Özkök'ün Bilmecesi! - Arslan Bulut
Türk halkını, Avrupa Birliği ve Amerika'ya mecbur olduğumuza dair bir şartlandırma zinciri içine niçin sokuyorsunuz Sayın Özkök? Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Harp Akademileri Komutanlığı''nda yaptığı konuşmada, ''''asimetri yaratacak fikirlerden ürkmemek'''' gerektiğini belirterek, ''''uygarlığın, karşı fikirlerin çarpışmasıyla geliştiğine'''' dikkati çekti ve ''''Çok aykırı fikirlerle karşılaşabilirsiniz, hele bu fikirlere ''vatan haini bir düşünce'' gibi çok iddialı bir önyargı ile yaklaşırsanız, fikirlerden istifade marjını daha başlangıçta sıfırlamış olursunuz'''' dedi. Genel hatlarıyla doğru görünen bu değerlendirmeyle ilgili bir soru sormak istiyorum: new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsnaproxennatrium go naproxen kruidvatsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effects
***
Bu arada unutmadan belirteyim. Bir kimsenin, ayrılıkçılık vesilesi haline getirmeden etnik kökenini "gerekirse" vurgulamasından bugüne kadar kimse rahatsız olmamıştır.
Mesela birisi Avşar kökenli olduğunu övünerek söylüyorsa, bu Türk kimliğine karşı olduğunu göstermez. Nasıl ki, geçmişte, birisi Kırmançi veya Zaza olduğunu övünerek söylediği zaman, bu durum hiç yadırganmıyordu. Ama ikide bir etnik kökeninizi, milletin adına karşı ve ona rakipmiş gibi kullanıyorsanız, en azından Türkiye Cumhuriyeti''nin ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı hareket ediyorsunuz demektir!
***
Özkök, haklı olarak ''''Ne yazık ki son yıllarda çoktan seçmeli imtihan usulleri, bir iki neslin hareket tarzı yaratma kabiliyetini yok etmiş, hepsini lider değil, tabi yapmıştır'''' dedi!
Gerçekten son nesillerin böyle yetiştiğini bilen siyaset mühendisleri, Türk Milleti''nin önüne, ancak Pavlov''un köpeklerini kandırabilecek bir tercih sunmuştur:
-Ya Avrupa Birliği, Ya Suriye!
-Ya Küreselleşme, ya Suriye!
Bir defa ABD ve AB''nin karşısına, öteden beri ABD''nun suçlamalarına hedef olan Osmanlı''nın eski vilayeti Suriye''yi koymaları komikti. Üstelik soru, çoktan seçmeli bile değildi! İki alternatif varmış da birisini seçmeye mecburmuşuz gibi bir kabulle soruluyordu!
Türkiye''nin kendisinin başlıbaşına bir alternatif olduğunu, ayrıca içinde Türk Birliği olarak yer almak kaydıyla Avrasya Birliği''nin de asimetrik bir bakış olduğunu, hatta And dağlarından Altay dağlarına kadar bütün insanlığın huzurunu öngören yeni bir ideoloji geliştirilmesinin mümkün olduğunu düşündürtmek bile istemiyorlardı. Veya Amerikan ve AB sisteminin kendi hataları yüzünden çökebileceği ve dünya için tehdit olmaktan çıkabileceği ihtimalini değerlendirmek ve bu süreci hızlandırmak da mümkündür!
Bu durumda, karikatür krizinin, Amerikan derin devletinin stratejisi olan ve Huntington''a yazdırılan "medeniyetler çatışması" kuramını hayata geçirebilmek için yapay olarak başlatıldığını gözlerden saklamak da bir çeşit şartlandırmadır!
***
Yine Atatürk hiçbir zaman Türk Milleti''ne hedef olarak Batı medeniyetini göstermemiştir. "Muasır" yani "çağdaş" medeniyet demiştir. Özkök bu defa "çağdaş medeniyetler" sözünü de kullanıyor ama Türk Milleti''nin önüne yine iki tercih koyuyor! Doğu veya Batı medeniyeti! Oysa Atatürk, ne diyordu; "Türk kültürünü çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkaracağız" diyordu, değil mi? Şimdi Batı medeniyetinin içinde yer almak nerede, Türk kültürünü, onların üzerine çıkarmak hedefi nerede? Kaldı ki, üstünlük yeniden Doğu''ya geçmek üzeredir! O zaman da Doğu''ya mı döneceksiniz?
***
Güney Kore''ye ziyareti esnasında Koreli bir gezi rehberinin sorduğu ''''1=5, 2=25, 3=125, 4=625 ise 5 nedir?'''' sorusunu unutamadığını ifade eden Orgeneral Özkök, ''''Bu soru aslında bir matematik sorusu gibi görünse de bir matematik sorusu değildir. Tamamen bir algılama ve soruya bakış açısıyla ilgilidir. Sorunun cevabı bir çoğunun düşündüğü gibi 3125 değil, 1''dir. Çünkü 1=5 ise 5=1''dir. Şartlanmaların zincirini kırmadan unutulmaz kişiler olamazsınız'''' dedi.
Peki o halde Türk subayını veya genelde Türk halkını, Avrupa Birliği ve Amerika''ya mecbur olduğumuza dair bir şartlandırma zinciri içine niçin sokuyorsunuz Sayın Özkök?