Kurtlar Vadisinde Beklenen Oldu - Selim Somçağ
14 Şubat Tarihli yazımda ( “Kurtlar Vadisiyle İkinci Kavgam Operasyonu”) New York Times’da o gün yayınlanan bir yazıdan yola çıkarak, Kurtlar Vadisi filminin Türkiye’de yükselen millî dalgayı dünya kamuoyuna köktendinci ve Hitler hayranı, ırkçı akımların ürünü olarak göstererek karalamayı amaçladığını belirtmiştim. New York Times’da yayınlanan yazıda filmin sebepsiz ve gereksiz yere, ırkçı düzeyde bir Amerikan düşmanlığı yaptığı ve gişe rekorları kırdığı söylenerek öncelikle Amerikan kamuoyunda Türk halkına karşı düşmanlık amaçlanıyordu. Yine aynı yazıda yer verilen filmden başka bir ayrıntı, ikinci planda İngiliz ve özellikle de İsrail kamuoyunun ve dünya Yahudi cemaatinin hedeflendiğini gösteriyordu: Filmde Amerikan Yahudisi bir cerrah Amerikalıların elindeki savaş esirlerinin böbreklerini alıp Londra, New York ve İsrail’e gönderiyor. Bu İsrail’de BOP için neo-conlarla ortak hareket eden kesime, Türklerin Yahudi düşmanı olduğunu ileri sürerek dünya Yahudiliğini Türkiye’ye karşı harekete geçirmesi için atılan bir pastı. Aynen Metal Fırtına ve Kavgam operasyonlarında olduğu gibi...
Bu öngörümün doğrulanması için fazla beklememiz gerekmedi. Dün Cumhuriyet Gazetesinde yer alan bir haberden İsrail’de yayınlanan Jerusalem Post gazetesinin filmdeki bu konuyu haber yaptığını ve bu ırkçı filmin Türkiye’de gişe rekorları kırdığı iddiasının da altını çizdiğini öğreniyoruz. Jerusalem Post’un haberinin kaynağı Amerika’da yayınlanan Front Page Magazine adlı derginin yazarlarından Debbie Schlussel. Amerika’da “muhafazakâr Yahudi” bir yazar olarak tanınan Schlussel kendi internet sitesinde ( www.debbieschlussel.com) filme karşı kampanya başlatmış. Schlussel’e göre film Yahudi, Hıristiyan ve Amerikan karşıtı. Schlussel Türkleri ve filmde rol alan Gary Busey ve Billy Zane adlı Amerikalı aktörleri “kötü, günahkâr” (evil) ve “fahişe gibi” (whorish) sıfatlarıyla tanımlıyor. Dikkatinizi çekerim, muhafazakâr Schlussel Hanımefendi bu sıfatları filmi çevrien Türkler için değil, bütün Türkler için kullanıyor. Busey ve Zane’in bu Yahudi ve Hristiyan karşıtı filmde rol aldıkları için boykot edilmelerini, Yahudi asıllı Amerikalı doktorların filmde Yahudi doktor rolünü oynayan Busey’i hasta olarak kabul etmemelerini öneriyor. Bu arada Schlussel’in film hakkındaki bilgilerinin kaynağının da Amerikan Associated Press haber ajansı olduğunu öğreniyoruz. Yani tabloda bir Pentagon Psikolojik savaş dairesinin açık adresi eksik.
Operasyonun Türkiye bacağı da devreye girdi. Hatırlanacağı üzere, filmi çevirten medya grubunun “amiral gemisinin kaptanı” Ertuğrul Özkök filmin reklamı için “Polat Alemdar’la öpüşmesi vesilesiyle” Sharon Stone’la röportaj yapmış, daha sonra grubun bir TV kanalının ana haber bülteninde, vıcık vıcık bir atmosferde Mehmet Ali Birand adlı Belçika vatandaşına “Sharon Stone’a hangi eliyle dokunduğunu” anlatmıştı. Ne var ki dünkü gazetelerden Özkök’ün Kurtlar Vadisini seyretmediğini ve seyretmeyeceğini öğreniyoruz. Zaten Ertuğrul Bey Geceyarısı Ekspresini de seyretmemiş! Mesaj açık: Geceyarısı Ekspresi nasıl Türk aleyhtarı ırkçı bir filmse, Kurtlar Vadisi de aynı onun gibi Amerikan ve Yahudi karşıtı ırkçı bir film. Dolayısıyla bu filmi seyretmek Ertuğrul Beyin liberalliğine, demokratlığına ve insancıllığına yakışmaz! Daha dün filmin reklamını yapmak için ta Amerika’ya giden Ertuğrul Bey, şimdi Associated Press, New York Times, Jerusalem Post ve Debbie Schlussel ağzıyla filmi kötüleme tornistanında... Amaç dışarıdaki şeytanlaştırma kampanyasına içeriden destek vermek. Yakında adı geçen yayınlarda “Türkiye’nin en büyük gazetesinin genel yayın yönetmeni de Kurtlar Vadisinin anti-semit ve ırkçı bir film olduğunu söyledi” haberlerini görmemiz şaşırtıcı olmayacak.
“Tavşana kaç, tazıya tut” oyunu gayet fütursuzca ve utanmazca oynanıyor, çünkü Türkiye’de meydan boş. Ama bütün bunların bir neocon-siyonist-BOPçu operasyonu olduğunu gizleyebileceklerini ummaları da çok aptalca. Oyunun faillerinin çoğunun kimliği zaten alnının ortasında yazıyor. Bir de millî cephede görünmeye çalışmakla beraber yazılarında filmi öven, filme gidilmesini teşvik eden zevat var. Bunları da bir kenara not edelim, çünkü bunlar Truva atıdır. Neo-con cephesi Türkiye’deki milliyetçi-ulusalcı kamuoyunu Özköklerle, Ülseverlerle, Birandlarla, Çandarlarla, Çongarlarla yönlendiremeyeceğini biliyor. Bunun için millî cepheye yerleştirilecek Truva atları lazım. Bunlar epey bir zaman gayet milliyetçi, hatta Amerikan aleyhtarı konuşup kredibilite oluşturduktan sonra böyle operasyon zamanlarında Amerika’nın işine geleni söyleyerek görevlerini yaparlar. Film hakkında bu kadar şüphe bulutu oluşmuşken milliyetçi kamuoyunu ”Yahu bu filme gidin, vallahi daha çok Amerikan aleyhtarı olursunuz, film ters tepmiş” diye yazacaksın, iki gün sonra da New York Times’da, Jerusalem Post’ta “Amerikan ve Yahudi aleyhtarı ırkçı film Türkiye’de gişe rekoru kırıyor” haberleri çıkacak! Ne tesadüf ama!
Operasyonun bir sonraki aşamasını da çok yakında görebiliriz. Aynen Metal Fırtına ve Kavgam operasyonlarında olduğu gibi, Kurtlar Vadisinin “Türkiye’de gişe rekorları kırması” da Amerikan ve İsrail yönetiminde “rahatsızlık” yaratacak, bu rahatsızlık Türk hükümetine iletilecek, kaşlar çatılacak, hükümet Türkiye’de Amerikan ve Yahudi karşıtlığına meydan vermekle itham edilecek, AKP’nin İslamcı kökeni hatırlatılacak, ardından Türkiye’den yeni tavizler istenecek. Zaten bu hükümete de isteneni vermek için ( özellikle kendi tabanına yönelik olarak) bahane lazım. Hamas lideri Beşal’in Ankara’ya gelmesinin de aynı amaçla kullanılacağından kuşkunuz olmasın. Bu ziyareti kim organize etti dersiniz?