilmiyor..
Çünkü belirttiğim gibi bu bir “Tarikat kardeşliği” temelinde yükseltilen saldırıdır..
Çağdaş Şeyh Sait hareketidir..
Bu konudaki adresleri çözmek için “Para”nın kontrolünü elinde bulunduran resmi güçlere bakın...Kimler parayı kontrol ediyor,kimler kimleri yeni zenginler olarak ortaya çıkarıyor,kimler hangi sermaye guruplarını haklı gerekçelerle de olsa batırdıktan sonra onların mallarını hangi kimliklere yönlendiriyor.bunlar neden yapılıyor.Paralı kontrol edecek olan hangi kimlikler Cumhuriyet’in kale duvarlarına koç başı gibi vuruluyor..
Bu saldırıyı yapan “seçilmişlere” bakın..
Ruhlarına kazınmış Şeyh Sait damgasını ve tarikat kardeşliğini göreceksiniz..
Şu ünlü olaya da bakın...
Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a yöneltilen organize saldırının güç aldığı odak ta aynıdır...
Hakkari Şemdinli Van üçgeninde Cumhuriyet sınırından dalmayı deneyen Barzani işbirliği de bu “Şeyh Sait” temelindedir.
Şemdinli oyununa seyirci kalmak ta...
Türkiyelilik tuzağına düşmek te...
Bu Siyaset-ticaret egemenliği,bu sermaye,bu profesörler,bu üniversiteler oldukça..!