PKK Konferansı - Neval Kavcar
PKK terörünün, Kürt Sorunu olmasının Başbakan tarafından kabulü ile gelişmeler hızla seyreder hale gelmiştir.. 1984 Eruh Baskınıyla Pentagon mamulü PKK’nın saldırılara başlamasından yıllar sonra bugün, “PKK Sorunu” na dönüştürüleceği elbette hesap edilmiştir. PKK yapılandırılırken , bir taşla sayısız kuş vurma hedefi vardı. Asala başkanının Yunanistan’da öldürülmesi ile “Ermeni Terörü” nün bitirilmesi, PKK eylemleri için derhal düğmeye basılmasını gerektirmiştir. Ve yirmi iki yıldır, PKK terör örgütü saldırılarına devam etmektedir.Türk Devletine milyonlarca dolara ve binlerce kişinin canını kaybetmesine mal olmuştur. PKK saldırılarının hedefinde; “Kendine yardımı reddeden gariban Türk insanı, Türk askeri, PKK’yı terk eden militanlar .....” yer almıştır. “Kürt Devleti” kurmak gibi ideali olmasına mümkün olmayan, sıradan bir fason örgüttür. Amerika PKK’yı yola çıkardıktan sonra “Türkiye yıllarca PKK adı altında Amerika ile savaşmıştır.” Gerçeği ise göz ardı edilmemelidir.PKK’nın fonksiyonunu tekrar hatırlayalım:discount drug coupons click free discount prescription cardcialis coupons printable link discount prescription drug cardclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilorenovation vejle site renova
1- Bölge insanında “Kürt” bilinci uyandırılması
2- Dünyanın dikkatinin çekilmesi, PKK durduk yerde niye saldırıyor düşüncesinin uyandırılması
3- Türkiye’nin ekonomik, siyasi yönden çökertilmesi ve dikkatlerinin sadece bu noktaya yoğunlaşmasının sağlanması,
4- ASALA dan sonra takiben PKK saldırıları ile Türk Milletine neden sürekli saldırıldığının düşünülmesi ve “Barbar Türk “imajının hatırlanması
5- 1991 Körfez Savaşı Öncesi Bölge insanlarının “Sözde Kürt Devleti” ne hazırlanması
6- AB istekleri içinde yer alan “İnsan Hakları” kavramı devamında “Kürtçe başta olmak üzere” tanınmasının yolunu açma
7- “İkiz Yasalar” başta olmak üzere emperyalizmin istediklerini kabul edecek noktaya gelme
8- İsrail’in Vaat edilmiş topraklara ulaşmasında fason örgütün gerekliliği,
9- Orta Doğu Petrollerini direk ele geçirmek ve G.Doğu başta olmak üzere su kaynaklarının İsrail ve kurulması planlanan “Sözde kürt devletine” gerekeceği,
10- Türkiye’nin bölgede güçlü, kendine yeten ve Ortadoğuda ki Müslüman ülkeler ile iyi geçinmesinin önüne geçmek,
11- ABD bölgeden askeri olarak çekildikten sonra İsrail’in güvenliğini sağlayıcı ve ABD üssünü barındıracak sözde devletin varlığının teşkili,
12- 1984 de, Türkiye’nin bağımsızlığını kazanmakta olan Türk Cumhuriyetlerine dikkat edip onlarla birlik oluşturmasının önüne geçmek, vb..
PKK’nın teşkiline sebep maddeler elbette sadece bunlar değildir. Türkiye’yi yıllarca vuran Terör Örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslimi ile yeni bir dönem başlamıştır. Devlet , otuzbin kişinin katilini asamayan , güçsüz , kendini savunamayan bir konuma, “insan hakları” dayatması ile düşürülmüştür. Öldürülen binlerce kişiye ve milyonlarca liralık zarara karşın Öcalan AB-D nin dayatması ile bugün, “İmralı”da tatil yapmaktadır.
Öcalan asılamayacak idiyse niye teslim alındı? Binlerce şehit mezarlarında huzursuz, anaları da gözyaşları içindedir. Devlet olarak düşürüldüğümüz durum ise içler acısıdır.
PKK’yı gözlerden kaçırmak ve yaptığı katliamları unutturmak için “Batı Kurnazlığı”nın devreye girerek PKK dan KADEK yaratılması, PKK terörünün Türk başbakanınca “Kürt Sorunu” haline getirilmesi ile bugün; “topraklarımızda PKK konferansı” yapılmak istenmektedir.
PKK’yı yaratan ve destekleyen ABD de bu tür konferanslar sürekli yapılıyor, şimdide sırada Türkiye olmasının amacı nedir?
“Türkler Ermenileri Kesti” konferansının sözde ilim adamları, mütareke basının malum köşe yazarları şimdi PKK el ele vererek, bu konferansı yapmak istemektedir.
PKK lı tüm sitelerde var olan ve ROJ TV tarafından “PKK Konferansı”:
“Bir süre önce Aydınlar İnisiyatifi ile başlayan şiddet ortamının sona erdirilmesi ve Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü yolundaki girişimler, kapsamlı bir “Kürt Konferansı”nın toplanması ile devam edecek. ....Türkiye’nin Kürt Meselesi, Sivil ve Demokratik Çözüm Arayışları” başlıklı konferans, 11 Mart tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek.....” şeklinde duyurulmaktadır.
Öncelikle Türkiye’nin “Kürt Sorunu” yoktur, “PKK Terörü” vardır. Başbakanın bu çok önemli “devlet politikamızı” kimler ile hangi istişarelerde bulunarak aldığı konusu halâ açıklık kazanmamıştır?
Bilgi Üniversitesinin ise “Ermeni Konferansı”nın ardından , “PKK Konferansı”na da ev sahipliği yapmanın “kara lekesi” ni ödül olarak hak edeceğini belirtmekte fayda vardır. Emperyalizmin toplantı salonu olması özelliğini her zaman koruyan, geçmişte de Alman Vakıflarının konferanslarına ev sahipliğini yapan bu üniversite 5. kol gibi çalışmaktadır dersek doğru söylemiş oluruz.
Tarihe dikkat ediniz, “11 Mart 2006”, Amerikan’ın İran’a verdiği süreden sadece altı gün sonrası. Türkiye’de “PKK Konferansı “tepkileri bir günde bitmeyeceği , önümüzde ki bir ay bu tartışmaların yoğunluğu ile geçeceğinin hesabı mutlaka yapılmıştır.
PKK Toplantısının sınırlarımız dahilinde yapılmaya teşebbüsü zaten başlı başına olaydır. “PKK Terörünü “, “Kürt Sorununa “indirgeyen hükümet başkanı elbette yapılması için yeşil ışıkta yakmıştır ve destek çıkacaktır. Türk Milleti ise “PKK Konferansı”nın yapılmasına müsaade etmemektedir.
Mart 2006 çok sıcak geçecek gündemle doludur. Türkiye “PKK Konferansı” ilşe meşgul iken, İran’a verilen sürenin dolması ile nasıl bir süreç başlayacak ve “Türkiye Cephe” sinde hangi gelişmeler yaşanacaktır?
Yirmi iki yılını “PKK Terörü” ile geçirmiş Türk Milletinin önüne bu seferde “PKK Konferansı” çıkmıştır? Hedef bellidir:
“Sözde aydınlar, Soros beslemesi medya mensupları ve PKK temsilcileri” birlikte, “Washington” tandanslı bildiriye imza atacaklar ve kamuoyuna duyuracaklardır.
Yirmi iki yıldır PKK terörü ile uğraşan Türkiye Cumhuriyeti, sınırları içinde “PKK Konferansına izin veremez.”
Böyle bir izin verilirse Türk Milleti bu melun toplantıyı yaptırmayacaktır, duyurulur