Siyaset1 Mart 2005 00:00

28 Şubat - Mahir Kaynak

Ülkemizin geleceğinde çok önemli bir dönüm noktası olduğuna inandığım bu olayı, tarafların hayali bir tartışması ile irdelemenin daha doğru olacağını sanıyorum. Bakalım Mehmet Refah Bey’le Ahmet Beyazsayfa Bey bu olayı nasıl değerlendiriyor? Refah Bey kırgınlığını ve ihanete uğramışlığın kızgınlığını saklamadan konuşmaya başladı, levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena

- Bizi gerici olmakla, Cumhuriyetin temel ilkelerini değiştirmeye çalışmakla suçlayanlar, içimizden çıkan ve inançları bizden farklı olmayan insanları iktidara taşıdılar. Bununla da kalmayıp onları övgülere boğuyorlar. Amaçları bizim gericiliğimizi tasfiye etmek değil ekonomik ve siyasi görüşlerimizden kurtulmaktı. Eğer biz iktidarda kalsaydık, hatta iktidar dışında bir parti olarak varlığımız sürdürebilseydik ne ekonomik kriz olurdu ne de Türkiye kurtulması imkansız hale gelen borç batağına saplanırdı. Asıl amaç buydu ve bizi kapatarak hedeflerine vardılar.

- Refah Bey olayları saptırıyor. Bunun böyle olduğunu biz de biliyoruz ama bütün ikazlarımıza rağmen karşı tarafa koz vermeye devam ettiler. Bunca yıl laik bir yaşam sürdük bir süre daha böyle devam edebilirdik ama ülkemizi bu açmaza sokmamak için taviz vermeye yanaşmadılar ve bildiklerini okudular. Bazen acaba bunu bilerek mi yaptılar diye düşündüğüm de oluyor. Sırf karşı tarafa bahane yaratmak için mi bu kadar radikal tavır sergilediler diye soruyorum. Ayrıca ABD karşıtlığının gerekçesini de anlamıyorum. ABD’yi yıkmak bizim görevimiz mi idi? Ülkemizi aslanın önüne attık o da bizi parçaladı. Ayrıca bizim işimiz olmayan bir şey için uğraşıyorsak bu davanın asıl sahibinin paralı askeri olmuyor muyduk? Refah Bey’in yaptığı uyuyan canavarı uyandırdı ve ABD üzerimizdeki kontrolü kaybetmemek için düğüm üzerine düğüm attı. Ekonomik kriz ve onu izleyen ekonomik bağımlılık biraz da Refah Bey’in yarattığı endişe nedeniyle yapıldı.

- Biz daha önce başlayan ekonomik kontrol sürecini durdurmak istedik. Amacımız ABD’yi yıkmak değil onun üzerimizdeki etkinliğini yok etmekti. Her siyaset ancak gerekli ittifaklar sağlanarak yürütülebilir. Biz de ABD ile çıkarları çatışan ülkelerin yanında yer aldık. Ancak ABD yandaşı çevreler bunu hazmedemediler ve bizi gericilik iddiasıyla devirdiler.

- Bir konuda ciddi bir hata yaptınız. Ülkenin askeri yapısı ve lojistiği yıllarca NATO adı altında ABD’nin kontrolünde yürütülmüş. Silah ve teçhizat ihtiyacını yurt içinden karşılamadan ya da başka bir kaynak bulmadan onu ABD’nin karşısına dikmenin ne manası olabilir? Önce alt yapı düzenlenir sonra siyasi tavır alınır. Siz arabayı atların önüne koydunuz. Türk askerinin en büyük özlemi başkalarına muhtaç olamadan savaşabilecek bir konuma gelmek, o da siyasilerin görevi. Gerekli alt yapıyı oluşturmadan savaşa süreceğiniz askeri, başarısızlığı halinde de ithamdan geri durmazsınız. Siyaset sözle yapılmaz. Her siyasi tavrın gerektirdiği bir alt yapı vardır ve o olmadan söylenen sözler gevezelikten ibarettir.

- Birinin hatası sizin hatalarınızın gerekçesi olamaz. Sözlerinizde haklılık payı olsa bile bu ülkeyi bu şekilde yönetmenizi haklı kılmaz. Kapitalist düşüncenin hakim olduğu bir ülkede kişilerin davranışları, bir süre sonra, bu düşünceye uygun olarak şekillenir. Halkımızın adı Müslüman olarak kalır ama davranışları kültürümüzden tamamen farklılaşır. Bu kültürü sadece bize ait olduğu için değil insanlık adına gerekli olduğu için de korumalıyız. Bu eskileri taklit değildir ve yeni bir sentez çok büyük entelektüel ve bilimsel düzey ister. Orta düzeyde bir Batılı jargonuyla bu sorunu çözemezsiniz.

- Öyle bir miras devraldık ki en küçük bir sapma başımıza ateş yağdırıyor. Bizi yere göğe sığdıramayanlar gericiliğimizden dem vurmaya başlıyor. Dışarı bizi tökezletse içerdekiler tekme vurmaya hazır. Bu durumda ne yapabiliriz?

Söze karışmadan duramıyorum ve,

- Gericiliğiniz ya da modern oluşunuz beni ilgilendirmiyor. Problemi birlikte çözelim. Diyorum.