Hedef Türkiye’dir.. - Uluç Gürkan
İslam coğrafyasında öngörülen harita değişiklikleri kapsamında Türkiye istisna değildir. ABD yönetiminin Türkiye danışmanları, Türkiye’nin etnik ve dini cemaat temelinde federatifleşmesini uzun süredir açıkça savunmakta, buna rağmen hak ettikleri tepkiyi almamaktadır. Aynı şekilde, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Edelman da, bu konuda ciddi olarak uyarılmayı defalarca hak ettiği halde, tam bir dokunulmazlık zırhıyla eylemlerini fütursuzca sürdürmektedir. Büyükelçi Edelman’ın, Türkiye’nin temel duyarlılığı olan ayrılıkçılık temelinde kime ne tür mavi boncuklar dağıttığı, hangi destekleri vaat ettiği, devletin bilgisi dışında mıdır? cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify idippedut.dk abilifycialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
AKP lideri Başbakan Erdoğan ile CHP lideri Baykal, bu durumu kendilerini hedef alan dış destekli komplolara bağlıyor. Hem Erdoğan hem de Baykal, ABD yönetiminin kendileri için ‘düğmeye bastığına’ ve partilerinin bu amaçla karıştırılıp dağıtılmak istendiğine inanıyor.
Erdoğan ve Baykal’ın kaygıları bütünüyle temelsiz değildir. Ancak asıl hedef ne kendileridir, ne de partileridir. Asıl hedef Türkiye’dir. Türkiye’nin karıştırılması amaçlanmakta, böylece etnik ve dini cemaat temelinde ayrışmaya zorlanmaktadır.
AKP ve CHP liderlerinin, bu oyunu sadece kendilerine dokunan yanıyla değil, Türkiye boyutuyla görebilmeleri ve partilerinde yaşanan rahatsızlıkları ‘oyunun dışarıdan kumandalı taşeronlarının saldırısı’ yaklaşımıyla tümünden reddetmek kolaycılığından kaçınmaları gerekir.
***
Türkiye üzerinde, ucu ister istemez iktidar ve ana muhalefete de dokunan bir oyun oynandığını söylemek, kimilerinin pek sevdiği deyimle ‘Sevr paranoyası’ değildir. Bu, yaşanan bir gerçektir ve kör olmayan her gözün görebileceği açıklıktadır.
ABD’de Bush’un, ikinci başkanlık döneminde Dışişleri Bakanlığı’na Rice’ı getirmesi tesadüf değildir. Bilinçli bir seçimdir.
Bayan Rice, Bush’un ulusal güvenlik danışmanı iken, Büyük Ortadoğu Projesi ile İslam coğrafyasının haritasında köklü değişiklikler yapılacağını söylemiş, şimdi oturtulduğu Dışişleri Bakanlığı koltuğunda, bu harita değişikliklerini uygulama sorumluluğunu üstlenmiştir. Giyimine yansıyan ‘Matrix’ çizgileri, ABD Dışişleri Bakanı’nın nasıl bir ruh hali içinde olduğunu göstermektedir.
***
İslam coğrafyasında öngörülen harita değişiklikleri kapsamında Türkiye istisna değildir. ABD yönetiminin Türkiye danışmanları, Türkiye’nin etnik ve dini cemaat temelinde federatifleşmesini uzun süredir açıkça savunmakta, buna rağmen hak ettikleri tepkiyi almamaktadır.
Aynı şekilde, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Edelman da, bu konuda ciddi olarak uyarılmayı defalarca hak ettiği halde, tam bir dokunulmazlık zırhıyla eylemlerini fütursuzca sürdürmektedir.
Büyükelçi Edelman’ın, Türkiye’nin temel duyarlılığı olan ayrılıkçılık temelinde kime ne tür mavi boncuklar dağıttığı, hangi destekleri vaat ettiği, devletin bilgisi dışında mıdır?
Bu bağlamda, gazetelerde sadece küçük bir haber olarak yer alan, sonrasında ise adeta bize unutturulan, DEHAP Batman İl Başkanının ‘Biz bu topraklarda 1500 yıldır birlikte yaşıyoruz, bizi ayrımcılığa kışkırtmayın’ tepkisini kime, nerede ve nasıl bir ortamda gösterdiği ‘devlet sırrı’ olarak mı kalacaktır? Bu tepkisi nedeniyle İl Başkanı’nın partisinden ihraç tepkisi görüp görmediğinin, sonrasında olayın nasıl dondurulduğunun hiç mi haber değeri yoktur?
Böylesi bir olay benim gençlik yıllarımda, 1968’de olsaydı, kimse kuşku duymasın, kamuoyunun göstereceği ulusalcı tepki, bu olaya kıyısından köşesinden de bulaşmış yabancı diplomatların bütününün ‘istenmeyen kişi’ (persona non grata) ilan edilerek kapı dışı edilmedikçe dindirilemezdi.
Türkiye’nin istihbarat birimleri ve basını, böylesi bir muameleyi çoktan hak etmiş olan yabancı diplomatları yakından tanıdıkları halde, onlarla nasıl birlikte olabildiklerini kamuoyuna açıklamak zorundadırlar. Türkiye’nin iktidar ve ana muhalefet partisi liderleri de, Türkiye üzerine oynanan oyunları kişiselleştirmek yerine, bu oyunu temelden bozacak ortak bir kararlılık göstermelidir. Bu kararlılık, günümüz koşullarında ne Afrika’da Ethiopya ve Güney Afrika’ya açılarak, ne de Ankara’da Oran-Çevre Sokak şeridine kilitlenerek gösterilemez.