Siyaset3 Mart 2006 00:00

Özelleştirme, Yabancılaştırma ve İşleri Piyasaya Havale - Erol Manisalı

Türkiye'de AKP iktidarı bugün iki şeyi birlikte yürütüyor; 1) Ekonomik ve sosyal yapıdaki açıklar ve kara delikler, - dış açık ve dış borçlarla; - sıcak para girişiyle; - toplumun ve devletin varlıklarının iç ve dış piyasaya satışından sağlanan gelirlerle kapatılmaya çalışılıyor. 2) Öte yandan sistemde öyle bir ''yapısal değişim'' sağlanıyor ki; - Bir taraftan bütün iktisadi ve sosyal faaliyetler ''piyasaya devrediliyor'' . - Eşzamanlı olarak, piyasa aracılığı ile ''özelleşme ve yabancılaşma'' gerçekleştiriliyor. Dış borçlar, sıcak para, kamusal varlıkların satışından sağlanan gelirlerle ''yapay bir iktisadi rahatlama'' görüntüsü ortaya çıkıyor. 2005'te 43 milyar dolara varan dış ticaret açığı; 22 milyar dolar civarında seyreden cari açık ve gerçek boyutları adeta hesaplanamaz duruma gelen dış borçlar ilk bakışta önümüze çıkan kara delikler. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardsescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholabilify link abilifycialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

Kara deliğin gerçek yüzünü ortaya koyan olayın başka bir açıdan görünüşü şöyle;

- İmalat sanayiinde bir birim değer üretilirken kullanılan dış girdi 1993'te yüzde 35 iken 2005'te yüzde 80 dolayına gelmiş. Sanayi üretiminin artışı ithalat artışını gerektiriyor.

Mekanizma iki yönden Türkiye'yi törpülüyor; hem dış ticaret açığı artıyor, yani ithalatımız ihracat artışının çok üzerinde; hem de üretim, ithalata çalışıyor.

- Bunun anlamı şu; ürettiğimiz sınai değerler bizim insanımıza gelir olarak dönmüyor; sınai üretiminin 'yüzde 80'i' diğer ülkelerin insanlarının faktör geliri olarak geri gidiyor.

Dış ticaret açığının ve üretimde dış girdi oranının birlikte artışı, dış açıkları ve dış borçları sürekli büyütüyor.

- Dışa açık ve liberal politikalarla öyle bir iktisadi çark kurulmuş ki, ''dış açık ve dış borç faktörleri bir kenara bırakıldığında'', makrodeğerler güllük gülistanlık görülüyor.

- İnsanların uyuşturucu kullanarak kendilerini mutlu sanmaları gibi ekonomik olarak sahte bir cennet gösteriliyor.

Olayın sosyal ve siyasi sonuçları...

- İktisadi ve sosyal faaliyetler piyasaya terk ediliyor, özelleştiriliyor.

- Piyasalara yabancı tekeller ve yabancı devletler egemen oluyor.

Ticari piyasalara, sınai üretim piyasalarına; enerji, bankacılık, iletişim piyasalarına ve tarım alanına baktığımız zaman şu gerçekle karşılaşıyoruz; Batı'nın tekelci firmaları hızla Türkiye piyasasına egemen oluyorlar. İlaçtan mısıra, otomotivden iletişime, bankacılıktan enerjiye her alanda yabancı şirketlerin işgali gelişiyor.

- ''Özelleştirme'' , ''yabancılaştırma'' , bir bütünün üç ayağı gibi ''sacayağını'' oluşturuyorlar.

- Ulusal politika yok; sosyal sınıfların örgütlenmesi yok; devlet yok; varsa varsa, piyasanın mutlak egemenliği var. Ve o piyasa da benim piyasam olmayacak; bu gidişle yarın tamamen Batı tekellerinin (ve devletlerinin) piyasası haline gelecek.

- Kamusal yarar, sosyal devlet ve devlet, yavaş yavaş çözüştürülüyor.

Bu unsurların çözüştürülmesi demek Türkiye Cumhuriyeti'nin de yavaş yavaş ortadan kaldırılması demektir.

Bu gidiş sürerse kararları piyasa ve ona hâkim olan şirketler verecek. Siyasiler sadece otomobil ya da ABD'den mısır ithal ederek para kazanıp kara deliğin büyümesine yardım edecekler.

- Basın yayın organları Dördüncü Kuvvet değil, tamamen uluslararası dev şirketlerin maşaları durumuna gelecekler.

Sevgili okurlar, işleri piyasaya havale etmenin ne anlama geldiği çok açıktır. Piyasa yoluyla Cumhuriyet'in ve sosyal devletin tasfiyesi eylemi ortaya çıkıyor. İktisadi olaylar dizisi tamamen siyasi sonuçlar doğuruyor.