O Komşu Devletteki Nükleer Merkez - Mustafa Yıldırım
O şehirde on beş yıl önce bir deprem oldu. Öyle sıradan değil. Ciddi bir deprem! T.C. devleti hemen yardım etmek istedi. O devlet hemen, senden yardım almam dedi. Kimse o devletin yöneticilerini ırkçılıkla, insanlık düşmanı olmakla suçlamadı.O devletin başkenti sınırlarımızın dibinde sayılır. O başkentin yakınlarında bir nükleer santral vardı. Kimsecikler o nükleer santrala karşı, hem de deprem olmuş bir yerdeki santrala karşı bir eylem yapmadı; bildiri dahi yayınlamadı. O devlet o başkente yakın yerde ikinci bir 730 MW’lık nükleer santral yaptı. Ona da, ne yapın süresince, ne de yapıldıktan sonra sesini çıkaran olmadı. “Deprem kuşağında nükleer santral mı olur?” demediler. Atina devleti o santral için “Bölgeyi tehdit ediyor” deyip Avrupa-Amerika Birleşik Devletleri’ni ayağa kaldırmadı.Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde hiç kimse, ama hiç kimse, “Çernobil şu kadar kilometre uzaktayken başımıza neler geldi?” deyip santralın kapatılmasını istemedi. Üstelik o santral, Silifke Akkuyu’dan Adana kadar uzaktaydı, Rize’ye, Artvin’e, Kars’a, Van’a… new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenacialis walgreen coupon site cialis coupon
Ve hiçbir Genel Kurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı durup dururken,“Türkiye nükleer tehdit altında” diye, savaş açma anlamına gelebilecek bir açıklama yapmadı! Üstelik o santral sahibi devlet, dünyanın her yanında T.C’ne karşı, diplomatlarını öldürtmek dahil, düşmanca tavır sergileyip, Türkiye’nin topraklarında gözü olduğunu açıkça ilan etmişken!..
Hangi devlet? Hangi şehir? Hangi nükleer santral mı?
Onu da siz bulun. Örümcek Ağı’nın parçası olan medyanın, kalemşörlerin, ak lını peynir ekmekle yemiş meslek odası yöneticilerinin, Amerika-Avrupa Birleşik Devletleri’nden beslenen, Yunanistan uzosuyla kafayı bulan çevrecilerin yaygarasına bakmak yerine, birazcık da olsun siz kafayı patlatınız.
* * *
O yakın devletin, İstanbul’a 40 0 kilometre uzaktaki o kentinde de bir nükleer santral var. Eski mi eski! Ama güçlü mü güçlü! Üstelik Avrupa Atom Enerjisi Ajansı, o santralın bakımsız ve eski olduğunu ileri sürerek o santralı bir süre kapattırmıştı. O devlet de geçmişte Türkiye’ye elektrik satmışken, o santral kapatıldığı için, Türkiye’den elektrik almak zorunda kalmıştı. Ancak o devlet elektrik kesintisi yapacağına o santralı işletmeye başladı. Siz hiç o santral durdurulsun, diye eylem yapıldığını, bildiri yayınlandığını duydunuz mu?
* * *
Öteki devlet ise Çukurova’ya, Kıbrıs’a pek yakın! Orada yalnızca nükleer elektrik santralı yok! Onlar oraya Nükleer Merkez diyorlar. Üstelik o devlet yakın uzak tüm komşularıyla savaşmış. Üstelik o devlet, yakın uzak tüm komşularını açıktan tehdit ediyor. Siz hiç o devletteki o Nükleer Merkez’e karşı eylem yapıldığını duydunuz mu? Ben duydum. Ama Türkiye’den değil! O devletin içinden bir kişi yaptı bunu. O kişiyi de o devlet, “Vatan haini” ve “casus” diyerek hapislerde çürüttü!
* * *
Bir devletin, özellikle komşularına karşı, o devletin ordularının en üst makamı komşularını tehdit olarak gördüğünü açıkladığında, savaş ilanı anlamına gelmez mi?
İyi de Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst makamında görevli kişi neden susuyor ve ulusumuzun geleceğini, hem iktisadi, hem insani olarak tehlikelere düşürecek girişimlere bir dur demiyor! Haydi dur demiyor, niçin en yetkili kişi, ve başkumandan olarak ağzını açmıyor?
Yoksa ABD başkanı na, “Dünya liderisiniz” diye mektup yazıp, soykırım yasasına engel olunmasını istediklerini unutamıyorlar mı?