Siyaset6 Mart 2006 00:00

24 Ocak Kararlarından AKP'ye Uzanan Yol... - Erol Manisalı

1) 1961 Anayasası sonrası Türkiye planlı kalkınma modelini benimsemiş ve başarıyla uygulamaya başlamıştı. 2) ABD, Ankara'nın talebini geri çevirince, kredi ve teknoloji Sovyetler Birliği'nden sağlanarak sanayileşme hamlesi yeniden başlatıldı. Üstelik bu işi beceren de Morrison Süleyman 'dı!.. 3) Türkiye, karma ekonomi modeli içinde ilerliyordu. ABD'nin (ve Batı'nın) Türkiye hesaplarının tersi yapılıyordu. Türkiye'nin kargaşa ortamına sokularak yönünün değiştirilmesi hesapları yapıldı. 4) İlk düğmeye 12 Mart 1971'de basıldı. Sağ-sol, dinci-laik çatışmalarından başlayarak ülke iç savaş ortamına sokuldu. Ekonomik kriz yaratıldı. Artık yön değiştirmenin somut adımları atılmalıydı. 5) 24 Ocak kararları ile açık ekonomi, liberal piyasa, liberal dış ticaret esas alındı. 6) 24 Ocak kararlarının uygulanması ''disiplin gerektirirdi.'' 12 Eylül askeri darbesi, 24 Ocak kararlarının, ''kararlı bir biçimde, aksamadan yürütülmesini sağlayacaktı.'' Darbeciler işleri, Özal'ı memur tayin ederek güvenceye aldılar. ABD böyle istiyordu. 7) Askerler 1982 Anayasası'nı getirerek 1961 Anayasası'nı rafa kaldırdılar. 1961 Anayasası ile başlatılan sosyal devlet, planlı kalkınma, sanayileşme felsefesi ve uygulaması yerine, işleri 2006'da geldiğimiz noktaya getirecek tüm altyapı hazırlanıyordu. 8) Tam üyelik başvurusu 1989'da reddedilen Ankara, AB'ye tek yanlı bağlanıyordu. Özal 1989'da, ''Nikâh olmasa da kumalığa razıyız'' dedi. 9) Son operasyonlar ise 28 Şubat 1997 ve 3 Kasım 2002'de gerçekleşti. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgkamagra kamagra 100mg kamagra gel

- 20 Aralık 1977'de eski Park Otel'deki panelde Turgut Özal 'ın söylediklerinin, birkaç yıl içinde 24 Ocak kararları olarak tarihe geçeceğini kim tahmin edebilirdi ki... Ne Turgut Özal'ın yanında oturan Vehbi Koç ne de üçüncü konuşmacı bendeniz.

- Üstelik aynı yıl Sakarya Üniversitesi'ne dersler ve konferanslar vermek üzere birkaç haftalığına gittiğimde asistan olarak bana verilen Abdullah Gül 'ün, 3 Kasım 2002'den itibaren, Özal'ı aratmayacak bir biçimde, liberal ve dışa açık politikaların mimarı olacağını o günlerde ne ben ne de kendisi rüyamızda bile göremezdik.

- Çalışma odamda 1970'li yıllardan beri özenle toplanmış bulunan 24 koca klasörün tozlu sayfalarını karıştırırken karşıma neler çıkmadı ki? Amacım AET'den AB'ye Türkiye-Avrupa ilişkilerinin belgelerini ortaya koyacak 3-4 ciltlik bir çalışmayı tamamlamak. Birinci cilt 1970-1980 dönemini kapsıyor.

İşadamlarından DPT'ye; Dışişleri'nden İstanbul Sanayi Odası'na kadar sendikacılardan siyasilere, profesörlerden gazetecilere 300'e yakın önemli şahsiyetin Avrupa Ekonomik Topluluğu için söyledikleri yer alıyor. Beni kimler nasıl desteklemiş, kimler niçin karşı çıkmış? Kendi ağızlarından gazetelerde çıkan açıklamaları ile hepsini toplamışım. Kesip kesip dosyalara yerleştirmişim.

- İşte bütün bunları yeniden değerlendirirken 24 Ocak 1980 kararlarının aslında 20 Aralık 1977'de Özal tarafından açıklanışını yeniden yaşadım.

Özal'ın gündüz Park Otel'de söylediklerini kendisiyle, akşam yemeğinde Intercontinental Oteli'nin (şimdiki Marmara) Roof'unda tartıştım. Masada Vehbi Koç , Ekonomik-Hukuk Vakfı Başkanı Dr. Ayhan Ünler , Turgut Özal ve ben bulunmaktaydık.

Serbest kambiyo rejiminden açık dış ticaret politikasına kadar her şey masadaydı. 24 Ocak kararları 26 ay öncesinde çoktan belirlenmişti bile. Kim hazırlamıştı bunları?

24 Ocak ve 12 Eylül bağları...

24 Ocak'la 12 Eylül darbesi arasındaki bağların kurulabilmesi için, 28 Şubat'la 3 Kasım 2002 sonrası politikalar arasındaki determinizmi yakalamak için, yılların geçmesi gerekiyordu.

Meseleyi bir bütünlük içinde göremezsek tamamını anlamak büsbütün zorlaşır.

1) 1961 Anayasası sonrası Türkiye planlı kalkınma modelini benimsemiş ve başarıyla uygulamaya başlamıştı.

2) ABD, Ankara'nın talebini geri çevirince, kredi ve teknoloji Sovyetler Birliği'nden sağlanarak sanayileşme hamlesi yeniden başlatıldı. Üstelik bu işi beceren de Morrison Süleyman 'dı!..

3) Türkiye, karma ekonomi modeli içinde ilerliyordu. ABD'nin (ve Batı'nın) Türkiye hesaplarının tersi yapılıyordu. Türkiye'nin kargaşa ortamına sokularak yönünün değiştirilmesi hesapları yapıldı.

4) İlk düğmeye 12 Mart 1971'de basıldı. Sağ-sol, dinci-laik çatışmalarından başlayarak ülke iç savaş ortamına sokuldu. Ekonomik kriz yaratıldı. Artık yön değiştirmenin somut adımları atılmalıydı.

5) 24 Ocak kararları ile açık ekonomi, liberal piyasa, liberal dış ticaret esas alındı.

6) 24 Ocak kararlarının uygulanması ''disiplin gerektirirdi.'' 12 Eylül askeri darbesi, 24 Ocak kararlarının, ''kararlı bir biçimde, aksamadan yürütülmesini sağlayacaktı.'' Darbeciler işleri, Özal'ı memur tayin ederek güvenceye aldılar.

ABD böyle istiyordu.

7) Askerler 1982 Anayasası'nı getirerek 1961 Anayasası'nı rafa kaldırdılar. 1961 Anayasası ile başlatılan sosyal devlet, planlı kalkınma, sanayileşme felsefesi ve uygulaması yerine, işleri 2006'da geldiğimiz noktaya getirecek tüm altyapı hazırlanıyordu.

8) Tam üyelik başvurusu 1989'da reddedilen Ankara, AB'ye tek yanlı bağlanıyordu. Özal 1989'da, ''Nikâh olmasa da kumalığa razıyız'' dedi.

9) Son operasyonlar ise 28 Şubat 1997 ve 3 Kasım 2002'de gerçekleşti.

Eski dosyalarımı yeniden gün ışığına çıkarırken insanlarımızın 1970'li yıllardan itibaren neler söylediklerinin izini sürerek gelişmeleri tespit ettim. 300 dolayında politikacı, işadamı, sendikacı, bürokrat, gazeteci bu kitapta ''yer alıyorlar.'' Geriye dönüp baktıklarında, kendi oyunculuklarını nasıl bulacaklarını ben de merak ediyorum doğrusu...