Karikatür Krizi Ve Yabancı Düşmanlığı - Hasan Ünal
Kuzey Avrupa ülkelerinden Danimarka''da patlak veren karikatür krizi son yıllarda Kıta Avrupasında gözlenen yabancı düşmanlığının tezahürlerinden biri. Kıta Avrupasındaki kültürel yapı pek çok yönüyle ırkçı ve yabancı düşmanlığını körüklüyor zaten. Ama İkinci Dünya Savaşı''ndan sonra yaşanan hızlı kalkınma ve Soğuk Savaş ortamında bunlar pek dikkat çekmemişti.Fakat ekonominin iyiye gitmediği son yirmi yılın özellikle son on yılında gerek ırkçılık gerekse yabancı düşmanlığı bütün çirkinliğiyle yeniden ortaya çıktı. Irkçı partiler toplumun çeşitli katmanlarınden önemli ölçüde destek görürken, ortalama merkez sağ partiler ırkçılık ve yabancı düşmanlığı yapanlarla aşırılıkta yarışa girmek durumunda kaldılar. Tolumda yabancılara yönelik tepkiler artarak devam edince merkez sağ partiler aşırı ırkçı partilerin yükselişini durdurmak için böyle bir yola başvurdular.discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription carddiscount drug coupons site printable coupons for cialiscialis forum cialis bez recepta cialis bez receptacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgrenovation vejle renovation skive renovamicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg
Kuzey ülkelerinde yılar boyu gözlenen hoşgörü ortamı hızla erozyona uğruyor. Fransa''da bir yandan ırkçı parti yükseliyor; bir yandan da merkez sağ partinin başkanı ve 2007''de cumhurbaşkanı olması beklenen şahıs ırkçılarla aşırılıkta yarış etmek zorunda kalıyor. Bu arada ortalama konularda liberal yaklaşımları ön plana çıkaran Avrupalıların yabancılar konusu gündeme geldiğinde giderek daha az hoşgörülü bir tavıra yöneldiklerini bizatihi gözlemliyorum.
Kısacası 1980''lerde Uzak Doğu ülkeleri ile yürütülen ekonomik mücadelede geride kalan ve o tarihten itibaren kendi rakipleriyle rekabette zorlanan Avrupa ülkelerindeki ırkçı kültürel alt yapı yabancı düşmanlığı şeklinde yeniden hortladı. Şimdi Almanya''da horlanan Türkler 1950 ve 1960''larda davul-zurna eşliğinde davet edilmişlerdi. O insanların Almanya''nın her karışında önemli katkıları olduğunu bugün Alman toplumunun büyükçe bir kısmı hatırlamak bile istemiyor.
Meselenin özü Avrupa ülkelerinin kendi rakipleriyle ekonomik rekabette hızla geride kalmaları. Avrupa ülkeleri İkinci Dünya Savaşı''ndan bu yana kalkınma yaratan hiç bir buluşa imza atamadılar. Başta bilgisayar teknolojileri olmak üzere hemen hemen bütün buluşlar Amerika''dan geldi. Avrupa ülkeleri 1970''lere kadar bugun kullandığımız otomobil, buzdolabı, televizyon ve müzik setleri gibi bütün elektronik ihtiyaç maddelerinin seri üretimini yapmaktaydılar.
Ama bu sektörlerde Uzak Doğu''nun başlattığı rekabet hızla Avrupa aleyhine gelişti. Şu anda Avrupa malları sadece marka olduğu alanlarda ve sınırlı miktarda rekabet edebiliyor. Veya Almanya gibi bazı ülkeler ihracatta hala diğerlerine oranla göreceli olarak başarılı görünseler bile bütün Avrupa birlikte düşünüldüğünde, durum hiç de iç açıcı değil. Refah devleti kavramı uygulamada iş gücünü fevkalade pahalı hale getirdiği için Avrupalı şirketler başka memleketlere yatırım yapıyorlar; orada ürettiklerini tekrar Avrupa''ya getirip satıyorlar.
Sonuçta Avrupa ciddi oranda istihdam kaybı yaşıyor. Hayat standartları geriliyor. Avrupa''nın dünya üretim ve ticaretinden aldığı pay azalıyor. Bu da huzursuzluk ve tepkiler olarak değişik şekil ve zamanlarda patlak veriyor. Bunun Türk ve Müslüman düşmanlığı olarak ortaya çıkması da pek şaşıtıcı değil. Bunda Avrupalı istihbarat birimleri de etkili oluyor olmalılar. İşin garibi, bu durumdaki Avrupa''nın Türkiye''de, ekonomik sorunlarımıza çözüm olarak sunulması. Böyle giderse yakında AB propagandasına inanacak kimse kalmayacak. Pazarlamacıların işi sarpa sarıyor.