İran’ın bombalanmasına adım adım - Hasan Ünal
İran dosyası BM Güvenlik Konseyi’ne gönderildi. Güvenlik Konseyi’nden İran’a karşı yaptırım uygulanması ve nihayette de güç kullanılmasına cevaz veren bir karar çıkartmak o kadar kolay olmayabilir; ama, yine de İran’ın sıkıştırılacağı açık.Aslında uluslararası yaptırımlarla İran’ı durdurmak imkansız gibi bir şey. Çünkü İran’ın dışardan mal almasını engelleyen bir yaptırım politikası anlamsız olur. İran kendisine yeten bir ülke. İlaç vs. gibi alanlarda yaptırım uygulanması mümkün müdür? Bunun pratiği var mıdır? Hemen hemen yoktur. İran’ın elinde mal alacak parası olduğu sürece dünya kadar yolla bu ihtiyacını görür.Bu tür yaptırımların işe yaramadığı daha önceki örneklerde görüldü. İran’ın hem mal almasını hem de satmasını yasaklayan bir ambargo düşünülebilir mi? Düşünülebilir; ama bu da iki tarafı keskin bir kılıçtır. Petrolünün büyük bir bölümünü İran’dan alan Çin’i bu konuda ikna etmek mümkün olmayabilir. İran halihazırda Çin’e kadar ulaşacak petrol boru hatları projeleri geliştiriyor.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadafusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnediscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
Kısacası İran’ı ekonomik yaptırımlarla durdurmak kolay değil. Ayrıca nükleer silah elde etmeye ramak kalmış bir İran’ın bu saatten sonra durmak ve geri adım atmak yerine bir iki hamle ile bu teknolojiyi ve bombayı elde etmeye çalışacağını düşünmek daha mantıklı bir varsayım. Çünkü nükleer silah elde etmiş olan bir İran bölgesel ve uluslararası siyaseti bugünkünken katbekat daha fazla etkileme kabiliyetine sahip olacaktır.
Bu işin silahlı bir çözüme gittiğini Amerika’dan sahibinin sesi gibi yazan gazeteciler de son zamanlarda teyit ediyorlar. Hatta hava harekatı konusunda Amerikan askeri ve sivil yönetimi arasında bir mutabakat oluştuğu; İran’ın havadan ve yoğun bir şekilde vurulmasına yönelik hazırlık yapıldığı anlaşılıyor. Hatta Amerika’nın bu amaçla çok sayıda İran uzmanı diplomat görevlendirmeye hazırlandığı ve bunlardan birinin de İstanbul’a gönderileceği gelen bilgiler arasında.
O halde demek ki, AKP hükümeti ile Amerika arasında İran’ın vurulmasına yönelik olarak bir mutabakat oluşmuş. Demek ki, daha önceden bürokratların yaptıkları açıklamalar hükümet adına yapılmış. Demek ki, Abdullah Gül’ün Londra’da Chatham House’da yaptığı konuşma doğru. Demek ki, Amerikan askerleri Irak’tan çekilirse, bölgede İran egemen olur ve bize de rejimini ihraç eder sözü söylenmiş. Çünkü bütün bunlar konjonktüre uyuyor.
Bu arada biz yine de hatırlatalım. Bir Amerikalı diplomat nasıl olur da İstanbul’a gelir ve orada rejim karşıtı İranlılarla organizasyonlar yapar. Gelen haberler doğruysa, gelecek diplomat sadece bu işle görevli olacakmış. Bizim aleyhimize faaliyet gösteren gruplarla doğrudan doğruya bir başka ülkenin diplomatı bize komşu bir ülkede faaliyet gösterse biz buna ne deriz? Bir de bunlara İran’ın bombalanmasında şu veya bu ölçüde Türkiye’nin kullanılmasını ekleyin. İşte o zaman durum vahim demektir. Bizi bölmeye çalışan, Irak’taki hak ve menfaatlerimizi yerle bir eden bir Amerika ile neyin karşılığında işbirliği yapıyoruz? Bu nasıl bir kafadır?