Siyaset12 Şubat 2006 00:00

KARİKATÜR SALDIRISI KİMİN İŞİNE YARAR - Mehmet Z. Öztürk

Şer üçgeni tanımlamasını yaptığında ABD doğrudan Müslüman ülkeleri işaret ediyordu ve bunlardan bir tanesi de İran’dı. ABD Afganistan’dan sonra Irak’a saldırarak ikinci hedefini de vurmaya başlamıştı. İran daha büyük lokmaydı ve daha farklı politikalar ile hareket etmesi gerekiyordu zira Irak saldırısı için ortaya koyduğu politik nedenlerin yalan olduğu yavaş yavaş ortaya saçılınca ABD de dünya kamuoyunda inandırıcılığını yitirdiği kadar taraftar da kaybediyordu. Bu gün İslam peygamberinin karikatürle hedef haline getirilmesinin dini boyutu olduğu kadar batı için ahlaki, sosyal, kültürel vb açıdan bir sorun olduğu gerçeği konu kapsamında tartışılabilir. Ama İslam peygamberinin ölümünden bunca yıl sonra ne gibi bir etki ortaya çıkmış olabilir de peygamberin bizzat kendisi bu denli hedef haline getirilmek istenmiştir. Anlaşıldığı kadar karikatürün yapılmasındaki amaç Hz. Muhammed’in bizzat kendisine saldırmak değil, amaç; İslam peygamberinin geniş kitlelere mal olmasından dolayı bir noktada bu kitleleri hedefe haline getirmek.cialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

Bu gün İslam toplumları içindeki taassupsuzluk yeni bin yılda küresel gücün hedef göstermesinin de etkisiyle batı için daha çok göze batar oldu. İslam toplumları sahip oldukları dini yeteri kadar yaşama çabası içinde olmalarının yanı sıra, bu toplumlarda ortaya çıkan feodal yapı ve feodalitenin kaçınılmaz olarak dayattığı yüksek aidiyet duygusunun yönetimlerce istismar edilerek, sonuçta bu toplumların az gelişmişliklerine neden olması, batı için her zaman istismar edilecek önemli bir nokta haline gelmiştir. İslam toplumlarının yönetimleri bir yanda toplumlarını feodal yapı içinde tutup aile ve hanedan çıkarlarını ön plana çekerlerken, toplumlarının ekonomik, kültürel, sosyal vb alanlardaki gelişimlerini de yabancıların ellerine bırakarak, yabancıların bu topraklarda her anlamda hakimiyet ve kontrollerine de müsaade etmişlerdir.

İslam toplumları içerisinde önce yükselen güç devlet/milliyet unsurları olmadığı için ve bu kavramlar yönetimlerce, sadece devlet olma olgusu derecesinde salt kendileri tarafından yüklenildiği için, her İslam toplumunun kendi sınırlarında yaşadığı bu gizli ve gözle görülmez işgal bu toplumların giderek duyarsızlaşmasına ve yapmaları gerekenleri sürekli batılılara bırakmalarına neden olmuştur.

Eğer yapılan karikatür İslam Peygamberini değil de doğrudan Tanrıyı hedef almış olsaydı bu sonuca “ateist” yakıştırması yapılıp geçilecekti belki de. Ama hal böyle iken adres doğrudan belli edilerek İslamiyet ve İslam toplumları hedef alınmıştır.

Son gelişme her ne kadar bazı Müslüman olmayan toplumlarda aşırı kışkırtıcı bulunsa da, patlak veren uluslar arası bu skandal belki de bu kınayanlar tarafından organize edilmiş veya derhal fayda sağlayacak şekilde kullanılmaya başlanmış olabilir.

Müslümanların ise bu durum karşısında Hıristiyan dini peygamberini benzer şekilde karikatürize etme şansı yoktur çünkü İslam anlayışı diğer semavi dinlerin peygamberini de benimsemektedir.

Ahlaken çürümeye çoktan başlamış batı bundan kendisine mutlaka yarar sağlayacak bir plan yapmıştır ama bunun faturası insanlık adına pahalı olacağı da hesaplanmalıdır.

İslam toplumlarından itidal beklemeden önce bunu yapanların ve destek olanların kendilerinin ve ülkelerinin doğrudan bir özür dilemesi gerekliliği düşünülmelidir.

Zaten 11 Eylül kule saldırısından sonra İslam toplumları bir şekilde ima yoluyla da olsa taciz edilmiştir. Şimdi gelinen nokta gerilimi bir üst noktaya çekmektedir.

Sonuç itibarı ile dünya üzerinde genelde Milliyetçilik artmış, ABD-AB mihverinde gittikçe güçlenen yapı karşısında başka bir mihver oluşmaya başlamış, Orta Amerika ülkeleri-Asya Ülkeleri ve bazı Afrika ülkeleri giderek bu karşı mihver içine teker teker yerleşmeye başlamışlardır ki bu durum; küresel güç ideolojisinin, hakim sermayenin ve ABD-AB hattındaki güçlü devletlerin çok da işine gelmemektedir.

Başta ABD bu durumdan rahatsızlık duymaktadır.

Şimdi bu son gelişme kontrol edilerek bir şekilde sürdürüldüğü müddetçe Milliyetçi ve karşı-Amerikancı güçler yükselen yeni durum karşısında bu kez inanç anlamında ait oldukları eksenlere dönmeye başlayacaklardır.

Böylece sınırlar içerisinde oluşan milliyetçi anlayış yavaş yavaş sınır ötesi sempatilere, kader birlikteliklerine kısacası dindaşı olan toplumlara sempatiye ve din odaklı düşüncenin ve ittifakın yükselmesine sebep olacaktır.

Aynı zamanda karşı-Amerikancı cephe içindeki devletler kendi inançları eksenine yönelmeye başlayacaklar demektir.

Bu sonuç itibari ile oluşan Orta Amerika-Asya vb yakınlaşmalar doğrudan olumsuz etkilenebilecektir.

Küresel güç bu anlamda devrede olabilir.