Siyaset15 Şubat 2006 00:00

Vatandaşa sürekli hakaret eden Başbakan, siz bunları biliyor musunuz?

Türkiye’de 2004 yılında açlık sınırının altında yaşayanların sayısı 909 bin kişiye yükseldi. Yoksulluk sınırının altındaki nüfus ise 17 milyon 991 kişi olarak belirlendi. 11 bin kişi günde 1 doların altında harcamayla, 1 milyon 752 bin kişi günlük 2.5 doların altında, 14 milyon kişi ise 4.3 dolarında altında harcamayla geçinmeye çalışıyor. Mersin’de çiftçinin dertlerini dinlemeyen Başbakan Tayyip Erdoğan ise 1 milyon 120 bin dolarlık hesabı, aylık 7.690 bin YTL’lik maaş geliriyle halktan ve sorunlarından uzak. Kırsal kesimdeki yoksullukta ise tam bir patlama yaşandı. Oranlar kriz döneminin bile üstüne çıkarken, uygulanan politikalar ve Avrupa Birliği’ne uyum çalışmaları üreticileri daha da yoksullaştırdı. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2004 Hanehalkı Bütçe Anketi sonuçlarından elde edilen Yoksulluk Çalışması’nın sonuçları açıklandı. TÜİK’in, sendikalara göre oldukça düşük belirlediği açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına göre bile Türkiye genelinde özellikle kırsal kesimde tam bir yoksulluk ve açlık patlaması yaşanıyor. 2001 yılındaki krizin ardından kırsal kesimde açlık çekenlerin oranı yüzde 2.01 idi. 2004’te bu oran kriz döneminin bile üstüne çıkarak 2.36 olarak belirlendi. Türkiye genelinde ise açlık çekenlerin oranı yüzde 1.29 olarak belirlendi. Türkiye genelinde 2003 yılında 19 milyon 458 bin kişi olarak belirlenen yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısı 2004 yılında 17 milyon 991 bin kişi oldu. Yine kırsal kesimde 2003’te 10 milyon olan yoksul sayısı 10 milyon 846 bin kişiye ulaştı. Türkiye genelinde yoksulluk oranı yüzde 25.6 oldu.
TÜİK’in belirlemelerine göre Türiye’de 9 milyon 967 bin kişi göreli mutlak yoksulluk sınırında yaşıyor. Mutlak yoksulluk sınırındakilerin Türkiye genelinde yüzde 14.18 olan nüfusa oranı. Kentlerde yüzde 8.34’e inerken, kırsal kesimde yüzde 23.48’e çıktı. Söz konusu oran 2003 yılında Türkiye geneli için yüzde 15.51, kentler için yüzde 11.26 ve kırsal kesim için de yüzde 22.08 olarak hesaplanmıştı.
Dört kişiden biri yoksul
TÜİK’in belirlemelerine göre satınalma gücü paritesine göre Türkiye’de 2004 yılında bir doların (780 bin lira) altında yaşayanların sayısı 9 bin kişiden 11 bin kişiye yükseldi. Kişi başına günlük 2.15 doların altında (1 milyon 677 bin lira) bir harcamayla geçinenlerin sayısı 1 milyon 655 bin kişiden 1 milyon 725 bin kişiye yükseldi. Günlük ortalama 4.3 doların (3 milyon 354 bin lira) altında bir harcamayla yaşayanların sayısı da 16 milyon 433 binden 14 milyon 681 bin kişiye indi.
Buna göre Türkiye nüfusunun yüzde 0.02’si günlük bir doların, yüzde 2.49’u 2.15 doların, yüzde 20.89’u ise 4.3 doların altında harcamayla geçiniyor. Söz konusu oranlar kırsal kesimde kentlere göre çok daha yüksekte seyrediyor. Günlük 2.15 doların altında bir parayla geçinenlerin oranı kırsal kesimde yüzde 4.51’e, 4.3 doların altında bir harcamayla geçinenlerin oranı ise yüzde 32.62’ye kadar çıkıyor.

TARIMDAKİLERİN YÜZDE 40.88’İ YOKSUL
TÜİK’in çalışmasının sonuçlarına göre hanehalkı fertlerinin çalıştığı sektörlere göre en yüksek yoksulluk yüzde 40.88’le tarım sektöründe çalışanlar arasında yaşanıyor. Bu oran 2002 yılında yüzde 36.2, 2003 yılında ise yüzde 39.89 olarak belirlenmişti.
Sanayi sektöründe çalışanlar arasındaki yoksulluk oranı ise yüzde 21.34’ten yüzde 15.34’e indi. Hizmetler sektöründe ise bu oran yüzde 16.76’dan yüzde 12.36’ya geriledi. İşsizler arasındaki yoksulluk oranı yüzde 30.97’den yüzde 27.37’ye gerilerken, ekonomik olarak aktif olmayan nüfus arasındaki yoksulluk oranı ise yüzde 22.82’den yüzde 20.95’e indi. Türkiye genelinde 15 yaş altındaki nüfusun ise yüzde 34.02’sinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirlendi.
Hanehalkı bireylerinin işteki durumlarına göre yoksulluk göstergeleri ise Türkiye’de yoksulluğun en yaygın olduğu kesimin ücretsiz aile işçileri olduğunu ortaya çıkardı. Buna göre tarım sektöründe yaygın olan ücretsiz aile işçilerinin yüzde 38.73’ü, kendi adına çalışanların yüzde 30.48’i, yevmiyelilerin yüzde 37.52’si, ücretli çalışanların yüzde 10.35’i, işverenlerin ise yüzde 6.94’ü yoksulluk sınrının altında bulunuyor.

KIRSAL KESİM NİYE PATLADI?
Üreticinin her ürünü değer kaybetti. Mazot, gübre gibi girdi fiyatlarında ise yüzde 13’lük artış yaşandı. En çok fiyatı düşen ürün ise şeftali oldu. Fiyatı önceki yıla göre yüzde 79 azalan şeftaliyi, yüzde 77’lik düşüşle kavun, yüzde 68’lik değer kaybıyla yaş kayısı izledi. Ürünlerin fiyatlarının düşmesine karşın mazot, gübre gibi girdi fiyatlarında ortalama yüzde 13 fiyat artışı yaşandı. Doğrudan gelir desteği ödemeleri geciktirildi, ürün bazında destekler kaldırıldı. Beyaz altın pamuk, yüzde 8 değer kaybederken, Karadeniz’in geçim kaynağı fındığın fiyatı yüzde 12 geriledi. Elmanın, piyasa fiyatındaki düşüş ise yüzde 50’ye ulaştı. Taze fasulye yüzde 39 fiyat düşüşüyle karşılaştı. 2004 yılında buğdayın ortalama piyasa fiyatı 30.7 Ykr/kg iken, 2005 yılında ortalama piyasa fiyatı 30 Ykr/kg, 2004 yılı mısırın ortalama piyasa fiyatı 31 Ykr iken, 2005 yılında 18.5 Ykr olarak gerçekleşti.

GELİR-FİYAT DENGESİ EN BOZUK ÜLKE TÜRKİYE
Türkiye’nin satınalma gücü paritesine göre hesaplanan kişi başına gelir ve fiyat düzeyi açısından OECD ülkeleri arasında en yüksek çarpıklığın yaşandığı ülke olduğu belirlendi. Fiyat düzeyiyle ilgili endeks kişi başına gelir endeksinin yüzde 200’ü düzeyine çıkan tek ülke Türkiye oldu. OECD ortalaması 100 kabul edilerek oluşturulan kişi başına gelir ve fiyat düzeyi endekslerine göre, kişi başına gelirde 30’la en sonda yer alan Türkiye fiyat düzeyi açısından 60’la 27’nci sırada bulunuyor.
Türkiye’nin 30 olan kişi başına gelir düzeyi endeksi, 60 olan fiyat düzeyi endeksine bölündüğünde ortaya 200 oranı çıkıyor. Buna göre Türkiye’deki fiyat düzeyiyle kişi başına gelir düzeyi arasında tam bir uçurum bulunuyor. Fiyat düzeyi gelir düzeyinin yüzde 200’ü seviyesine çıkıyor. Diğer bir ifadeyle ise gelir düzeyi fiyat düzeyinin ancak yarısına yetişiyor.
Türkiye’nin 2005 sonu itibariyle 2002 yılına göre fiyat düzeyi endeksi 15 puan artarken, kişi başına gelir endeksindeki artış sadece 3 puanda kaldı. OECD ortalaması 100 olan kişi başına gelir düzeyi Türkiye’de 2002 yılında 27, 2003 yılında 28 ve 2004’te 29 olarak gerçekleşti. 2002 yılında 45 olan fiyat seviyesi, 2003’te 51’e, 2004’te 54’e ve 2005’te de 60’a çıktı.

ATAERKİL AİLELER DAHA YOKSUL
Aile türüne göre ise Türkiye’de ataerkil ailelerin yüzde 32.02’sinin, çekirdek ailenin ise yüzde 23.25’inin yoksulluk sınırının altında bulunduğu belirlendi. Hanehalkı büyüklüğü arttıkça yoksulluk oranının da yükseldiği belirlendi. Buna göre Türkiye’de 7’den fazla fert bulunan ailelerin yüzde 51’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. 5-6 kişilik ailelerin yüzde 27.4’ü, 3-4 kişilik ailelerin yüzde 13.71’i 1-2 kişilik ailelerin ise yüzde 14.94’ü yoksul konumunda bulunuyor. Türkiye’deki ailelerin yüzde 20.67’si yoksulluk çekiyor.

SOĞUK VE KAR SEBZE FİYATLARINI VURDU
Soğuk ve karlı hava, örtüaltı üretim merkezi Antalya’da sebze fiyatlarının artmasına neden oldu. Taze fasulye 7 milyon YTL, sivri biber 2.80 YTL, domates 90 YKr’den işlem gördü. Alınan bilgiye göre, Türkiye’yi etkisi altına alan soğuk ve kar yağışı, seralarda da etkili oldu. Soğuk nedeniyle pazara az miktarda ürün geldi. Bu yüzden de sebze fiyatları geçen haftaya göre artış gösterdi. Dolmalık biber 30 YKr, Kaliforniya biberi 50 YKr, kapya biber 20 YKr, domates 5 YKr, taze fasulyenin fiyatı ise 1.5 YTL arttı. Patlıcan geçen haftaki değerini korudu. Pırasa 30 YKr, salatalık da 50 YKr arttı.