İstihbarat22 Şubat 2006 00:00

ŞEMDİNLİ’NİN PLANLAYICISI, BARZANİ’YE SIĞINDI !! Saygı Öztürk

Şemdinli’de, Yüksekova’da çok ciddi olaylar yaşandı. Halk, olanlara isyan etti. Ama ne olduğu ise bugüne kadar tam anlamıyla ortaya çıkmadı. Kuruluşların yetkililerinin birbirlerini suçlamak yerine, olayların ortaya çıkarılması yönünde ortak çalışmaları yapması gerekiyor. Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı’nın Şemdinli olaylarına ilişkin TBMM’ne verdiği raporla, İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un yaptığı açıklamalar birbiriyle hayli çelişiyor. Bunu ortadan kaldırmak için olayları, örgütün taktiklerini bilen kişilerin de destekleriyle her yönüyle araştırılması, halkın güveninin yeniden kazanılması için zaman geçirilmemeli… symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un, TBMM Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu’na yaptığı açıklama hayli önemli. Bazı devlet kuruluşları içinde “çeteleşme” olduğu sonucu ortaya çıkıyor ve bunlara karşı bir şey yapılamadığı anlaşılıyor.

Emniyet ve Jandarma istihbarat birimlerinin iyi ilişkiler içinde olduğu söylenemez. İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcılığı döneminde Hanefi Avcı’nın “Susurluk Komisyonu’na” yaptığı açıklamalardan sonra dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman, DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un açıklamalarından, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri’den önce jandarmada bazı olayların yaşandığı ima ediliyor. Ancak, bunların ne olduğu açık bir biçimde ortaya konulmuyor.



Şemdinli’de, Yüksekova’da çok ciddi olaylar yaşandı. Halk, olanlara isyan etti. Ama ne olduğu ise bugüne kadar tam anlamıyla ortaya çıkmadı. Kuruluşların yetkililerinin birbirlerini suçlamak yerine, olayların ortaya çıkarılması yönünde ortak çalışmaları yapması gerekiyor. Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı’nın Şemdinli olaylarına ilişkin TBMM’ne verdiği raporla, İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un yaptığı açıklamalar birbiriyle hayli çelişiyor. Bunu ortadan kaldırmak için olayları, örgütün taktiklerini bilen kişilerin de destekleriyle her yönüyle araştırılması, halkın güveninin yeniden kazanılması için zaman geçirilmemeli…



SÖYLÜYORSA, DAYANAĞI VAR

Jandarma Genel Komutanlığı karargahının, Şemdinli’de, Yüksekova’da olan olaylardan habersiz olduğu, PKK’dan başka sanki devlet içinde bazı güvenlik görevlilerinin çeteleştiği gibi yorumlar yapılıyor.



Bu önemli iddiaları gündeme getiren kişi de sıradan bir Emniyet mensubu değil. Yıllardır İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevini yürüten, önemli bir çok olayın aydınlatılmasında görev almış birisi. Yani açıklamalarının yalnız mesleki bir yarışta rakibi geride bırakma gibi görülmemeli. Bu olaylar yaşanıyorsa, ilgililere düşen görev, bunların kanıtlarıyla ortaya çıkarılması ve yapanlardan hesap sorulmasıdır.



Bu açıklamalar ışığında, Jandarma Genel Komutanlığı’na karşı bir güvensizlik de bundan böyle gündeme getirilecek, “Biz değil, İstihbarat Dairesi Başkanı böyle söylüyor” denilecektir. O yüzden, Orgeneral Fevzi Türkeri’nin, Korgeneral Mehmet Çavdaroğlu’nun, bu iddialardan sonra Hakkari’de ne olup bittiği, bilgileri dışında bir oluşum olup olmadığını açıklamaları gerekmiyor mu?



ASTSUBAYLAR TUTUKLANALI 3,5 AY OLDU

Şemdinli’de kitapevine bomba atılması olayı 9 Kasım’da gerçekleşti. Jandarmanın “haber elemanı” olarak nitelendirdiği Veysel Ateş tutuklandı. 24 Kasım’da ise astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz tutuklandı. Yeni açıklamalar ışığında, iki astsubayın durumu daha da zorlaşıyor.



Şemdinli olaylarıyla ilgili spekülasyonlar giderek artıyor, her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Soruşturmanın yaklaşık 3,5 aydır sonuçlandırılmaması olayı daha zda ilginç hale getiriyor. Tüm bunlara ek olarak İstihbarat Başkanı Sabri Uzun’un basına yansıyan açıklamaları da soru işaretlerini boyutlandırıyor…



Kitapevinde patlayan bomba Alman malı. İlginçtir kısa süre önce Kuzey Irak’tan Türkiye’ye sokulmak isteyen bombalar ile kitapevinde patlayan bomba aynı cins ve model. Jandarmayla ait otomobilde ise 2 adet el bombası bulunmuştu. Bu bombaların MKE yapımı olduğu ve Astsubay Ali Kaya’ya zimmet karşılığı verildiği anlaşıldı.b İşte bu bombalar da, jandarmaya iade edildi.



Tutuklu astsubaylara göre Şemdinli’de meydana gelen olayların ne olduğunun tam olarak anlaşılabilmesi için PKK’nın dinlenen telefonları ve bunlarla yapılan konuşmalar son derece önemli. Telefon dinleme kayıtları, PKK’lı Sabri kod adlı terörist ile olay anında Şemdinli’de bulunduğu anlaşılan Ağiri, Sorej, Velat kod adlı teröristlerin telefon konuşmaları bulunuyor.



ŞEMDİNLİ OLAYINA KATILAN PKK’LILAR ÖRGÜTTEN KAÇIYOR

Sabri kod adlı Ali Kısıkyol örgütte gözden düşmüş bir isimdi. Daha önce PKK’dan kaçıp Irak Kürdistan Demokratik Parti’ye sığınan ve oradan da Almanya’ya gitmeyi başaran “Edip” kod adlı kişiyle yaptığı telefon konuşmaları da hayli çarpıcı. KDP’ye sığınanlara, ne gibi işlem yapıldığını öğreniyor.



Şemdinli bölgesinde PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilen patlama olaylarında yer alan, patlamanın gerçekleştirildiği gün Sabri kod adlı teröristle konuşan Agiri kod adlı teröristin de kimliği biliniyor. “Ag3iri” kod adlı kişinin 15 Ağustos 1972 doğumlu Yılmaz Ertaş olduğu anlaşıldı. Yılmaz Ertaş da kısa süre önce PKK’dan kaçmayı başardı.



Sabri kod adlı Ali Kısıkyol, Umut Kitapevindeki patlamadan sonra yaptığı telefon konuşmasında olayları kendilerinin planlayarak provoke ettiklerini söylüyor, “Ancak başarıyı başka üst düzey örgüt mensupları sahiplendi” diye yakınıyor.



“Sabri” kod adlı Ali Kısıkyol’un dinlenen telefon konuşmasından bir bölüm, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısının da dikkatini çekiyor:



- Sen, bu Şemdinli meselesini duydun değil mi?

- Duydum, senin, Agiri’nin ismini gazetede okudum.

- Duyduğuma göre Agiri’de gitmiş..

- Evet, Agiri’de gitmiş.Şemdinliyi yapan biziz ama sahiplenen de başkaları.



Ali kısıkyol’un, daha önce örgütten kaçan ve Almanya’ya yerleşen “Edip” adlı kişiyle 6 Şubat 2006’da saat 14.57’de yapmış olduğu telefon konuşmasının CD’si ve çözümü halen Hakkari Cumhuriyet Savcılığı’nda bulunuyor.



Şemdinli olayları öncesinde, olaylar sırasında ve olaylardan sonra bölgede faaliyet gösteren örgüt mensuplarının örgütten kaçtıkları veya kaçma teşebbüsü içinde oldukları biliniyordu.



Şemdinli bölgesinde PKK’nın sözde Tabur Komutanı olarak görev yapan Diyarbakırlı “Demhat” kod adlı kişi ile eylem sorumlusu olan ve 9 Kasım’da meydana gelen olaylarda Şemdinli’de olduğu anlaşılan “Sabri” kod adlı kişinin telefon konuşmalarından “Agiri” kod adlı Yılmaz Ertaş’ın da örgütten kaçtığı, Süleymaniye’de KDP’nin elinde olduğu belirtiliyor. “Demhat”ın da daha sonra örgütten kaçtığı ve onunda Süleymaniye’de olduğu anlaşıldı.



İLGİNÇ GELİŞMELER DE OLUYOR

1984 yılında Şemdinli ilçesinin baskınına katılan ve 15 yıl cezaevinde yatan Seferi Yılmaz’ın PKK ile ilişkili olduğu iddiasıyla mahkeme kararıyla telefonları dinleniyor. Bu kişiye Almanya’dan örgüt tarafından bir paket gönderildiği öne sürülüyor ve bunun için kişinin takip altında tutulduğu belirtiliyor.



Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun ise böyle bir olayın kendilerine bildirilmediğini ve Yılmaz’ın PKK ile ilişkisini ortaya koyacak bir şey olmadığını vurguluyor.



Hadi çıkın işin içinden. Emniyet ve Jandarmanın istihbarat birimleri arasında müthiş bir çelişki olduğu, birbirleriyle yardımlaşması şöyle dursun, bilgi kırıntısı bile vermedikleri anlaşılıyor.



Şemdinli’de devlet malına zarar veren bazı kişilerin ifadeleri alınıyor, sorgulanıyor ve aralarından tutuklananlar da oluyor. Bunlar sessiz-sedasız yürüyor. Kitapevinde bomba patlayan Seferi Yılmaz’ın da birkaç gün önce ifadesinin alındığını öğreniyoruz. Seferi Yılmaz da, bazı kuruluşların davetlisi olarak değişik illere gidiyor.



Türkiye, Şemdinli olayını daha çok konuşacak. Giderek boyutlanıyor, gider8ek içinden çıkılmaz hal alıyor. Devletin ilgili kuruluşları arasında yaman çelişkiler yaşanınca doğrusu insanlar da kimin söylediklerine inanacağını şaşırmış durumda.