Siyaset28 Şubat 2006 00:00

HELE BİR DÜŞÜN HALKIM - Doç. Dr. Mehmet Aça

Biliyorum “Ulan”la başlayıp da “Ananı da al, buradan git!”le biten cümlelerle azarlanmanın seni fena halde rencide ettiğini. Biliyorum, kendini vezir olan oğluna “Ben sana vezir olamazsın demedim, adam olamazsın dedim” diyen yaşlı babanın yerine koyduğunu. Biliyorum, “Mustafa Kemal Atatürk, hiç böyle davranmamıştı, o bizi hep can kulağıyla dinlerdi” diyerek hayıflandığını. Biliyorum, fabrikaların, toprakların birer birer yabancılara satıldıkça kendine “Biz bugünler için mi can verdik?” diye sorduğunu. Biliyorum halkım, biliyorum, bunları hiç ama hiç hak etmediğini düşündüğünü!Hele bir düşün halkım, asıl suçlunun kim olduğunu! Hele bir düşün, seni azarlayan, sana tepeden bakan, ülke topraklarını, kaynaklarını ve altın yumurtlayan tesislerini satan, oğlunu ve kızını işsiz bırakan siyasilerin kimin bağrından çıktığını! Hele bir düşün halkım, senin bu durumda bir kabahatinin olup olmadığını!coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsdiscount drug coupons site printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Niyetim seni azarlamak ve aşağılamak değil. Maruz kaldığın muameleler ve içine düşürüldüğün durum, inan, belki de beni sizden çok yaralıyor. Çünkü sen anamsın, babamsın, eşimsin, kardeşimsin, bacımsın, aynı sokaklarda büyüdüğüm arkadaşımsın, yani, her şeyimsin. Eğer etle tırnak gibiysek, hadi gel, seninle eğri oturup doğru konuşalım.


 


Sendin ey halkım, daha sağlığında Mustafa Kemal Atatürk’e sırtını dönen. Sırtını dönüp de tarikatçıya, cemaatçiye, aşiretçiye “Yürü Ya Kulum!” diyen. Sendin ey halkım, sana bir milletsin, Türksün denildikçe tarikat, cemaat ve aşiret kimliklerine geri dönmekte sakınca görmeyen! Sendin ey halkım, yedi düvele meydan okunarak kurulan tam bağımsız Türk Devleti’nin “Küçük Amerika” masalları eşliğinde yarı sömürge bir konuma sürüklenmesine ses çıkarmayan! Sendin ey halkım, Türk Devleti’nin bütün kurumlarının sistemli bir şekilde küresel emperyalizmin çıkarlarına hizmet eder bir şekilde dönüştürülmesine göz yuman! Sendin ey halkım, doğruları ve gerçeklere kulak vermek, seni uyanamayacağın uykulara gark eden masalları dinlemeyi yeğleyen! Sendin ey halkım, Soğuk Savaş döneminde kardeş kardeşi kırarken devleti yönetenleri bunu engellemek için zorlamayan! Sendin ey halkım, karaborsanın, kaçakçılığın, terörün kökenlerini sorgulamak ve kökünü kurutmak isteyenlere destek vermek yerine, sadece ve sadece mağdurları oynamak gibi kolay bir yolu seçen! Sendin ey halkım, memleketin okumuşlarının memleketin başına bela olduğunu düşünen!


 


Evet, sendin halkım, 12 Eylül darbesi sonrasında ülkenin çok ağır bir ahlaki çöküşe sürüklenişini seyreden. Ahlaki çöküşün önüne geçmek yerine, “liberalizm, serbest piyasa ekonomisi bunu gerektiriyor” diyerek duruma anında uyum sağlayan da sendin! Sendin ey halkım, “ülkenin gençleri siyasetle, ülke sorunlarıyla uğraştıkça anarşi doğuyor, o halde sadece gezsinler, eğlensinler, tüketsinler, sevişsinler, hiç düşünmesinler, okumasınlar” diyen siyasetçiye prim veren! Sendin ey halkım, hayali ihracat, aşırı ithalat ve sıcak para akışı ile yaratılan sahte bir cennette yaşamakta bir sakınca görmeyen! Sendin ey halkım, Türkiye’nin dünyanın en büyük pazarı haline geldiğini söyleyerek övünen siyasetçinin en yüksek makama kadar gelmesini sağlayan! Sendin ey halkım, otuz bin insanın canına kast eden terör örgütünü “birkaç çapulcu” diye nitelendirenleri iktidar koltuklarına çivileyen! Sendin ey halkım, bölücü örgüt liderinin İmralı’dan örgütünü yönetmesine hassas dengeleri gözeterek seyirci kalan!


 


Türkiye’ye yönelik oyunları önceden sezip de seni uyarmaya çalışan yurtsever aydınlarının bombalarla havalara uçurulması, buz gibi Aralık akşamlarında sol gözlerinden vurularak şehit edilmesi karşısında sessiz kalan da sendin ey halkım! Onların seni mücadeleye, namuslu bir yaşam için risk almaya, üç kuruşluk çıkarlarından fedakârlıkta bulunmaya davet etmelerini de yine hassas dengelerin ve bitmek tükenmez çıkarların uğruna hazzetmedin. Onlar vicdanını rahatsız edip durdular ve katledilmelerine neredeyse sevindin ey halkım!


 


Millet, devlet, vatan diyerek yola çıkanları hamasetle suçladın, onları ülkeyi ve milleti riske atan maceraperestler olarak nitelendirdin. Ruhuna hitap eden ve duymak istediklerini söyleyen kiralık kalemleri, sözde aydınları, sözde bilim adamlarını baş tacı ettin! Koskoca ülkenin AB masalları eşliğinde eski işgalcilerin limanına demirlenmesine üç kuruşluk çıkarın için göz yumdun! İktidara taşıdıkların ülkeyi hepten bataklığa sürüklediklerinde zaman askerden, yurtsever-milliyetçi gençlerden medet umarak onları göreve davet ettin. Tehlikeler bertaraf edildikten sonra da orduyu din ve millet düşmanı olarak ilan edenlerin peşinden gittin, yurtsever-milliyetçi gençlerin küresel emperyalizm ve işbirlikçileri tarafından iğdiş edilmesine göz yumdun!


 


Sendin ey halkım, tarikat yurtlarında, mason localarında, Bilderberg saraylarında yetişen karanlık kafaları bir şekilde keşfedip de iktidara taşıyan. Sendin ey halkım, dinsel duygularını sömürenlerin Hristiyan ve Musevilerle omuz omuza “İbrahim Kardeşliği”ni yeniden tesis etmek adına, bağımsızlığı hızla ortadan kaldırmalarına göz yuman! Sendin ey halkım, “Onlar çok yedi, biraz da bizimkiler yesin”, “Benim hırsızım daha iyidir” diyerek gerçekleştirilen yağmaları hoş gören.


 


Hele bir düşün halkım, asıl suçlunun kim olduğunu! Hele bir düşün, günlerini, aylarını, yıllarını sana gerçekleri ve doğruları aktarmak için çırpınanlar yerine, seni ölümcül uykulara salan usta masalcıları dinlemenin içine düştüğün bu durumda bir etkisinin olup olmadığını! Hele bir düşün halkım, ne ekip ne biçtiğini! Bilirsin, buğday eken buğday, arpa eken arpa biçer!


 


Maksadım, seni aşağılamak ve azarlamak değil. Bütün sorumluluğu sana yüklemek gibi kolaycılığa kaçmak hiç değil. Gel, bu kötü gidişe ne gibi bir katkıda bulunduğunu bir kez olsun ciddi bir şekilde düşün! Gel, sana doğruları ve gerçekleri anlatanlara bir kez olsun kulak ver!  Gel, sana yüzyıllar öncesinden seslenen Bilge Kağan ile daha dün denilecek yakın bir geçmişten seslenen Mustafa Kemal Atatürk’ünü dinle! Dinlemediğin ve yeniden tam bağımsız bir devlete sahip bir millet olmak için uğraş vermediğin takdirde, her türlü zillete, hakarete katlanmak zorunda kalacaksın. Oğullarının başkaları için savaşan köleler, kızlarının yabanın beylerine hizmet eden cariyeler olmasını istemiyorsan, düşün!