Siyaset6 Mart 2006 00:00

Seçmece bunlar - Kemal Çapraz

Ermenilerin soykırım iddialarına destek vermek amacıyla Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen tek taraflı ve bilimsellikten uzak toplantı büyük tepki toplamıştı. Bu toplantılarda Ermenilerin yalanları, doğru imiş gibi sunulmuş ve Ermeni soykırımının olmadığını belgeleriyle ispat etmek isteyen bilim adamları salona bile alınmamıştı. Kapalı kapılar ardında yapılan toplantının  aktörlerinin bu defa da “Kürt Sorunu” başlıklı yeni bir konferansla karşımıza çıkıyorlar olması şaşırtıcı değil mi? Yine, konuşmacılar ve dinleyiciler dikkatle seçilecek, konuyu yazacak gazeteciler de bu seçme işinden nasibini alacak. Dünyada dinleyicileri ve gazetecileri özel seçilen bir konferans şimdiye kadar ne duydum ne de gördüm. cialis forum link cialis bez receptabuscopan link buscopan pluskamagra link kamagra gel

Ama şimdi önce Ermeni konferansında gördüm şimdi de “Kürt” konferansında bunu göreceğim. Artık gözümüz açık gitmez.

Eskiden mahalle aralarında kurulan pazarlarda esnaf “Seçmece bunlar diye” bağırırdı. Vatandaş da istediği meyve ve sebzeyi tezgahtan seçerdi. Bu konferansı düzenleyenler, dinleyenler ve de bu konu hakkında yazı yazması için çağırılan gazeteciler bile seçmece…

Ben de aynı o pazarda bağıran esnaf gibi, “Seçmece bunlar” diye yazmaktan kendimi alamıyorum.

 

Gerçekten de seçmece…

Seç seç al…

Ama esnaftan bir meyve alacağınız zaman seçme şansınız var, ama burada zaten seçilmişler iş başında… Yani vatandaşın seçme şansı yok. Farklı görüş yok. Farklı düşünen dinleyici de yok. Hatta konuyu eleştirecek farlı bakış açısına sahip gazeteci bile yok… Olanları zaten içeri almıyorlar.

 

Ne güzel demokrasi değil mi?

 

Tam Avrupa standartlarında bir demokrasi… Bu, kendi isimlerinin başına aydın sıfatını eklemeyi unutmayan kişileri sağdan say 15 kişi soldan say 15 kişi… Ama hepsinin fikrinde Türkiye’yi uluslar arası alanda mahkum ettirmek var....

Şimdi bu seçmeceler arasında ve kapalı kapılar ardında “Kürt Sorunu” hemen çözülüverecek. Bu toplantıdan çıkacak sonucu beklemeye, merak etmeye hiç gerek yok.

 İsterseniz ben buradan yazayım.

 

Bu sonucu ortaya koymak için konferans düzenlemeye de gerek yok. Bu kadar insanı seçmeye de gerek yok. Toplantıyı düzenleyenlerden Ümit Fırat demiş ki, “Bugüne kadar Kürt sorunu yanlış taraflar arasında tartışıldı. Ringe çıkmış gibi taraflar birbiriyle çatıştırıldı. Çözüm yerine kavga ettirildi. Radikal unsurlar yüzünden sorun çıkmaza girdi”  Doğru söylüyor Ümit Fırat, tek taraflı toplantı düzenlersin, tek taraflı görüşlerini açıklarsın. Devleti de suçlarsın. Onların “Kürt sorunu” adını verdikleri aslında terör sorununa Avrupa Birliği’nin ve Amerikanın istediği tarzda çözüm üretirsiniz, olur biter. Yani demek istiyor ki Ümit Fırat, bu toplantılarda karşı fikri savunacak veya Türkiye lehine konuşacak kişileri çağırarak tartışma yerine tek taraflı bu konular halledilmeliydi…

Ringe çıkarılmış taraflara gerek yok ki… O zaman iki karşıt birlikte aynı ortamda yer almış olacak, bu adamın istediği iki tarafın konuşması değil, kendi tek taraflı düşüncesi…

 

Konferansı düzenleyenler arasında Ümit Fırat’la birlikte, Ali Bayramoğlu, Oral Çalışlar, Ercan Karakaş, Murat Belge, Mustafa Karaalioğlu, Cengiz Çandar, Haşim Haşimi, Ali Değirmenci, Yılmaz Ensaroğlu, Şinasi Haznedar, Selahattin Kaya ve Sezgin Tanrıkulu var…

Evet seçmececilerin seçtiği oturum başlıkları şunlar:  “Güçler Psikolojik ve Sosyal Sonuçlar”, “Milliyetçilik”, “Irak Deneyimi ve Bölgesel Etkileri”, “Kimlik Hakları, Sosyal ve Kültürel Boyut”, “Azınlık Kavramı”, “Kürt Meselesi ve Devlet Politikaları” ile “Kürt Meselesi ve Medya”

 

Şimdi bu konferansları bu seçmeceler düzenliyor, bu seçmececilerin düzenlediği toplantıyı seçmececilerin seçtiği seçmece seyirciler izliyor, yine seçmece gazeteciler yazıyor.

 

Asıl soru ve konunun püf noktası bu seçmeceleri kim seçiyor?..