Devlet tektir - Mahir Kaynak
Genel kural bir ülkeyi yöneten gücün, yani devletin tek olmasıdır. Demokrasi ve hükümetlerin seçim yoluyla belirlenmesi bu kurala aykırı değildir. Değişik yönetimler, günün şartlarına uygun olanın iktidara getirilme sürecidir. Bazı seçimler böyle bir anlam taşımaz. Mesela Ukrayna veya Irak seçimleri bu kategoriye girmez. Burada söz konusu olan devletin hangi gücün elinde olacağının belirlenmesidir. Buna karşılık İngiltere’deki seçimler devletin temel yapısında ve uzun vadeli politikalarında herhangi bir değişikliğe neden olmaz. Önce politikalar belirlenir ve buna uygun iktidarların seçilmesi sağlanır. Kamuoyunu oluşturan kurumlar zaten devletin bir parçasıdır. discount drug coupons click free discount prescription cardnaproxennatrium go naproxen kruidvat
Bu sözler otoriteye ve devletin sınırsız egemenliğine bir övgü değildir. Güçlü devlet kurala bağlı olmamak anlamına gelmez. Aksine kuralsızlık güçsüzlüktür. Ancak izlenecek politikalar içinde bulunulan şartlarla uyumlu olmalıdır.
Bugün ülkemizde hakim olan anlayış, şartlardan bağımsız ve her zaman uygulanması gerektiğine inanılan doğruların olduğu biçimindedir. İzlenen ekonomik politikalar istikrarlı bir dünya ekonomisinde uygulanması gereken ve bu durumda doğru olan metotlardır. Oysa bugün dünyadaki ekonomik dengeler son derece kırılgan ve değişebilir niteliktedir. Bu gibi durumlarda riske karşı daha tedbirli olmak gerekirken alabildiğine açık bir yol izlemek kumar sayılır ve kazanmak ihtimali kadar kaybetmek de söz konusudur.
Demokrasi evrensel midir?
Herkes demokrasinin evrensel kurallarından söz etmekte ve AB’de ne varsa bizde de onun uygulanması gerektiğini söylemektedir. Farklı toplum yapılarında aynı kurallar uygulanamaz. Henüz şehirleşmesini tamamlayamamış, şehre gelenlerin bile şehirleşemediği bir ülkeyi bu aşamaları çoktan aşmış toplumlarla bir tutamazsınız. Önce kanunları değiştiririz sonra da toplum bunlara uyum sağlar anlayışı geçersizdir. Kaldı ki toplumumuz gelişmesini tamamladığında çok farklı bir konuma da gelebilir. Bir çokları Avrupalıya ya da Amerikalıya benzeyemediğimiz için hayıflansa bile bu dünya için bir zenginliktir ve bir bahçede çeşitli çiçeklerin bulunması, sadece güllerle dolu olmasından daha güzeldir. Yeter ki hoşlanılacak bir çiçek olun. Ayrıca hayal ettiğiniz bütünleşmiş bir Avrupa’nın gerçekleşeceğinden emin misiniz?
Bugün dünya, birçoklarına göre, farklı metotlarla sürdürülen bir savaş yaşamaktadır. Büyük güçlerin göreceli ağırlıkları yeniden belirlenmekte, bir çok ülkede rejimlerin hatta sınırların değişmesi beklenmektedir. Böyle bir ortamda barış ve istikrarın egemen olduğu zamanlardaki politikalar uygulanamaz ve çatışma, ihtiyat unsurlarının en üst düzeye çıkarıldığı zamandır.
Çeteleşme güçsüz devlet demektir
Türkiye’de devletin sınırlandırılması çabalarının böyle bir döneme rastlaması talihsizliktir. Gerçekte şikayetimiz devletin gücünden değil kanunsuzluğundan kaynaklanmaktadır. Susurluk çetesi ve benzerleri güçlü bir devletin değil devletin yerine geçen başka oluşumların varlığının bir işaretidir. Otorite boşluk tanımaz ve burada oluşan boşluğu birisi doldurur.
Mesela şehirlerde oluşan güvenlik eksikliği özel güvenlik güçleriyle doldurulmaya çalışılıyor. Bunların ilerde Güneydoğudaki korucuların konumuna gelmeyeceğinden ve devlete alternatif oluşturmayacağından emin misiz? Bunlar birbirinden ayrık mı yaşayacaklar yoksa merkezi bir otoriteye bağlı mı olacaklar? Ve bir bilmece: Neden güvenlik şirketleri aynı zamanda temizlik işlerini de üstleniyor. Bu iki iş birbirine benziyor mu?