Siyaset8 Şubat 2006 00:00

Karikatür krizi mi, AKP’nin krizi mi? - Hasan Ünal

Danimarka’da patlak veren ve dalga dalga Avrupa’nın büyükçe bir kısmını saran terbiyesizliği Avrupa açısından incelemek gerektiği gibi, konuyu AKP’nin AB’ci politikları yönüyle de ele almak lazımdır. Dikkat edilirse, en cılız tepkiler AKP çevresinden geldi. AKP gençlik örgütleri büyük mitingler düzenleyemediler. AKP parti örgütleri ellerindeki büyük maddi imkanları bu tür protestoların emrine veremediler. Çünkü bir yandan AB’yi göklere çıkaran yalan rüzgarı politikalar izleyip, öte yandan da Avrupa’nın tavrını telin eden toplantılar ve mitingler yapmak kolay değil. Avrupa’nın, özellikle de Kıta Avrupa’sının kültürel genlerinde ırkçılık ve yabancı düşmanlığı bol miktarda var. Sık sık kendini gösteren bu unsurlar Soğuk Savaş döneminde yaşanan hızlı kalkınmanın da etkisiyle yeterince bariz değildi. Gerçi Avrupa’yı tanıyanlar ve bilenler açısından bu genetik kültürel unsurlar açıktı. Ama Türk işçisinin davul zurnayla davet edildiği o dönemlerde ortalama insan açısından bu kültürel unsurlar yeterince fark edilmedi.new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenakamagra kamagra 100mg kamagra gel

Oysa aynı Soğuk Savaş döneminde Avrupa’nın dünya ekonomisindeki liderlik rolü yavaş da olsa kaybolmaya başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kalkınma oluşturan hiç bir buluş Avrupa’dan çıkmamıştı. Başta bilgisayar teknolojileri ve yazılım programları olmak üzere bütün yeni buluşlar Amerika’dan gelmişti. Ama özellikle Almanya gibi ülkelerin başını çektiği Avrupa genel olarak elektronik eşyaların ve ihtiyaç maddelerinin üretimini yaparak kalkınmıştı. İşte o hızlı kalkınma döneminde Türk işçileri kültürel farklılıklarına bakılmaksızın Almanya’ya ve diğer ülkelere davet edilmişlerdi.
Avrupa 1980’lerden itibaren bu seri imalat alanındaki öncü rolünü Uzak Doğu’ya kaptırdı ve o tarihlerden itibaren Avrupa’daki ırkçılık ve yabancı düşmanlığına dayanan kültürel genler tekrar hortladı ve özellikle Türklere ve Müslümanlara yöneldi. Türklerin ve/veya Müslümanların kendilerine ait olması gereken işleri ellerinden aldıkları gibi gerekçelerle başlayan yabancı düşmanlığı bugün had safhaya geldi.
Avrupa’nın dünya ticaretinden ve sanayi üretiminden aldığı pay hızla azalıyor. AB ülkeleri kendi rakipleri olan Amerika ve özellikle Uzak Doğu ile rekabet edemiyor. Zorlanıyor. Zorlandıkça işsizlik artıyor. İşsizlik arttıkça yabancı düşmanlığı yükseliyor ve son karikatür örneklerinde olduğu gibi terbiyesizleşiyor. Küstahlaşıyor. Ama ne bu terbiyesizlik ne küstahlık ne de AKP’nin bütün bunların karşısında sağduyu adına sergilediği acziyet sorunları çözecek gibi görünmüyor.
Ortada yapısal sorunlar var. Avrupa şu anda ekonomik olarak son yirmi yılın en kötü zamanlarını yaşıyor. Kendi rakipleriyle mücadelede başarılı olacağının işaretleri yok. Böyle bir ortamda AKP’nin Avrupa’yı bütün sorunlarımızın tek çözüm adresi olarak göstermesi traji-komik bir durum. AB yoluyla dini özgürlüklerimizi alacağız’ siyaseti de para etmedi. Leyla Şahin davası, zina tartışmaları sırasında AB’nin takındığı tavır, İlerleme Raporlarında Müslüman kelimesi bile geçmezken misyonerlik faaliyetlerinin kolaylaştırılmasının istenmesi ve 11 Mart günkü Cuma hutbesinde ‘İslâm Allah’ın dinidir’ ibaresine AB yetkililerinin tepkisi AB yoluyla Müslümanlara herhangi bir dini özgürlük sağlanamayacağını ortaya koydu.
Kendi ekonomik krizi ile uğraşan, işsizlerine iş bulmakta zorlanan bu AB’nin bizim ekonomik sorunlarımıza çare olmayacağı da açık. Ama AKP iktidarı AB’yi Türkiye’de halka bütün problemlerin tek çözüm yolu olarak tanıtmakta o kadar ileri gitti ki, bu saatten sonra geriye dönüp ‘öyle değilmiş’ diyemez. Diyemiyor da... Zaten o kadar değişmişler ki, ne olduklarını ve ne olmaları gerektiğini kendileri de bilemiyorlar. Ama bu krizler AKP’nin halka AB’yi pazarlamasını gayri mümkün hale getirebileceği gibi, tabandaki kaymayı da hızlandırma etkisi yapacaktır.