İktisat-Siyaset İlişkileri; Tehlikeli İlişkiler... - Erol Manisalı
- Ortada bir olay vardır, iktisadi gibi görünür. Görünür değil, ''iktisadidir'' de. Ama onun siyasi bağlantıları ve uzantıları vardır. Hatta önemli siyasal sonuçlar doğuracak özelliklere sahiptir. O zaman bu iktisadi olayı siyasi sonuçları ile birlikte ele alıp değerlendirmemiz gerekir. Eğer bunu yapmazsak olayın bir bölümünü gözardı etmiş veya saklamış oluruz. - Özelleştirmeyi ve ''piyasalaştırmayı'' salt mikro gelir-gider hesapları içinde düşünürsek, ''piyasaya havale etmenin'' siyasi sonuçlarını örtmüş oluruz. Bu cehalet değilse, en hafif deyimi ile ''kötü niyet'' tanımı içine girer. - Kimileri kalkar, 24 Ocak Kararları'na salt iktisadi açıdan bakar. Bu bir ''bakış açısıdır'' diyemeyiz. Böyle yaparsak fotoğrafın diğer yarısını elimizle kapatmış oluruz. Doğru olan nedir? Bu olayın iktisadi sonuçları yanında siyasi sonuçları da vardır. Uzun dönemde ''piyasaya devredilen'' işler, yabancı tekellere devredilmiş olur. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug card
- Başka bir örneği 2000, 2001 yıllarından verelim. Türkiye 2001'de iktisadi krize girdi; '' Kemal Derviş geldi, IMF ile anlaştı, iktisadi sorunu çözdü'' gibisinden bakarsak fotoğrafın yarısını yine elimizle kapatmış oluruz.
Neden mi? IMF'ye bağlanan iktisadi yapı Türkiye'deki mal, hizmet ve para piyasalarının yabancı piyasalara (ve devletlere) bağlanması sonucunu doğurduğu için Türkiye'nin dış ilişkileri ipotek altına alınmış oldu.
IMF çözümleri ile ''siyasi sonuç'' aldılar. Bu siyasi sonuçlar Türkiye'nin Batı kapitalizmine bağlanması hedefine hizmet etmiş oldu.
****
- AKP hükümeti KİT'leri özelleştiriyoruz diye bunları ''yabancı şirketlere'' devretmiş oluyor. Avrupa ve ABD şirketlerinin arkasında ''kendi devletleri'' kapı gibi duruyor. Dolayısıyla bizim şirketler, ''piyasalaştırma'' yolu ile yabancı iktisadi ve siyasi çıkar gruplarının eline geçiyor. Piyasalaştırma operasyonu, tamamen siyasi sonuçlar doğuruyor. Bu siyasi sonuçlar ise Türkiye'nin ulusal çıkarları ile taban tabana çelişen sonuçlardır.
Türkiye'nin yaptığını ne AB ülkeleri, ne ABD yapıyor. İngiliz telekom şirketinin Yunanistan'ı nasıl dinlediği ortaya çıktı. Yarın Türkiye'deki Telekom'un başına aynı şeyin gelmeyeceğini kim garanti edebilir? Bu kadar vahim ve stratejik bir hata yapabilir mi? Bilgisizlik mi!... Bunlara bilgisizlik diyebilir miyiz?
Kârlı çalışan en stratejik devlet kurumunu yabancı tekellere veriyorsunuz. O tekellerin arkasında duranları göremeyenler ''iyi niyetli olamazlar'' .
Hem iktisadi hem de siyasi bir fiyasko ile karşı karşıyayız.
****
- İktisadi olayların daha başka siyasi yönleri de var. Çok net ve basit olduğu için yine ''Kemal Derviş modeli'' ile açıklayalım.
Kemal Derviş, ''Ben solcu ve sosyal demokratım'' diyor. Aynı zamanda IMF politikalarının, ''Türkiye ve benzerlerini sömürgeleştirmesinde'' görev alıyor. Açık ve liberal politikalarla ülkenin, Batı'nın ipoteği altına girmesinin altyapısını hazırlıyor. O zaman, Türkiye'de bir sosyal demokrat böyle davranamaz: Ya yaptığı yanlıştır ya da bu zihniyet ''sosyal demokrasiyi temsil edemez'' dememiz gerekmez mi? Aynı politikaları savunan Ali Babacan da ''Ben sosyal demokratım ve solcuyum'' diyebilir. İktisadi görüşleri açısından aralarında hiçbir fark bulunmuyor. İkisi de sol ve sosyal demokrat olamazlar. Her ikisinin de izlediği iktisadi politikalar, Türkiye'yi ''siyasi olarak'' dışarıya bağlıyor. Hem de tek yanlı..
- İngiltere'de bir sosyal demokrat, İngiltere içindeki Tony Blair modelini uygular. Ancak aynı elbise Türkiye'ye uymaz; çünkü Türkiye, ''iktisadi olarak işgal edilenler sınıfındadır'' .
Bizdeki kimi örtülü sömürgeciler, Türkiye'ye Batı kapitalizminin gözü ve gözlüğü ile bakıyorlar. Bu yaklaşım Türkiye'yi geliştirmiyor; uygar bir ülke yapmıyor; toplumsal demokrasiyi işletmiyor; aksine ülkeyi, Batı şirketlerinin ve devletlerinin denetimi altına sokuyor ve sömürgeleştiriyor.
İçimizdeki kimileri özellikle ''iktisadi olayların siyasi sonuçlarını göz ardı ediyorlar'' .
Ülkeyi uygarlaştırıyoruz diye sömürgeleştiriyorlar. İktisadi olaylar ile siyasi olaylar arasında bağlantı kurmadan değerlendirme yapmak, ''legonun her bir parçasına ayrı ayrı bakmaya benzer'' ; sonuçta, her şey anlaşılmaz hale gelir.
Onların da istediği budur; Türkiye sömürgeleştirilirken kimse bu siyasi sonuçları göremesin; halkın gözünü bağlama oyunudur bu...