Siyaset28 Şubat 2005 00:00

SOKRATES KARA HARP OKULU'NDA - Hüseyin Mümtaz

Dikkat buyurun, "Harbiye"de değil, Harp Okulu'nda..            Yoksa her şey aslında, Harbiye'ye "Harp Okulu" denilmeye başlanmış olmasından sonra mı bozuldu?            Ama hemen, "Nereden çıktı bu Harp Okulu'na Yunanlı öğrenci almak modası da canım?" demeyin..            Sokrates bir Yunan ismi ama Yunanlı öğrenci değil.. Harp Okulu'na giren de Yunanlı öğrenci filan değil; "Sokrates" kılığında Avrupa Birliği.            Nedir Sokrates?            Sokrates AB'nin eğitim alanındaki etkinlik programıdır.discount drug coupons site printable coupons for cialiscialis walgreen coupon cialis discount cialis couponkamagra link kamagra gel

Amacı; genel kültür ve eğitimin bütün alanlarına Avrupa boyutu kazandırmak; Avrupa dillerinin iyi öğrenilmesini sağlamak; genel eğitim alanındaki işbirliğini ve hareketliliği desteklemek; Eğitim alanındaki yenilikleri teşvik etmek; Eğitimin bütün alanlarında fırsat eşitliği sağlamak Yaşam boyu öğrenmenin desteklenmesi ve bir Bilgi Avrupa'sının yaratılması, programın tüm odak konularını oluşturmaktadır.

26 Şubat 2005 tarihli Referans Gazetesi'nin haberine göre Kara Harp Okulu Komutanlığı Ankara'daki yabancı misyon temsilcilikleri için bir tanıtım programı düzenlemiş. Harp Okulu'ndaki geziye toplam 61 ülkeden büyükelçiler, büyükelçilik müsteşarları ve askeri ataşeler katılmış. Büyükelçileri temsilen gruptaki en kıdemli büyükelçi olan Filistin Büyükelçisi Fuad Yasin ile en kıdemli askeri ateşe olan Kore Askeri Ataşesi Sei Min Oh'un Harbiyeli Anıtı'na çelenk koymasıyla başlayan gezi, ziyaretçilerin Harp Okulu'nun çeşitli bölümlerini ve tesislerini ziyaretinden oluşmuş.

Gezinin bir bölümünde de Harp Okulu ile ilgili bilgi veren okul Komutanı Tümgeneral Hulusi Akar, içinde bulunulan çağda öğrenen liderlere ihtiyaç olduğunu ifade etmiş. Akar, Harp Okulu'nda gerçekleştirilen değişikliklere ve ilerlemelere örnek verirken, "AB ile bütünleşen kurumlardan biri de Kara Harp Okulu'dur" demiş. Akar, AB eğitim programlarından Sokrates'e başvurduklarını belirterek, geçen hafta bunun yanıtının alındığını ve kabul edildiklerini ifade etmiş. Akar, "Artık AB standartlarında çalışmak durumundayız" demiş.

Paşa anlaşılan Harbiye'nin, "Türkiye'nin batıya açılan penceresi" olduğu düşüncesi ile batının AB ilkeleri kılığında Türkiye'yi devşirme amacı arasındaki derin uçurumu pek fark edememiş. Harbiye Marşı'nın; "Yüzyıllardır Harbiye bu orduya şan verir/ Çıkardığı dehalar semalara yükselir" mısralarına da yanlış anlam yüklemiş.

Yükleşmiş ki; "bulunulan çağda öğrenen liderlere" ihtiyaç duyulduğunu ifade ederken liderlerin öğrenme öncelikleri ile AB'nin sömürge önceliklerini de bir parça karıştırmış.

Bulunulan çağda "liderler" acaba batı kaynaklı zihinsel devşirilme tekniklerini başka zaman ve mekânlarda uygulamak amacıyla mı, yoksa denek oldukları için mi öğreneceklerdir?

Ben yine de paşanın; "brifing verdiği" büyükelçilerin iki gün sonra başka bir yöne doğru gerçekleştirdikleri gezinin Harp Okulu gezisiyle bağlantılı olup olmadığının farkına varmış olmasını diliyorum.

Paşa eminim üzülmüştür.

Çünkü ben büyükelçilerin önce Harp Okulu sonra da Kars gezilerinin aynı planın bir parçası olduğunu düşünüyor ve kesinlikle iyi niyet taşımadıklarına inanıyorum.

Büyükelçiler Harp Okulu'nu gezip subayların nasıl AB ilkeleri ile yetiştiğini görüp mutlu olduktan sonra mutluluklarına mutluluk katmışlar.

Kars'a giden 36 ülkenin büyükelçileri, önce Ani Ören Yeri'ni gezmişler, sonra da Çıldır Gölü'nde de buz üstünde atlı kızak keyfi yaşamışlar.

Eş ve çocuklarıyla birlikte Ani Ören Yeri'ne gelen konuk büyükelçiler, önce Anadolu'da ilk kullanılan Ebul Manucehr Camii'ni gezmişler. 

Daha sonra Büyük Katedral'i gezen konuklar, burada Gürcü müzisyenler tarafından seslendirilen kilise şarkıları dinlemişler. 

Ani Ören Yeri'nde Tigran Honents Kilisesi'ni de ziyaret eden konuk büyükelçiler, bol bol fotoğraf ve görüntü çekmişler.

Geziye katılan Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi (Büyükelçisi) Hans Joerg Kretschmer, 17 Aralık'tan sonra bir dağınıklığın söz konusu olduğunu belirterek, Kars'ta Türkiye'nin attığı adımları değerlendirmiş..

Kretschmer, 'Türkiye 17 Aralık'tan sonra Avrupa yolunda gelişme kaydedemedi. Bir dağınıklılık var. Ekim'e kadar ne olacağı hükümetinizin elinde. Hızlanmanız lazım. Endişeliyiz' demiş.

Kiliselerin camiye dönüştürülmesinin Lozan Antlaşması'na ve AB kriterlerine uygun olmadığını hatırlatan Kretschmer, '17 Aralık'tan sonra ne olduğu pek belli değil. Biz bu konuda endişeliyiz' diye konuşmuş.

Kars'ı gezen Kretschmer, kiliselerin camiye dönüştürülmesini de eleştirerek, 'Bu gördüğüm eski kilise camiye dönüştürülen tek kilise değil, Lozan Antlaşması'na göre yapılmaması gerekirdi. Ama yapılmış. Ne yapabiliriz ki, bu yıllar önce yapılmış bir şey. Avrupa Birliği kriterlerine uyan bir şey değil' diye konuşmuş. Ani Harabeleri'ni ilk kez ziyaret eden Gürcistan Büyükelçiliği görevlileri ise Katedralde dua okuyup ayin yapmış.

Şimdi Harbiye'nin Harp Okulu haline dönüştürülüp Sokrates programına dâhil edilmesi, okul komutanının okulun "AB ile bütünleşmesiyle" övünmesi elbette yanlıştır, savunulacak yanı yoktur.

Ama insaf edilsin.. Sokrates programının ilk evresi 1995-99 arası uygulanmıştır. 2000-2006 arasında ikinci evresi uygulanmaktadır.

Türkiye'de ortaöğretim kurumlarından üniversitelere kadar bütün eğitim-öğretim kurumları tam on senedir gırtlağına kadar bu işin içindedir.

Her seviyeden okullarda her gün Sokrates hakkında konferanslar verilmektedir.

"Türk Kültüründe Yunan Kültürünün büyük etkisi vardır" diyen bu Milli Eğitim bakanının kontrolündeki okullardan geçtim fakat YÖK Yasası deyince kıyameti koparan anlı şanlı-cüppeli üniversite hocaları Sokrates denilince neden ses çıkarmıyorlar?

Veliler neden çıt çıkarmıyor, öğretmen sendikaları neden tık demiyor?

STÖ'ler hep ve ille de insan hakları, çevre düzenlemeleri, hayvan koruma programları yahut azınlık hakları olunca mı sokaklara dökülecek?

Bir konuda sadece askeri eleştirmek, hedef tahtasının göbeğine oturtmak haksızlıktır, insafsızlıktır.

Eğer öyle değilse tamamen kötü niyetin eseridir.

Hem kendi pısırıklıklarını, siyasi beceriksizliklerini örtmek isteyen, hem her fırsattan istifade askerin yıpratılmasından fayda uman çok çeşitli çevrelerin bilerek ve isteyerek âlet oldukları, göz yumdukları, teşvik ettikleri bir senaryodur.

Askeri susmakla, sessiz ve hareketsiz kalmakla eleştiren bütün kurum ve kuruluşlar, dernek, ocak ve bucaklar, parti ve sendikalar benzer olaylar karşısında önce kendilerinin neler yaptığına bakmalıdır.

            Yahut neden yapamadığına..  

Herkes önce kendi kapısının önünü süpürmelidir. Askerin yapamadığını öne çıkarmak, hep onun feryadını yapmak kendi pısırıklığını örtmenin en bilinen bir başka yoludur.

Ben yine de "Önce Vatan"ı öğreten, "Önce Vatan" diyen askerin; geçen hafta Beşikdüzü'lü Şehit Asteğmen Gürhan Yardım'ın anne ve babasının valilikte yapılan madalya törenine katılmayarak "Öcalan asılana kadar madalyayı almayacağız" demelerine özel bir önem vermesini, haddinden fazla dikkat etmesini öneriyorum.

Madalyayı 3'üncü kez reddeden baba Hasan Yardım "Apo idam edilmediği sürece madalyayı almayacağız. Milletin paraları ile bölücübaşını besliyorlar. İmralı'da rahat yaşaması için her şeyi yapıyorlar. Neden Cumhurbaşkanı'nın Başbakan'a gönderdiği infaz dosyasını kasaya kilitlediler" demiş.

Madem önce asker hedef tahtasına oturtuluyor o halde önce asker bu reddiyenin anlamı üzerinde son derece ciddiyetle düşünmelidir.

Çünkü Harp Okulu paşasının "bütünleştik" dediği Avrupa'nın Türkiye ile Karma Parlamento Komisyonunun aynı gün gerçekleşen kapanış toplantısında Türkiye'nin Ermenistan-Yunanistan ve Kıbrıs ilişkileri masaya yatırıldı.

Fransız parlamenter Jacques Toubon Türkiye'nin Ermeni soykırımını ve Sevr'i tanıması gerektiğini söyledi.

KPK üyesi Rum Marios Matsakis de yine aynı makamdan "Türkiye'nin Ermeni, Rum ve Kürtlere soykırım yaptığı" şarksını söyledi.

Komisyonun Akepeli başkan ve üyeleri açıktan ve sert bir karşı çıkma yerine ağızlarında bir şeyler gevelediler.

İki gün sonraki MGK toplantısında da hayrettir, KPK'da Avrupalı milletvekillerinin masaya getirdiği Ermeni-Yunanistan ve Kıbrıs meseleleri görüşüldü.

Şehit Madalyasının reddi milletçe içinde bulunduğumuz bu kapkara çağda, bu ortaçağ karanlığında yarınlara umutla bakmamızı sağlayan bir tür aydınlatma mermisidir, işaret fişeğidir.