Emperyalizmin Fitne Silahı - Ahmet Varol
Irak son günlerde mezhep ayrılığı temeline dayanan bir fitneyle sarsılmaktadır. Bu fitne yüzünden çıkan olaylardan zarar görenler ne özellikle Şiîler ve ne de özellikle Sünnîlerdir. Irak’taki tüm Müslümanlar ve hatta hıristiyanlar da dâhil olmak üzere bütün Iraklılardır. Biz olayların sebepleri ve gelişme süreciyle ilgili ayrıntılara girmeye gerek görmüyoruz. Çünkü bunlar basın yayın organları tarafından ayrıntılı bir şekilde kamuoyuna yansıtıldı. Biz daha çok emperyalizmin fitne politikası üzerinde durmak ve Irak’taki son olaylara yol açan komplolarla nelerin amaçlanmış olabileceği üzerindeki tespitlerimizi sizlere aktarmak istiyoruz. Emperyalizm tefrika yahut fitne çıkarma konusunda gayet maharetlidir. Bunun için çeşitli yollara başvurur. En çok yararlandığı metot casuslar kullanmadır. Fitne çıkarma konusunda gayet maharetli ajanları, hedef aldığı grupların içine sokarak, onların bir tarafa bir türlü, başka tarafa başka türlü haberler götürmek suretiyle, fitne ve tefrikalara yol açmalarını sağlar. Emperyalizm, bu amaçla kullandığı casuslarını, görevlerini başarıyla yürütebilmeleri için eğitir, yetiştirir. Kendilerine mesleki bilgi ve ihtisas kazandırır.discount drug coupons click free discount prescription cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects
Tefrika çıkarmada başvurulan ikinci metot yayın yoluyla tabanı şüpheye düşürmektir. Bunun için emperyalizme hizmet eden yayın organlarında, tabanı hareketin ileri gelenleri hakkında şüpheye düşürmeyi amaçlayan yalan haberlere yer verilir.
Bir başka metot yine ajanlar vasıtasıyla halk arasında dedikodular çıkarmadır. Bu iş için görevlendirilen ajanlar, özellikle duyduklarını etrafa yaymaktan hoşlanan insanların yanında bir yalan uydururlar. Sonra bu yalan herkesin kulağına kadar ulaşır. Yalan haber bu kadar yaygınlaşınca da inandırıcı olmaya başlar. Hatta yalanı ilk çıkaran kişi bile inanmaya başlar. Bu tür yalan ve dedikoduların çıkarılmasındaki amaç da kitle tabanını şüpheye düşürmek ve ayrılıklara, bölünmelere sebep olmaktır.
Sabotajlar, suikastler de fitne çıkarma politikasında bir metottur. Bu metodun iyi yürümesi için de basın yayın organları vasıtasıyla önceden zemin oluşturulmasına gayret edilir. Mesela bazı fikir ayrılıklarının fiili çatışmalara dönüştürülmesi istendiği zaman fikri yönden ihtilaf eden tarafların birbirlerini itham ettiklerini ileri süren yalan haberler çıkarılır. Yahut elde edilen malzeme abartılarak verilir. Böylece havanın gerginleşmesi sağlanır. Böyle bir hava yangın çıkarılması için gayet elverişlidir. Sadece bir kıvılcıma ihtiyaç duyulur. Bir suikast veya sabotaj ile bu kıvılcım çakılmış olur. Emperyalizmin adamları, ihtilaflı taraflardan birine karşı bir suikast veya sabotaj düzenlerler. Sonra bunu diğer tarafa mal ederler. Diğer tarafa kolayca maledebilmek için de önceden şartları hazırlarlar. Bunu başarabildiler mi artık her şey tamamdır. Kendileri bir kenara çekilerek, çarpışan tarafların bu çarpışmalarını büyük bir zevk içinde seyrederler.
Emperyalizm Irak’ta fitne politikalarını başarılı bir şekilde yürütebilmek için bu ülkeyi işgal etmesiyle birlikte mezhebi ve etnik ayrışmayı sağlama amaçlı faaliyetlere ağırlık vermiş ve bu konuda önemli başarılar kaydetmiştir. Dolayısıyla Irak’ta, Şiîlerin büyük önem verdikleri el-Askeriye türbesinin bombalanmasından önce de zaten hava bayağı ısıtılmış, toplumsal gerginliğin artırılması için değişik yollara başvurulmuştu. Bu yüzden türbeye yerleştirilen bombalar gerçekte daha önce toplumun içine yerleştirilmiş kin ve düşmanlık bombalarını dinamitledi. Tahrike açık Şiî kalabalıklar da olayların sıcaklığında yayılan kasıtlı haberlerin ve dedikoduların etkisinde kalarak Sünnîlerin camilerine saldırılar düzenlediler.
İşgal güçlerinin Irak’ta fitne ateşini alevlemelerinin muhtelif amaçları vardı. Bunların her biri üzerinde ayrı ayrı durmak istemiyoruz. Fakat iki önemli amaca dikkat çekmekte yarar görüyoruz. Bunlardan birincisi ülkedeki işgale karşı yürütülen mücadeleye destek veren yabancı direnişçilerin tasfiyesidir. Daha olayların sıcaklığında hedefe onların yerleştirilmesi ve eylemin yabancı direnişçiler tarafından gerçekleştirildiği söylentilerinin yayılması bu amaca işaret ediyordu. İşgal güçleri onların tasfiye edilmesi durumunda Irak direnişinin etkisiz hâle geleceğini ve planların rayına oturacağını umut etmektedir. Dışarıdan verilen desteğin tamamen “Zerkavi” kimliğiyle özdeşleştirilmesi ve bunun bir anti-propaganda aracı olarak kullanılması da aynı amaca yöneliktir.
İkinci önemli amaç ise olayların doğuracağı mezhebi ayrışmayı Irak sınırlarının dışına taşıyarak tüm İslâm dünyasına yaymak ve bunu İran aleyhine değerlendirmektir. Özellikle nükleer silahlanmayla ilgili iddialara dayandırılan İran’a yönelik son baskıların daha etkili hâle gelmesi için buna büyük ihtiyaç duyulmaktadır.