‘FIŞ FIŞ KAYIKÇI…’ YA DA STATÜ VE ROLE GÖRE HUKUK - Cem Yaren
Bu ülkeyi ‘Sahibinin Sesi’ ile yönetmesi için RTE’nin nasıl adamlaştırıldığını daha önceki Kırım Mektupları’nda yazmıştım. Uyduruk bir şiir için RTE’nin hapse atılması, aslında, adam edilmenin en önemli parçasıydı. Bu ‘operasyon’ sonucunda da beklenen oldu. Pop Star yarışmasındaki ‘BAYHAN’dan hiçbir farkı olmayan Kasımpaşalı da bu ülkenin başına ATANDI.
Şimdi, ‘RTE’nin adamlaştırılması ile BÜYÜKANIT olayı arasında ne benzerlik var da bunları yazıyorsun?’ diyebilirsiniz. O zaman ben de size, daha önceleri yazı yazdığım ANAYURT Gazetesi’nde (www.anayurtgazetesi.com) Şemdinli olayları ile ilgili yazmış olduğum bazı bölümleri hatırlatmalıyım.
“Şemdinli’nin Şifresi (1)”: Birinci sayfadan patlamada kullanılan el bombasının bire bir resmini vermiş ve yazının girizgahından sonra net bir cümle ile yazıma devam etmiştim. “İşte ‘KEŞKE SUSURLUK OLSAYDI’ (Şemdinli olayları için) dedirtecek sorular ve olayların bazıları:”
· “Bölgede görev yapan ve oldukça etkin, isabetli operasyonlar yaptıran hangi general hakkında, son dönemlerde ‘kişisel istihbarat’ yapılmakta ve bütün yaşamının ayrıntılarının süresi kronometreler ile tespit edilmeye çalışılmaktadır?
· Bu seçkin ve vatansever generalimiz ile ilgili bilgi almak isteyenlere yardım eden ve aynı amaçla hareket eden, şu ana kadar 29’unun bilgisi elimize ulaşan, belli statü ve roldeki kişilerin amacı nedir? Kimin altında saçaklanmaktadırlar? Birlikte hareket etmelerinin hedefi ve amacı nedir?
· Cenaze töreninde alçak uçuş yapan uçakların bu görevi, o gün o saatte yapmaları/yapmamaları konusunda bir tartışma yaşanmış mıdır? Bu kararın alınması esnasında, üst düzeyde bazı kişiler arasında, eski Genel Kurmay Başkanlarından Orgeneral Memduh TAĞMAÇ’ın ismi hangi nedenle telaffuz edilmiştir.”
“Şemdinli’nin Şifresi 2”: “Devletin neredeyse bütün GİZLİ, hatta ÇOK GİZLİ bilgi ve belgeleri, son dönemlerde artık İŞPORTA’ya kadar düşmüştür. Bu hususu defalarca burada yazmamıza ve ‘Cumhuriyetimizin Savcıları nerede?’ diye sormamıza rağmen, bugüne kadar savcıların en ufak girişimde bulunmamış olmaları da dikkat çekicidir.”
“Şemdinli’nin Şifresi 3”: “Kara Kuvvetleri Komutanı Org. BÜYÜKANIT malum bir gazeteye röportaj veriyor ve gazeteci alçak uçuş yapan F-16’ları soruyor. O ise, bu konu ile ilgili olarak; ‘Hava Kuvvetleri Komutanı’ndan aldığım bilgiye göre diyerek cevap vermek yerine, sanki Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ‘uçan topçusu’ymuş ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın bir şubesiymiş gibi cevap veriyor, çok büyük bir gaf…”
“Şimdi soruyorum: (Şemdinli Olayları) Gittiği ve uzandığı yere kadar…araştırılacak mı?”
“Şemdinli’nin Şifresi 4”: İşte ‘Şemdinli’nin Şifresi’ dizi yazımın finali:
“Şemdinli’nin şifresini çözmek için hiçbir şeye gerek yok… Aptal olan bile burada ne olduğunun farkında… Bu nedenle burada daha fazla kalmama gerek yok.
Zamanıma yazık…
Nasılsa, buradaki soruşturma, bu olayları tezgahlayanların istediği gibi sonuçlanacak…
Son sözümüzü söyleyelim ve noktayı koyalım. ‘Keser döner, sap döner; bir gün olur hesap döner…” O gün, Yüce Divan’a ve Divan-ı Harb’e çok kişi sevk edilecek… Ancak Divan-ı Harb’e sevk edilenler bu bölgede görev yapanlar olmayacak…”
Son gelişmeler üzerine sahibinin ATADIĞI RTE’Yi ayakta tutan ve adeta iktidarın payandası durumundaki Deniz BAYKAL ne diyor: “TSK’ya karşı darbe girişimi…” Bu ne zeka Yarab!? ‘Sen kimin adına konuşuyorsun BAYKAL efendi?’ CHP’nin iktidar olabilmesı için yine TSK VİAGRA’sına mı mahkum oldun? Neyse geçelim…
Olay aslında son derece basit. Yargı mensubu bir savcı, iddianamesini yazıyor; iddianamede ‘kumar borcu’ olan Milletvekilleri’nin dile getiremediği, çok önemli bir konuyu dile getiriyor ve üzerine düşeni yapıyor. Neymiş, ‘bu efendinin önünü kesmek için’miş… Yok canım daha neler… Milletin 17 ay beklediği boşanma davasını iki günde halleden H.Avşar örneği ortada dururken, bir orgenerali yıllarca, hatta aylarca mahkemelerde kim süründürebilir? Çıkar mahkemeye, hesabını verir… Savcı yanlış yapmışsa, onun hakkında yapılacak işlemler de belli, peki bu telaş, bu fırtına niye?
Yoksa, Türk Ceza Kanunu’nda Orgeneraller için, Korgeneraller için, Tümgeneraller için, Tuğgeneraller için, Kurmay Albaylar için, Sınıf Albayları için, Bakanlar için, Milletvekilleri için, Bürokratlar için, Memurlar için, Ameleler için, Vatandaşlar için diye ayrı ayrı uygulama bölümleri mi var? Yani Türkiye’de Hukuk, Statü ve Rol’e göre mi uygulanıyor?
Vaktiyle eski TCK’daki 312’yi ‘emir ve direktif’ ile yorumlatıp milletin anasını ağlatanların; ellerine düşmana karşı koymaları için verilen silahları kullanıp istemedikleri kişiler hakkında ‘andıç’ oluşturup satılık medya mensupları yolu ile kirletenlere ses çıkarmayanların ve destekleyenlerin, şimdi yapılan bir hukuki işlemden yakınmaya hakkı var mıdır?
Zaten kılıf da bulundu, ‘mahkeme iddianameyi reddeder’, yeni bir iddianame hazırlanır ya da hazırlanmaz… Peki bu kişi Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT değil de vatandaş Yaşar olsaydı durum ne olurdu? Kim sorabilirdi bu hesabı? Vatandaş Yaşar’ın abisi, babası, amcası Başbakan, sonra da Cumhurbaşkanı ile görüşebilir miydi? Vatandaş Yaşar, yıllarca sürünürdü mahkeme kapılarında, hatta boş yere yatardı HİLTON’da (ceza evi) hesabı sorulmadan…
Sakın kalkıp ta ‘ama o bir kuvvet komutanı’ demeyin. Eğer derseniz hata edersiniz. Efendinin bulunduğu makam hem her türlü koruma altında, hem de şart ve arzu kriterleri ile belirlenmiş bir manzumeye uygun olarak doldurulmuş durumda. Yani, efendinin daha sorumlu, daha hassas olması gerekir. ‘Mutkili Ali’ hakkında sarf ettiği sözleri, koğuş onbaşısı sarfetse davanın seyrini etkilemez, ama bu sözleri sarfeden bir kuvvet komutanıysa işte işler bu hale gelir.
Şimdi sizlere net ve önemli bir soru sormak istiyorum:
Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde, konu ile ilgili soruyu; ‘ABD ile ilişkilerimiz, bazı olaylarla bozulmayacak kadar derin anlamlar içerir’ mealinde sözlerle yanıt veren BAŞBUĞ terfi etse ne olur; boynuna ABD tarafından üstün hizmet ve liyakat madalyası takılan BÜYÜKANIT terfi etse ne olur? Ne değişir?
Peki bu telaşın sebebi ne?:
Birincisi; Genelkurmay Başkanı BÜYÜKANIT değil de BAŞBUĞ olursa bir sonraki dönemde Genelkurmay Başkanı’nın ya Hava Kuvvetleri ya da Deniz Kuvvetleri komutanı olma olasılığı gündeme gelebilir. Bu da teamüllere (!) aykırı olur…
İkincisi; Bu operasyon ümitli pek çok kişinin ümitlerinin sonu ve üst kademenin 2 yıl gençleşmesini getirir ki. Bu iç yapıda çok büyük sıkıntılar doğurur, hesaplar bozulur…
Üçüncüsü ve en önemlisi; BOP için Ağustos 2006’dan sonra ABD’nin yapacağı operasyon, harekat ve savaşlar için gerekli ve zorunlu sacayağın bir bacağı kopmuş olur. RTE, bu konuda BÜYÜKANITSIZ kalır… Olur mu hiç? Peki, ‘burada sayılan iki kişi üçüncü nerede’ derseniz, yukarıdaki ‘Lütfen, Şemdinli’nin Şifresi (1)’in üçüncü paragrafına bakar mısınız? derim.
Cem YAREN
cemyaren@hotmail.com