Ekonomi27 Şubat 2006 00:00

İMF ve AB-D güdümlü ekonomi çöküşe gidiyor!

Türkiye ekonomisi, önceki yıllarda "yüksek büyümenin sonucu" olarak da nitelendirilen dış ticaret açığını artık diğer döviz gelirleriyle de dizginleyemiyor. Türkiye'nin dış ticaret dışındaki döviz gelir-giderlerinde sağladığı fazlanın, dış ticaret açığını karşılama oranı geçen yıl son 20 yılın en düşük düzeyi olan yüzde 47'ye kadar indi. Bu Türkiye'nin ithalatı için artık daha fazla borçlanmak zorunda olduğuna işaret ediyor. Türkiye ekonomisi özellikle ham petrol, doğalgaz gibi enerji kaynakları nedeniyle ara malı ve yatırım ihtiyacı nedeniyle de yatırım malı ithalatına bağımlı bulunuyor. Bu nedenle de Türkiye gibi bir ekonominin dış ticarette fazla vermesi beklenmiyor. Türkiye dış ticaret açığını, turizm, taşımacılık, yurt dışı müteahhitlik, işçi dövizi girişleri gibi kalemlerden sağladığı döviz fazlasıyla finanse etmek zorunda bulunuyor. abilify idippedut.dk abilify

Ancak 2001 krizinden sonra Türk parasının önemli ölçüde değerlenmesi, 2003 yılıyla birlikte, tüketim malı ithalatının yanı sıra yurt dışından aramalı ithalatını da önemli ölçüde artırdı. Hatta küçük sanayiciler Türkiye'den tedarik edilebilecek türden ara mallarının da YTL'nin değerlenmesi nedeniyle daha uzuca gelmesi yüzünden ithal edilmeye başlanmasından şikayet ediyor.

Bu gelişme Türkiye'nin dış ticaret açığını önemli ölçüde büyütürken, Türkiye'nin ihracat dışındaki döviz gelirlerini yeterince artıramaması cari işlemler açığının rekorlar kırmasına yol açıyor.

İTHALAT İÇİN BORÇLANMA ARTIYOR


Türkiye geçen yıla kadar cari işlemler açığı verdiği yıllarda dış ticaret açığının yüzde 55-90'ına kadar diğer döviz gelir-giderlerinde net fazla sağlamıştı. Başka bir ifadeyle dış ticaret açının yüzde 55-90'ını kendi kazandığı dövizle finanse etmişti. Söz konusu oran geçen yıl ise ilk kez yüzde 50'nin altına inerek yüzde 47 olarak gerçekleşti. 42.9 milyar dolara yükselen dış ticaret açığının ancak 20 milyar dolarını Türkiye ihracat dışındaki kalemlerden sağladığı net döviz geliriyle karşıladı. Dış ticaret açığının yüzde 53'ü de cari işlemler açığı olarak yansıdı ve Türkiye bu ölçüde bir dış borçlanma gereksinimi duydu.

Türkiye'nin son yıllarda cari işlemler açığı rekorları kırmasında da ihracat dışındaki net döviz geliri artışının dış ticaret açığındaki büyümenin oldukça gerisinde kalması yol açtı.

Merkez Bankası verilerinden yapılan hesaplamalara göre 2002 yılında Türkiye'nin bir önceki yıla göre yüzde 54 oranında büyüterek 15.5 milyar dolarlık dış ticaret açığı verdiği 2002 yılında, ihracat dışındaki net döviz gelirleri ise yüzde 3.8 artarak 14 milyar dolara yükseldi. Dış ticaret dışındaki işlemlerden sağlanan döviz fazlası dış ticaret açığının yüzde 90'ını karşıladı ve Türkiye 2002 yılını 1.5 milyar dolarlık cari işlemler açığıyla kapattı.

2003 yılında dış ticaret açığı yüzde 43 artarak 22 milyar doları aşarken, dış ticaret dışındaki işlemlerden sağlanan döviz fazlası sadece yüzde 0.6 büyüyerek 14.1 milyar dolar oldu. Döviz fazlası dış ticaret açığının ancak yüzde 64'ünü kapatabildi ve bu yüzden cari işlemler açığı 2003 yılında 8 milyar doları aştı.

2004 yılına gelindiğinde özellikle turizm gelirlerinde sağlanan artışın yardımıyla dış ticaret dışındaki döviz geliri fazlası yüzde 33.6 artarak 18.8 milyar dolar oldu. Ancak dış ticaret açığı yüzde 56 büyüyerek 34.4 milyar dolara yükseldi. Türkiye diğer alanlardan sağladığı döviz fazlasıyla dış ticaret açığının 2004 yılında yüzde 55'ini finanse edebildi. Cari işlemler açığı ise 15.6 milyar dolara tırmandı.

1986 yılından sonraki 20 yıllık dönemde diğer döviz gelirlerinin dış ticaret açığını karşılama oranı en düşük noktaya yüzde 47 ile geçen yıl inde. Ondan önceki en düşük düzey ise yüzde 54'le 2003 yılında kaydedilmişti. Cari işlemler açığı verilen yıllarda en yüksek orana ise yüzde 90'la 1999 yılında ulaşılmıştı.

SON 20 YILDA ALTI YIL FAZLA VERİLDİ


Türkiye 1986-2005 yıllarını kapsayan son 20 yıllık dönemde sadece altı yıl cari işlemler fazlası verdi. Bu dönemde 1989 hariç cari işlemler fazlası verilen yılların en önemli özelliğini ise dış ticaret açığının önceki yıla göre azalması oluşturdu. Bu yıllarda Türkiye ancak dış ticaret açığını küçülterek cari işlemler fazlası verdi. 1989 yılında ise yüzde 56 oranında bir dış ticaret açığı artışına rağmen diğer net döviz gelirlerinde üç yıl arka arkaya yaşanan hızlı büyüme cari fazla verilmesine yol açmıştı.

Türkiye ekonomisinin cari işlemler fazlası verdiği yıllarda dış ticaret dışındaki işlemlerden sağlanan net döviz geliri aynı yılın dış ticaret açığının yüzde 103'ü ile yüzde 160'ı kadar bir büyüklük oluşturmuştu.

Dış ticaret açığı ve diğer net döviz gelirlerinin dış ticaret açığını karşılama oranı (milyon dolar)
Net gel D.Tic.
Dıs.Tic D.Net Açığını karşılama
Deng. Geliri Oranı
1986 -3.648 2.183 59,8
1987 -3.968 3.162 79,7
1988 -2.673 4.269 159,7
1989 -4.167 5.105 122,5
1990 -9.343 6.718 71,9
1991 -7.454 7.704 103,4
1992 -8.156 7.182 88,1
1993 -14.083 7.650 54,3
1994 -5.164 7.795 150,9
1995 -14.073 11.734 83,4
1996 -20.402 17.965 88,1
1997 -22.298 19.660 88,2
1998 -18.949 20.933 110,5
1999 -14.084 12.744 90,5
2000 -26.728 16.907 63,3
2001 -10.065 13.457 133,7
2002 -15.495 13.971 90,2
2003 -22.087 14.051 63,6
2004 -34.373 18.769 54,6
2005 -42.926 20.074 46,8.