TSK'ya Saldırıların Ardında Ne Var? - Vedat Yenerer
Şemdinli olayları ile patlayan ve TSK’ye yönelik ardı arkası kesilmeyen karalama kampanyasının ardında bambaşka bir oyun var.İlk bakışta bu, AKP’nin bir komplosu gibi gözükebilir. Çünkü, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları ciddi olarak çıkmaza girmiş durumda. AB yolu tıkalı. KKTC resmen AB ve Rumlara satıldı. Irak’ta Türkiye ve Türkmenlerin çıkarı yerine Kürdistan ve Kürtlerin çıkarı gözetildi. Türkiye’de cari açık ve işsizlik cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştı. AB’nin baskısıyla Türkiye’yi parçalayabilecek kadar kötü yasalar gece yarıları meclistin sinsice geçirildi. Telekominikasyon tamamen yabancılara devredildi. Abartılı komisyonların havada uçtuğu ve yabancılara peşkeş çekilerek yapılan özelleştirmeler hem iptal edildi hem de yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Yabancılara verilen gizli sözler tutulamadı. Kanlı katil çeteleri PKK ve Hizbullah başta olmak üzere ne kadar sapık, gaspçı, hırsız ve uyuşturucu satıcısı varsa hepsini serbest bıraktılar. Hepsi işlerine kaldıkları yerden devam ediyor.Vs, vs…sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
Bu durumda AKP’nin tek kurtuluşu, AB ve şeriatçıların ortak düşmanı olan Atatürkçü TSK’yı sürekli tahrik edip, gagalamek ve rahatsız etmek. Ta ki Genelkurmay’dan sert açıklamalar gelene kadar. Bunu da uzun zamandır çok iyi yapıyorlar. Hele bir kısım medya resmen bu amaca hizmet ediyor.
TSK’nın sert açıklamalar yapmaya zorlanmasıyla; bütün destekçilere istedikleri mesajı vermenin ortamı doğmuş olacak. AKP’nin başarısızlıklar bir anda unutulacak ve Tayip Erdoğan meydanlara çıkarak her zamanki gibi bağıracak: “Ey millet bakın işte, biz çok çalışıyoruz ama TSK bizi engelliyor, antidemokratik baskı yapıyor vs vs..” Bu savunma ile akıllarınca kendilerini aklayacaklar. Zaten kendilerini takkiye ile aklama yoluna gitmekten başka çareleri de yok gibi..
Ama şu anda oynanan tehlikeli senaryo AKP’yi ve onun niteliksiz kurmaylarını çok aşıyor. Bir kısım medya ile birlikte devam ettirilen son dönemdeki TSK düşmanlığının nedeni aslında bambaşka...
Son dönemde olası İran operasyonu öncesi gözdağı vermenin peşinde olan ABD, ne yapıp edip Karadeniz’e filosunu sokmak istiyor. Bunun içinde 1936 Montrö anlaşmasını delip, baskı yapıp, belli bir tonajın üzerinde gemilerini yani Uçak gemilerini Karadeniz’e sokmanın hesabını yapıyor. Bunun önündeki tek engel ise TSK. AKP hükümeti, ABD’ye tamamen teslim olmuş durumda. Aslında ikinci tezkere krizi ya da rezaleti yaşanmasına ramak kaldı. Çünkü AKP, ABD’ye izni TBMM’den çıkartmaya ve ABD ile ödeşmeye hazırlanıyor. Kısacası, yüzsüzlük ve işbirliği diz boyu…
ABD Büyükelçisi Ross Wilson, Karadeniz Bölgesine yönelik olarak kendisine sorulan bir soruya birkaç gün önce şu cevabı verdi: “Karadeniz uluslararası bir su. Biz bu çerçevede haklarımızdan yararlanmak istiyoruz. Karadeniz’de istihbarat alışverişini geniş bir alana yaymak istiyoruz.”
Bu sözler ABD’nin 5 bin kişinin yaşadığı Uçak gemilerini Trabzon ve Rize açıklarına getirmeye ve başta İran ve Rusya’ya olmak üzere bütün dünyaya göz dağı vermeye ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Niteliksiz, bilgisiz ve vizyonsuz insanlar tarafından yönetilen Türk medyası hala önüne atılan küçük yemlerle uğraşırken; ABD aslında TSK’ya Karadeniz konusunda halkın gözünde yıpratarak baskı uyguluyor.
ABD’nin Bulgaristan ve Romanya’daki üsleri yeterli değil. Sinop ve Trabzon’a üs kurmanın yanı sıra deniz filosunu da Karadeniz’e sokmasının önündeki tek engel “uyumayan” TSK ve vatanseverdir. Eğer Karadeniz’e de Uçak gemileri girerse zaten işbirlikçi cenneti olan Türkiye her taraftan kuşatılmış olacak. Bu üs ve gemilerin yakın gelecekte Türkiye’yi parçalamaya niyetli olanlara yardım etmeyeceğine kim inanır?
Aklımızı başımıza alalım. TSK hepimizin namusumuzun, onurumuzun ve bağımsızlığımızın tek güvencesidir. Anamıza, babamıza, kardeşimize sahip çıkar gibi TSK’yı ve değerli vatan evladı komutanlarımıza sahip çıkalım, yalnız bırakmayalım. Zor yetişen değerli komutanlarımızı da üç beş hainin elinde oyuncak olmasına seyirci kalmayalım. Bu vatan ya bizim ya da bölücü hainlerin. Şehit kanıyla alınan bu vatan bizim olduğuna göre artık hainlere ne yapılması gerekiyorsa bir an önce yapalım?
Türkiye’ye karşı düşmanca tavrını ısrarla değiştirmeyen yalancılar tarafından yönetilen ABD’nin savaş gemilerini de Karadeniz”e sokmama hakkımızı ne pahasına olursa olsun kullanalım…