Dış Politika7 Şubat 2006 00:00

Türkiye'yi rahat bırakmazlar - Rıza Zelyurt

Görünen olayların görünmeyen yüzünü keşfetmek...İşte düşünce sahibi insan odur...Bu keşfi yapmak için de olayları birbiri ile bağlantılı hale getirmek, her olayı bir satranç oyunun hamlesi gibi yorumlamak... Ve en son hamlenin şahı sıkıştırıp esir almak olduğunu bilmek...Yaşadığımız küresel olaylar, gerçekten de dünya çapında oynanan bir satranç sayılabilir.Biz kendi hakkımıza düşen hamlelere bakalım:Herkesin bildiği, neredeyse robot gibi tekrar ettiği bir durum var: Türkiye'nin coğrafi konumu ve bunun yarattığı stratejik konumu...Gerçekten de ülkemiz, güneyinden Arap ülkelerine, doğusundan Kafkasya'ya ve Türk cumhuriyetlerine , Rusya gibi ayrı bir imparatorluğa açılacak konumda. Bizim için çok büyük avantaj yaratan bu konumumuzu kullanmamız durumunda, ticarette, buna bağlı olarak sanayileşmede kısa sürede Avrupa Birliği ülkelerinin seviyesine çıkarız.Ekonomisini sağlama almış bir Türkiye, güçlü ordusu ile bölgede birinci sınıf aktör haline gelir.Bunu kim ister?ÇATIŞMALAR İMAL EDİLECEKcoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis coupons printable link discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnerenovation vejle renovation skive renova

Türkiye'yi ekonomisini düze çıkartacak girişimlerden alıkoymanın iki yolu vardır: Birincisi, iç yapılanmamızdaki farklılıkları kışkırtıp insanlarımızı birbirlerine düşürmektir. Bu durum, iç terörü besler, parlatır. PKK terörü de Kürt etnik kimliğinin öne çıkartılması temelinden yükseltildi. 1980'lerin başlarından beri ülkemizin ayağını bağlayan prangalardan birisi bu oldu. PKK terörüne karşı etkili mücadeleler geliştirilince, dış güçler, devreye içimizdeki diğer etnik-dinsel farklılıkları koymaya uğraştılar. Avrupa Birliği'ne girmemiz için getirilen şartlardan en önemlileri, işte bu çatışma kültürünü artıracak yaptırımlar içermektedir.
Güçlü bir Türkiye, Avrupa Birliği'nin hiç işine gelmez. Onlar, ekonomisi zayıf, içeride çatışmaya düşmüş bir ülkeyi ele alıp istedikleri gibi yönlendirmek, kullanmak, sömürmek isteyeceklerdir; bu da onlar açısından normaldir.
Aynı biçimde Birleşik Amerika da Türkiye içindeki teröre yönelik olayları şeklen kınarsa da pratikte buna destek olmaktadır. PKK konusunda ABD'nin tavrı bunun en açık örneğidir.


Diğer etki ise dışarıdan yollanan dalgaya dayalıdır. Türkiye'yi İslam dünyasının dinci bir parçası haline getirmek; dini kullanarak bizim ülkemizi de karıştırmak, yönlendirmek...
ABD; Ortadoğu'ya ve buradan da öteye uzanıp Orta Asya'ya egemen olmaya uğraşıyor. Bunun için bu geniş coğrafyada kendisine direnen güçleri, hükümetleri, ülkeleri zayıflatıyor, bölüyor, hatta değiştiriyor.
ABD Lideri Bush'un Amerikan politikasını anlattığı son konuşmasında, demokrasi götürme adı altında ABD çizgisine karşı duran ülkelere şiddet dahil her türlü yaptırımın uygulanacağı sinyalini verdi. İran'a yönelik gelişmeler buradan kaynaklanıyor. Son olarak patlatılan karikatür krizi ve Hazreti Muhammet'e yapılan saygısızlığın şiddet gösterilerine çevrilmesi de ABD'de imal edilmiştir. Böylece, Batı dünyasında Müslüman karşıtlığı artırılıyor. Bush'un saldırgan politikasına haklılık gerekçesi yaratılıyor. Aynı biçimde Bush, yanına Avrupa ülkelerini de alıyor. Böylece, uzlaşma dünyasının yerini Amerikalı yeni muhafazakarların temel politikası olan saldırı politikası alıyor.
Türkiye bu oyunda, zayıflatılması gereken bir adadır... Bu adayı içeriden vuracak gelişmeler terör ve dincilik atakları biçiminde yürütülüyor. Dışarıdan ise AB bastırıyor; Amerika zorluyor: İran'a saldıracağız, yanımızda yer alın; Suriye'ye boykot uygulayın...
Böyle büyük güçlerin kuşatması altındaki Türkiye'de dine hizmet adına yapılan terör olayları herhalde İslam'a değil Amerika'ya hizmetten başka şey olamaz.