Siyaset13 Mart 2006 00:00

“BİZİMKİ” NİYE “ÖLMÜYOR”? - Hüseyin Mümtaz

1.Ulrike Meinhoff ve Andreas Baader 70’li yıllarda Almanya’ya kan kusturan terör örgütünün iki lideridir.Yakalanır ve hapse, üstelik ayrı ayrı hücrelere atılırlar.            Meinhoff 9 Mayıs 1976 günü, Baader, Ensslin, Raspe de 18 Ekim sabahı “tabanca” ile hücrelerinde “intihar ederler”.             2. Hırvatistan, Bosna ve Kosova'da savaş ve insanlık suçu işleyerek.250 bin kişinin ölümüyle suçlanan eski Yugoslavya Devlet Başkanı Miloseviç Lahey’deki hücresinde ölü bulunuyor. Miloşeviç döneminde Yugoslavya ayrılmış ve önce Sırbistan, Bosna Hersek ve Hırvatistan ile savaş patlak vermiş ardından da 1999 yılında Kosova savaşı çıkmış ve NATO Sırbistan'ı bombalamıştı.discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Lahey'de üç yıldır yargılanan Miloseviç'in suçlu bulunması halinde ömür boyu hapis cezası alması bekleniyordu. Hollanda'nın Lahey kentindeki eski Yugoslavya için kurulan Savaş Suçları Mahkemesi, Eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç'in ölümüyle ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada, "Bugün, 11 Mart 2006 Cumartesi, Slobodan Miloşeviç, BM'nin Scheveningen'deki cezaevinde, hücresindeki yatağında ölü bulundu" ifadesi yer aldı.

            İşte Avrupa’nın “ilahî adalet” kavramı..

            Diyalogsa diyalog, hoşgörü ise hoşgörü..

            Toplumlar, kültürler, medeniyetler arası “derin” bir uzlaşma telaşı…

            3. O halde neden “bizdeki” 30.000 kişinin katili de bir türlü benzer bir “ilahi adalet”le karşılaşmıyor?

            “Diyalog”un bu türlüsü neden hiç bize yansımıyor?

            Uşak’taki Vali’nin bile ilindeki, burnunun dibindeki “türbanlı”, hem de makamında sigara içerken fotoğraf çektirebilen “başhekime”yi taa İstanbul’daki gazetelerin yazmasından sonra keşfedebildiği Türkiye’de yoksa çok fazla şey mi istiyoruz? 12 Mart 2006