BEN İŞ BANKASI’NDAKİ HESABIMI KAPATIYORUM - Hüseyin Mümtaz
Bakın şu lâfları halen KKTC Başbakanlığı koltuğunu işgal etmekte olan ve seçimden “elbirliği” ile birinci parti olarak çıkardığı”mız” için yeni hükümeti kurma görevinin büyük bir ihtimalle yeniden verileceği Talat söylemiştir: "Eylemlerimizde AB fonlarını kullandık. Fullbright, British Council ve AB fonlarını kullanarak, çeşitli etkinlikler, seminerler ve konferanslar düzenledik. Genç kadınlar motive edildi. ABD'de Fullbright fonları ile 20 Türk, 20 Rum kadını eğittik. Bu kadınlar, dönüşte Annan Planını desteklemek için yapılan eylemlerde önemli roller oynadılar." (29 Mayıs 2003-Yeni Düzen Gazetesi)new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsabilify idippedut.dk abilify
“Önemli değil, zaten kaç liran var ki?” diyebilirsiniz ama öyle..
Ben dün itibariyle Türkiye İş Bankası’ndaki kişisel hesabımı kapatıyorum..
750 YTL kredi limitli kredi kartımdaki borçları bitirince de kartı yırtacağım..
Makasla kesip, çok ince parçalara ayırıp caddenin birindeki kanalizasyon kanalının ızgaralarından aşağı atacağım.
Çünkü İş Bankası ben kredi kullandıkça ödediğim faizlerle Güney Kıbrıs’ta şube açacakmış.
Paranın dini imanı yok derlerdi ama galiba milliyeti de yok..
Nereden nereye….
1. İş Bankası’nı Atatürk kurmuştur.
2. İş Bankası 1950’lerdeki Kıbrıs Türk Mücadele tarihi’nde unutulmaz işler yapmıştır.
Burada uzun uzun kaynak göstermeye niyetim yok, bilen bilir.. 50’li o destan yıllarda Türkiye’den İngiliz Sömürge Yönetimindeki adaya gönderilen “muvazzaf veya yedek subay” TMT elemanları sivil kıyafetle hastane, okul ve İş Bankası’nın Lefkoşa Şubesi’nde maske görevlerine başlamışlar ve uzun yıllar o şekilde yürütmüşlerdir.
Mukavemete, vatan savunmasına “yardım ve yataklık” eden İş Bankası şimdi güneyde hangi hesapları aklayacak?
PKK’nın mı, Rus kara para baronlarının mı?
Eroin kaçakçılarının mı?
Çünkü güneyde bankalar “bu işleri” yapıyor.
Fakat ben yine de her zamanki gibi Rumların bizi “kurtaracağını” düşünüyorum..
Mutlaka yukarıda açıkladığım “direniş” yıllarındaki o “sabıkaları” nedeniyle işkillenip, “Şimdi kimbilir gene başımıza ne çoraplar örecek?” düşüncesiyle izin vermeyeceklerdir.
İyi ederler.
Denktaş’ın bu kaçıncı arkadan vurulması?
Bakın şu lâfları halen KKTC Başbakanlığı koltuğunu işgal etmekte olan ve seçimden “elbirliği” ile birinci parti olarak çıkardığı”mız” için yeni hükümeti kurma görevinin büyük bir ihtimalle yeniden verileceği Talat söylemiştir:
"Eylemlerimizde AB fonlarını kullandık. Fullbright, British Council ve AB fonlarını kullanarak, çeşitli etkinlikler, seminerler ve konferanslar düzenledik. Genç kadınlar motive edildi. ABD'de Fullbright fonları ile 20 Türk, 20 Rum kadını eğittik. Bu kadınlar, dönüşte Annan Planını desteklemek için yapılan eylemlerde önemli roller oynadılar." (29 Mayıs 2003-Yeni Düzen Gazetesi)
"Otorite kimse... Görevimiz otoriteyi değiştirmektir. Demokratik yolla, silahlı mücadeleyle, gerilla faaliyetiyle, kavga çıkararak veya seçimle..." (24 Şubat 2003-Yeni Düzen Gazetesi)
Denktaş seçim sonuçlarını değerlendirmesini isteyerek Talat’ın Cumhurbaşkanlığı’ndan korkup korkmadığını soran bir gazeteciye şöyle demiş:
''Benim tercihim tarafsız, üzerinde uzlaşılan bir adaydan yana. Ancak Talat gelecekse, bundan korkacak bir şey yok. Niye korkayım, devleti ve bağımsızlığı koruyacağına, egemenliğine sahip çıkacağına yemin ederek oturacak buraya. Ya bu yemini edecek ya da etmeyecek. Yemini edip de buraya oturduktan sonra devlete ve bağımsızlığına kendi öz evladı gibi bakması lazım.''
Talat'ın başbakan olduktan sonra Rum yönetimini daha iyi tanıdığını belirten Denktaş, ''Talat başbakanlığa oturunca benden daha iyi gördü Rumu, benden daha acı duyarak haykırdı, çünkü kendisini yıllarca kandırdıklarını gördü. Buraya oturunca da göreceği yegâne şey elinden almak istedikleri devlettir'' demiş. Denktaş, Başbakan Talat'ın ''akıllı, çok okuyan bir insan'' olduğunu kaydederek, ''Rumu şimdi tanıyan bir insandır, bütün barış niyetine rağmen Rumun aynı seviyede barış istemesi lazım ki barış olsun'' diye ilâve etmiş.
Denktaş, ''Talat iyi bir görüşmeci olduğunu da kanıtlamıştır bence. Rumları tanımıştır. Ümit ederim ki daha sağlıklı yolda yürüyecektir. Bizim görevimiz, talip olduğu takdirde, devleti ve bağımsızlığı koruduğu sürece, bilgi ve tecrübemizle kendisine yardımcı olmaktır, başarılar diliyorum'' demiş.
Denktaş bunları nasıl söyler?
Kocca Denktaş; “Yabancı fonlardan aldığımız paralarla Türk ve Rum kadınları eğittik, Annan planı eylemlerinde önemli roller oynadılar” diyen; “Görevimiz demokratik yolla, silahlı mücadeleyle, gerilla faaliyetiyle, kavga çıkararak veya seçimle otoriteyi değiştirmektir..." diyen Talat’ın şimdi takiyye yapmadığından nasıl bu kadar emin olabilir?
Lâfa bak lâfa..
Marksist Talât, hem de TMT’cilere karşı gerilla faaliyeti yapacağını söylüyor.
Denktaş da bu lâfı “yiyor”..
Yoksa ve yine bir düşündüğü mü var?
Şu haber de geçen hafta Daily Telegraph’da yayınlandı:
“Kıbrıs’taki Rumlarla Türklerin birlikteliğinde KKTC’deki kumarhaneler ve genelevler önemli rol oynamaktadır. Türk tarafındaki kumarhanelere ve varoşlardaki gece kulüplerine büyük ilgi gösteren Rumlar Türk kızlarına bayılmaktadır.”
KKTC’de “sınır”ın yolgeçen hanı olduğunu, bütün seçilmiş-atanmış ve “ithal edilmiş” otoritelere rağmen giderek “dingonun ahırı” türü bir mekân haline geldiğini daha önceki yazılarımızda duyurmuştuk.
Acaba KKTC’nin tâlip olduğu rol; Doğu Akdeniz’in Kazablankası olmak mıdır?
Yahut soğuk savaş döneminin Beyrut’luğuna mı tâliptir?
Bakın “beğendiği” Talat seçim zaferinden sonra ne diyor:
"Cumhurbaşkanı Denktaş eskiyi, kaybedilen davayı temsil ediyor. Bu seçim Denktaş'ın sonudur. Bugün halkın kararını CTP'den yana göstermesi, Denktaş'ı sona erdirmenin yeni bir adımıdır. Serdar (Denktaş) Bey'i 'Annan Planı felakettir' diyen Rauf Denktaş ile aynı kategoriye, aynı kefeye koymamak lazım. Bunu Serdar Bey'e sorarsanız, Denktaş babası olduğu için söyleyemez."
Dava gerçekten kaybedildi mi Sayın Denktaş?
Bu seçim hakikaten sonunuz mu?
Ve siz bunları ve daha başkalarını söyleyen adama mı teslim edeceksiniz “makâmı”?
Gönül rahatlığıyla?
Şimdi kıymetli okuyucu, en geç bir hafta içinde yeni seçilen milletvekilleri mecliste yemin edecekler.
Yemin metnini bir okuyalım.
“DEVLETİN VARLIĞINI VE BAĞIMSIZLIĞINI, YURDUN VE HALKIN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNÜ, HALKIN KAYITSIZ ŞARTSIZ EGEMENLİĞİNİ KORUYACAĞIMA, ATATÜRK İLKELERİNE BAĞLI KALACAĞIMA, HALKIMIN REFAH VE MUTLULUĞU İÇİN ÇALIŞACAĞIMA, HER YURTTAŞIN İNSAN HAKLARINDAN VE TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN YARARLANMASI ÜLKÜSÜNDEN VE ANAYASAYA BAĞLILIKTAN AYRILMAYACAĞIMA, NAMUSUM VE ŞEREFİM ÜZERİNE SÖZ VERİRİM”
Talât ve çetesi bu yemini edecek mi?
Ederken aklından “başka devlet”i mi geçirecek?
Ne diyordu 2003’te?
“Görevimiz demokratik yolla, silahlı mücadeleyle, gerilla faaliyetiyle, kavga çıkararak veya seçimle otoriteyi değiştirmektir...”
Dava için “seks filmleri hariç her filmde oynarım” diyen; “değil vadisine, kurdun inine bile girerim” diyen Denktaş bu kadar kolay mı pes edecek?
Görevdeyken engelleyemediği Talât’ı, “bürosunda”ki çalışmalarıyla “tek tabanca” nasıl engelleyecek?
Atina’dan Yorgo Kırbaki bildiriyor: - Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos, Annan Planı'nda memnun olmadıkları bölümler değiştirilse bile taviz vermeyeceklerini açıkladı. Papadopulos, Simerini'ye demecinde, BM Genel Sekerteri Kofi Annan'ın planına dair görüşleri ve hangi konularda tavizler verebileceğini bildirmesi talebini hatırlatıp, "Bizim verecek tavizimiz yok. Örneğin Türk askerlerinin bir tarihte adadan uzaklaşmasına karşılık neden taviz verelim?" diye sordu.
Ankara’daki siyasi iktidar Denktaş’ı yok sayıyor; KKTC süratle Beyrutlaşıyor, İş Bankası güneyde şube açıyor, Papadopulos plan değişse bile tâviz yok diyor, Talat otoriteyi değiştiririm diyor.
ABD/AB/AKEPE bu Talat’la ortaklık anlaşması imzalıyor.
Denktaş, Talat’ın Cumhurbaşkanlığından neden korkayım diyor.
Denktaş inanıyor mu bu söylediklerine?
Yoksa yeni bir taktik mi geliştiriyor?
Onun için mi demir asa alıp, demir çarık giyip her gün Anadolu’yu arşınlıyor?
1 Mart 2005