Siyaset2 Mart 2005 00:00

Bu toprağın sahibi - Behiç Kılıç

Geçtiğimiz Pazar akşamı galiba sadece Flash Tv' nin haberlerinde verildi, PKK çetesinin İzmir' de gerçekleştirdiği eylemi izledim. Çete çocukları taş ve sopalarla şehrin merkezine sürmüştü. Hemen arkalarında da kucaklarında bekleri de olan kadınlar vardı. Etraf çatışma alanı halindeydi ve Apo' nun serbest kalmasını isteyen PKK' dan bahseden sloganlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti' ne meydan okuyordu..Polis falan onları durduramıyordu... levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetes

Ve PKK istediği her şehirde istediği tedhişi rahatça gerçekleştiriyordu...
Artık Doğu ve Güneydoğu topraklarımızı Kürdistan olarak neredeyse büyük bir çoğunluğa benimsetmişti!.. Bu topraklarımızdan bu şekilde bahsedilmesi sanki rahatsızlık vermiyordu !..

Çünkü İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin gibi illerde bile sokağa döküldüler mi uçsuz bucaksız bir yığın haline gelebiliyorlardı.. İşte dün Adana da yaptıklarını, haber ajansları şöyle duyuruyordu... 

' 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Seyhan Nehri kenarında toplanan DEHAP' lı kadınlar, burada Türkçe ve Kürtçe slogan atarak zılgıt çekti.

DEHAP Adana İl Kadın Kolları Başkanı Şükran Dikmen, burada yaptığı basın açıklamasında, her zamankinden daha fazla iddia sahibi olduklarını ve bu yıl da alanlarda özgürlük taleplerini dile getireceklerini söyledi.

Dikmen, "Burada bulunmamızı sağlayan, kadın özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren, emek veren ve vermeye de devam eden kadın özgürlük mücadelesinde kararlılıkla yürüyen tüm kadın yoldaşlarımızı selamlıyoruz" dedi.

Daha sonra kadınlar, Taşköprü üzerine çıkarak zılgıtlar çekip, terör örgütü elebaşısı Öcalan' a ulaşması amacıyla ellerindeki çiçekleri Seyhan Nehri' ne bıraktı.?

Binlerce askerimizi şehit eden, ülke ekonomisinin 100 küsur milyar dolarını yutan bir düşman şebekesinin militanları, çetebaşları adına böyle rahatça hareket ederek şu mesajı veriyorlardı...

'Bu topraklar artık sizin değil, İşgali başlattık sonunu getireceğiz..'

Ve hala hiçbir olan bitenin gereğince farkında değiliz...

Tepkisizliğimiz ortadadır...

Binlerce canımızı alan PKK şebekesinin mensupları, çoluk çocuk onbinler halinde gözümüzün içine baka baka vatanımızı isterlerken biz uyuşmuş kimlikler halinde, kafamıza geçirilen çuvaldan nasıl zevk alırız diye ahlaksız hesaplar içerisindeyiz..

Milli dava için bir gösteriyi bile beceremiyoruz... Milli hassasiyetler uğruna yapılan mitinglerde bir iki bin kişi toplanırsa bunu başarı kabul ediyoruz!.. Mahalli ligden, iddialı bir futbol maçında bile daha çok seyirci toplanırken, bir şehit cenazesinde, cenazeleri aileleri ile baş başa bırakma boş vermişliğini benimsemiş bulunuyoruz...

Düşmanla işbirliği yapan ihanet şebekelerini baştacı yapıyoruz...

Onların gazetelerini en çok satan yapıyoruz, onların yazdıklarını doğru kabul ediyoruz, onların yazdığı kitapları, yaptığı müzikleri, çevirdikleri filmleri, sahneledikleri oyunları baştacı ediyoruz.

Bizi güderek yok etmelerine izin veriyoruz..
Bizi hipnotize etmek için geliştirdikleri oyunların figüranları oluyoruz...
Onların dev mağazalarından, onların ürünlerini alıyoruz..

Batıyoruz...


Vatanın elden gittiğinin acısını hisseden bir devlet görevlisinden dinlemiştim; 'Vatandaş, ücreti ile ilgili konuda iktidarlara karşı gücünü göstermek üzere sokağa döküldüğünde onbinlercesi bir araya geliyor. Ama memleketin kaygan zeminde Sevr' e sürüklenmesi konusunda ses çıkarmıyor, demek ki durumdan memnun!'

Elli bin kişilik PKK mitingleri AB' yi ABD' yi Apo yandaşı yapıyor...

Ellibin kişi bir araya gelip teslimiyete karşı çıkabildik mi?!.

Şu bölünmüşlüğe bakın, ortalıkta milli davanın bayraktarı dolu ama dördü bir araya gelip peşine düşülecek bir birlikte hareket yaratamıyorlar. Milliyetçiliği kimselere bırakmayan para sahipleri, iş yerlerinde hainleri istihdam etme konusunda yarışıyorlar..

Milli ses ne bir TV' ye, ne gazeteye, ne üniversiteye sahip değil...

Cılız cılız sesler, yalnız kalıp batmaya mahkum edilen birkaç fedai...


Birlik olmuş ihanet şebekeleri 'Silah bulamıyorsan karına sarıl' sloganı ile bilinçli bir nufus hareketi ile diri tuttukları hareketlerini her gün daha da güçlendiriyorlar.

En çok 'tutulduğu' için en zengin olan şarkıcının, aktörün, romancının yani toplumu motive etme gücüne kavuşturulanların bölücü unsurlarla, Sevr' in patronları ile kesin ilişkileri nasıl bir rastlantıdır?!.

Geçenlerde şöyle bir haber okudum

'Kara Harb Okulu Komutanı Tümgeneral Hulusi Akar, Kara Harb Okulu' nun AB ile bütünleşen kurumlardan biri olduğunu, AB eğitim programlarından Sokrates Programı' na yaptıkları başvurunun kabul edildiğini bildirdi.'

Sokrates programı adı üstünde AB normlarına göre eğitimdir ve milli şuuru soymayı hedefler benim bildiğim.

Yok olmalar böyle oluyor...

Önce milletin şuuru yok ediliyor, gerisi kolay...