TAKATİ KESİLMİŞ TÜRK’ÜN YURDUNDA SANAL KÜRT MİLETLEŞTİRMESİ - Mehmet Z. Öztürk
Ensemizde terörün soluğunu hissetimiz onlarca yıldır 21 Mart artık neredeyse tadını kaybeden bir gün olmaya başladı. Oysa binlerce yıllık geçmişe dayanan, simgeleşmiş, devleşmiş ve haklı olarak orijinal bir milletin Türklük duygusunu haykırdığı ve bu haykırışı baharla yenileyip coştuğu gün artık neredeyse gittikçe hatırlanmak istenmeyen bir gün haline dönüşmek üzere.Unutmamalı ki, yüzlerce yıldır yaşadığımız bu topraklar bizlere bir bağış, tepside tapusu verilmiş geçici bir yurt değildir. İki gün önce bunun böyle olmadığını 18 Mart Çanakkale Zafer gününü hep birlikte Edirne’den-Hakkari’ye kadar kutlayarak gösterdik. Gelecek binlerce yıl kutlamaya da devam edeceğiz.Belli medya, yazar, akademisyen, siyasi, bürokrat vb. işin kolayına kaçmakla beraber, salt maddi çıkarları gereği ve ihanetin kölesi olmaları nedeni ile terör örgütünün amaçlarını yarattıkları sanal bir ırk ya da milletin sorunu gibi göstermeye çalışsalar da bu emelleri başarıya ulaşmayacaktır.new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscialis forum cialis bez recepta cialis bez receptacialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Her şeyden önce “sevr” koşullarının ince ince dayatıldığı şu günlerde siyasi iradenin basiretsiz yaklaşımı, siyasi gelecek uğuruna görmezden gelen tutumuna rağmen bu ülke topraklarının koşulsuz savunulması, kayıtsız şartsız elde tutulması, hiçbir gerekçe kabul edilmeksizin tek parça ve bütün halinde Türk yurdu olarak yaşatılması gereği yüzlerce yılın verdiği en doğal tarihi hak ve mirastır.
Bunun yanı sıra var olmanın ve bu yurtta koşulsuz devam etmenin, bir Kurtuluş Savaşı, bir Sakarya, bir Dumlupınar Meydan Muharebelerinin, bir Çanakkale Zaferinin kısa tarih geçmişi içinde kazandırdığı hakkı, son 30 yıldır peş peşe servis edilen Ermeni ve PKK terörü karşısında kazanılan başarı daha da perçinlemektedir.
Bu şu demektir; bu yurt Ermeni terör saldırısı ve arkasında PKK terör saldırısı karşısında, Avrupa’da diplomatlarımızın katledilmesi sonrasında yurt topraklarında, Diyarbakır’da Lice’den, Kulp’tan başlayıp Cudi, Gabar dağlarında, Hakkari’nin Şemdinli, Yüksekova’sına kadar, Ağrı dağından, Tunceli, Bingöl vadilerine kadar her adımda, dünyanın, çağdaşlık, ileri teknoloji, insan hakları naraları attığı bir dönemde bu ülke insanı 30 bin insanını feda etmişse bu gün durumunu asla ve asla Batının sinsi oyunu ile kendine alet ettiği bir gurup etki ajanının emelleri için bir milim bile değiştirmeyecektir.
Her ne kadar günlük yaşamında karnını zor doyursa da, eski elbisesini yenileyemese de, nice parasızlık sorunu yaşasa da, amaçlı medyanın, dizi, maç, magazin sıkıştırmalarına maruz kalsa da bu ülke insanı Çanakkale’de olduğu gibi her koşulda ve her alanda ülkesini ve toprağını koruyacaktır.
Örgütün silahlı başarısızlığını siyasi başarıya çevirmek isteyen bir avuç yerli insanın Avrupa ve Atlantik ötesinin hazırladığı “sanal Kürt milleti yaratma projesinin” köleliğinde bu ülkenin değerlerini, eritme, yok etme, çalma girişimleri yine bu ülke insanının dik duruşu ile son bulacaktır. Unutmamak gerekir ki bu gün bu sanal milletleştirme ve ülkeyi bölme çabası sonuçsuz bırakılırsa yarın Batı yeniden ve daha iştahlı, daha istekli bir başka projeyle saldırısına devam edecektir.
Bir çok akademisyen, bir çok diplomat, bir çok bürokrat bu gün üzerine ölü toprağı serpilmiş ve hatta korku belası ya da çıkarı nedeni ile sessiz kalırken bir başka bilim adamı esas konusu üzerindeki akademik kariyerinin ötesinde çok cesur, kararlı ve gerçek çalışmalar yapmaktadır.
Bu gün onlarca yıldır başımıza bela edilen PKK terör örgütünün ardına bağlanarak sürüklenen Kürt ve Kürtlük konuları aslında hangi gerçeklere dayandığını, aslında yerli siyasetin “sorun” dediği Kürtlüğün gerçek anlamda bir sorun olmadığını bilimsel olarak ortaya koyan bir kitaptan bahsetmek istiyoruz.
Bahsettiğimiz bilimsel çalışma çok iyi tanınan Prof. Şener Üşümezsoy’a ait. Kitabın adı “Kürt “Kim”liği”. Büyük emek harcanarak, derin araştırmalara dayandırılan kitap “Kürt” kimliğinin ya da millet olma bağlamında “Kürtlüğün” gerçekte ne olduğunu anlatıyor. Kısacası kitap yabancı ve tarihi kaynaklara dayanarak bu gün kolaycılık içerisinde anlatılan “Kürt” dayatmasının bilimsel olarak hangi evrelerden geçtiğini anlatıyor.
Kitap okunması kolay bir dille ve yormadan okunacak sayfa sayısında yazılmış.
Kitabı okuduğunuzda Nevruz bayramını birilerinin hangi amaç doğrultusunda 21 Mart’laştırdığını daha iyi anlayabileceksiniz.
Terörün ve Batının köleleştirdiği bir avuç sanal Kürt milliyetçisinin değil bu ülke insanının kendi Nevruz bayramını kutladığı asırlar dileği ile…