Siyaset8 Şubat 2006 00:00

Türkiye talan ediliyor - Necdet Sevinç

YABANCILARIN desteğiyle iktidara gelen bazı Tanzimat sadrazamları koca imparatorluğu yabancıların telkinleriyle yönetmişlerdir. Bunların en meşhurlarından biri olan ve “masraflarına katlanmaktansa donanmanın dağıtılmasını” tavsiye eden Ali Paşa, Padişah’a diyordu ki: “... Zât-ı şahânelerine, hem kendi şahsî menfaatleri, hem de umumî menfaatler adına, devletin maaşlı memurlarınca idare edilen fabrikalardan vazgeçmelerini tavsiye ederiz. Devlet fabrikaları çok masraflı olup, gelişmeye mütemayil olan sanayii boğmaktadır. Elimizdeki önemli malzeme, yapı ve makineler, hisse senedine çevrilip, devlet fabrikalarının sevk ve idaresi özel şirketlere teslim edilmelidir.”buscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluscialis walgreen coupon site cialis coupon

Bu özel şirketler Türkler’in midir?
Hayır.
Türk çocukları uçsuz bucaksız cephelerde kırıldıkları ve gayrimüslimlere ilaveten Müslüman unsurlar da esasen askere alınmadıkları için, sermaye Türk’ün elinde değildir. Dolayısıyla Ali Paşa’nın bahsettiği özel şirketler de Türkler’in değildir! Bu şirketler ya rum veya ermeni’lerindir ya da Levantenler’in. Onlar da ecnebi şirketlerin acenteleri oldukları için yabancı devlet vatandaşı gibidirler!
Devletin işlettiği fabrika ve şirketler, yabancıların veya yabancıdan daha tehlikeli olan azınlıkların eline geçince Türk Askeri, İstiklâl Harbi’nde temsil ettiği medeniyetin bir tek mermisini bile kullanamamıştır!
Memleketin bütün sanayi kuruluşları ve el tezgâhlarına varıncaya kadar bütün işletmeler öylesine özelleştirilmiştir ki; ne gazimize merhem bulunabilmiştir, ne şehidimize kefen!
Yoksul askerlerin Başkomutanı olduğu için yoksulluğun ıstırabını her an yüreğinde hisseden Atatürk, Meclis’in 1 Mart 1922 tarihli oturumunda, Tanzimat sonrasını tahlil ederken diyordu ki:
“... İktisat alanında bizden çok kuvvetli olanlar, memleketimizde fazla olarak bir de imtiyazlı mevkide bulunuyorlardı. Emtia vergisi vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. İstedikleri zaman, istedikleri eşyayı, istedikleri şartlar altında memleketimize sokuyorlardı. Bütün iktisadî şubelerimize bu sâyede hâkim olmuşlardı. Bize karşı yapılan rekabet gerçekten çok gayrimeşru, gerçekten çok kahrediciydi. Rakiplerimiz bu suretle gelişmeye uygun kaynaklarımızı mahvettiler. Ziraatımızda gedik açtılar. İktisadî ve mâlî gelişmemizin önüne geçtiler.”
Paşa sanki bugünü tarif ediyor.
Binbir zahmetle kurduğumuz fabrikalar, limanlar, işletmeler bugün de ona-buna peşkeş çekilmiyor mu?
Tanzimat devrinde olduğu gibi “ağır masraflarından bahsedilen” ağır sanayi tesisleri, tarih boyunca özlem duyduğumuz fabrika yapan fabrikalar ecnebilere devredilerek, Türkiye nâmerde muhtaç hâle düşürülmüyor mu?

Ve aziz vatanın mübarek toprakları, dün Anadolu’dan tekme tokat kovaladığımız düşmanlarımıza satılmıyor mu?
Millî ekonominin temel istinatgâhlarını yabancılara devredenler, şimdi de Türkiye’nin ilk ve tek tohum çiftliğini satışa çıkardılar.
O Sarımsaklı Tohum Çiftliği ki, Gazi’nin emanetidir. Türkiye’nin ilk sanayi kuruluşu olan Alpullu Şeker Fabrikası’nın pancar tohumu ihtiyacını karşılamak maksadıyla kurulan çiftlik 18 bin dönüm araziye sahiptir. Bu arazinin 15 bin 500 dönümü ekilebilmekte, 12 bin dönümünde de sulu tarım yapılmaktadır.
Çiftçimizin tohum ve damızlık ihtiyacını karşılayan çiftlikte üretimi bir telefon emriyle durdurdular. 850 kadar büyükbaş hayvanı sattılar.
Avrupa’dan kilogramı 1.5 YTL’ye temin edebildiğimiz buğday tohumu, bizim çiftliğimizde 0.525 YTL’ye satılıyor.
Satılır mı bu çiftlik? Satılıyor işte!
900 bin dönüm arazisi olan SEKA Kağıt Fabrikası’nı yüz milyarlarca liralık makine parkıyla birlikte bir yandaşlarına nasıl 1 milyon 100 bin dolara sattılarsa, bu çiftliği de milletten alıp bir ahbap çavuşa armağan edecekler! Aman dikkat!..