Siyaset15 Şubat 2006 00:00

MİLLİ MERKEZDE BİRLEŞMEK - Anıl Çeçen

Petrol ve hegemonya savaşı yapan emperyal güçler, dünyanın merkezi coğrafyasını bütünüyle teslim alırken, bu bölgenin merkez ülkesi olan Türkiye’yi işgal edecekler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tasfiye ederek, bölgesel bir konfederasyonunu kendi egemenlikleri altında kuracaklardır. Milli Onarım Hükümeti, bu aşamada Anadolu’daki Türk Devleti’nin varlığını koruması ve Atatürk Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalması için, yaşamsal bir sorumluluktur. Türkiye’yi böylesine yarı sömürge durumuna düşüren Eisonhower ve de Rockefeller bursluları, Tapınak Şövalyeleri’ni de yanlarına alarak, böylesine bir Milli Onarım Hükümeti’nin önleyebilmek için devreye girmektedirler. Bu ülkenin artık eskimiş politikacılara değil, yeni kurtuluş savaşçılarına ihtiyacı vardır. En kısa zamanda oluşturulacak milli merkezde, bütün milliyetçi ve ulusal güçlerin, tıpkı Kuvayı Milliye günlerinde olduğu gibi bir araya gelmeleri, yaşamsal zorunluluktur.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsdiscount drug coupons click free discount prescription carddiscount drug coupons site printable coupons for cialis

Milli Onarım Hükümeti önerimiz, Türkiye’de yeni tartışmalara ve gelişmelere yol açtı. Türkiye’nin ulusal birliği ve bütünlüğünden yana olan kesimler, bu öneriye sıcak bakarak, böylesine bir doğrultuda çalışmalarını ve çabalarını hızlandırırken, ülkemizin emperyalist baskılar altında kalmasına sıcak bakan mandacı ve işbirlikçi toplum kesimleri ise böylesine bir oluşumu önleyebilmek üzere, kamuoyunun karşısına yeni senaryolarla çıktılar. Gelecekte Türkiye’nin bağımsız siyasal bir göç olarak, dünyanın merkezi coğrafyasında etkin olmasını istemeyen kafadan ve cepten dışa bağımlı kişi ve grupların, Türkiye’nin tam sömürge durumuna düşürülerek, zaman içinde ortadan kalkmasını sağlayacak bir arayış içine yeniden girdikleri açıkça ortaya çıkmıştır.

Eski dünya düzeninde yeni bir dünya düzenine geçişin tam olarak başarılamaması, her şeyi yarım bırakmıştır. Geleceğe dönük projelerin tam anlamıyla uygulamaya geçirilememesi nedeniyle her şey karma karışık bir duruma gelmiştir. Emperyal güçler kendi çıkarları doğrultusunda yeni projeleri bir an önce gerçekleştirebilmek üzere olayların üzerine giderlerken ve tüm gelişmelere çıkarları doğrultusunda egemen olmak isterken, kendiliğinden bir kaotik ortamın çıkmasına gider yolu açmışlardır. ABD, İngiltere, Avrupa Birliği, İsrail ve Rusya gibi emperyal güçler, dünyanın merkezine kendilerini oturtarak, bütün ülkeleri kendi çevrelerinde yeni bir hegemonya düzenine bağlamak için var güçleriyle çeşitli girişimlerde bulunmaktalar ama ortak bir dünya planı üzerinde anlaşamadıkları için bütün girişimler sonuçsuz kalmakta ve zaman içinde de tersine oluşumlar birbirini izlemektedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu merkezi çoğrafyayı dışarıdan denetim altına almak için yeni dönemde gündeme getirilen bütün emperyal projelerin iflas etmesi nedeniyle, çevremizde kaotik bir ortam yaratılmış ve Atlantik emperyalizminin on bin kilometre öteden gelerek, Orta Doğu ülkelerine yönelik bir saldırı operasyonuna girmesi de bölgemiz ile beraber, Türkiye’yi de yaşamsal bir tehdit ile karşı karşıya bırakmıştır.

İngilizlerin kurmuş olduğu Irak devletini yıkan ABD saldırısı, İsrail’in çıkarlarının bölge ülkelerine zorla dayatılmasını gündeme getirmiştir. Bir anlamda küresel emperyalizm siyonizmin tarihsel emellerine alet olurken, batı ittifakı içinde yer alan Türkiye, dostları tarafından tehdit edilmeye doğru sürüklenmiştir. Soğuk savaş döneminde batının ve İsrail’in çıkarları yüzünden komşuları ile düşman konumuna düşürülen Türkiye, tam bu durumdan kurtulmak için harekete geçerken, bu kez de bir askeri saldırı ve hegemonya baskısı ile karşı karşıya kalmıştır. Dost ve müttefiklerimiz kendi çıkarları için Türkiye’yi harcama noktasına gelmişlerdir.

Osmanlı İmparatorluğu bir Alman komplosu ile Birinci Dünya Savaşı’na girmek zorunda kalmış ve bu savaş sırasında dağılmıştır. Şimdi, Osmanlı Devleti’nin yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bir ABD ve İsrail komplosu ile Büyük Orta Doğu ve Hazar savaşına sokulmak istenmektedir. Osmanlı, kendisinin olmayan bir savaşa nasıl emperyal baskılarla girerek, sonunda yok oldu ise bugün aynı oyun tekrarlanmak istenmekte ve Osmanlı İmparatorluğu’nun uzantısı olarak bu topraklarda kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti de kendisinin olmayan bir emperyal savaşa zorla sokulmak istenmekte ve savaş sürecinde Atatürk’ün Cumhuriyet’inin dağıtılması planlanmaktadır. Bu planın ilk adımı olarak Irak savaşına Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu hayır demiştir. Şimdi de ikinci adım olan İran savaşı dayatılmaktadır. Umarız, gene Türkiye Büyük Millet Meclisi, ülkemizi ve devletimizi toptan yok edecek bu tür bir emperyalist çılgınlığa karşı çıkacaktır.

Avrupa Birliği, Büyük Orta Doğu ve Büyük İsrail Projeleri doğrultusunda da devletimizi yarı yarıya tasfiye eden ve giderek yok edecek bütün emperyalist girişimlere karşı çıkmak sorumluluğu vardır. Böylesine büyük bir işe, hiçbir siyasal güç ya da parti tek başına direnemez. Avrupa Birliği ya da küreselleşme gibi maceralara karşı çıkacak bütün ulusal güçlerin artık milli bir merkezde bir araya gelmeleri gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde Türkiye Cumhuriyeti topyekun bir var olma savaşı verecektir. Böylesine bir ulusal kurtuluş mücadelesi verilmezse, toptan yok olmak kaçınılmazdır.

Petrol ve hegemonya savaşı yapan emperyal güçler, dünyanın merkezi coğrafyasını bütünüyle teslim alırken, bu bölgenin merkez ülkesi olan Türkiye’yi işgal edecekler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tasfiye ederek, bölgesel bir konfederasyonunu kendi egemenlikleri altında kuracaklardır. Milli Onarım Hükümeti, bu aşamada Anadolu’daki Türk Devleti’nin varlığını koruması ve Atatürk Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalması için, yaşamsal bir sorumluluktur. Türkiye’yi böylesine yarı sömürge durumuna düşüren Eisonhower ve de Rockefeller bursluları, Tapınak Şövalyeleri’ni de yanlarına alarak, böylesine bir Milli Onarım Hükümeti’nin önleyebilmek için devreye girmektedirler. Bu ülkenin artık eskimiş politikacılara değil, yeni kurtuluş savaşçılarına ihtiyacı vardır.

En kısa zamanda oluşturulacak milli merkezde, bütün milliyetçi ve ulusal güçlerin, tıpkı Kuvayı Milliye günlerinde olduğu gibi bir araya gelmeleri, yaşamsal zorunluluktur. Ya Türkiye’den yana olan bütün güçler, milli merkezde bir ulusal önderlik etrafında emperyalizme karşı bir araya gelecekler, ya da emperyal merkezler böylesine büyük bir ittifakı önleyerek, Türkiye’nin çözülme sürecini hızlandıracaklardır. Türkiye’nin önümüzdeki dönem yol ayırımı budur.