ABD’nin bölgedeki tek başarısı AKP imiş!!! - Hasan Ünal
Filistin’de Hamas’ın büyük bir çoğunlukla seçimleri kazanmasının ardından İngiltere’nin saygın gazetelerinden The Times’da çıkan bir haber analiz aynen böyle söylemekteydi. Bush’un Ortadoğu’ya demokrasi getirme projesinin istenmeyen sonuçlarına dikkat çeken gazete özellikle İran’da Ahmedinecat’ın seçilmesine ve ardından da Hamas’ın büyük başarısına dikkat çekiyordu. Ayrıca Irak’ta da işlerin Amerika ve Batı açısından iyi gitmediğini belirten gazetenin yorumuna göre, Bush yönetiminin bölgedeki tek başarı hikayesi AKP iktidarıymış. AKP’nin 2002’de tek başına iktidara gelmesinin ve Amerika ile Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde işbirliğini sürdürmesinin tek başarı olduğunu vurgulayan The Times, bölgede yükselen Amerikan karşıtı havanın ve sandıktan radikal güçlerin çıkması ihtimalinin Amerika’yı oldukça rahatsız ettiğini yazdı.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardnaproxennatrium go naproxen kruidvatcleocin 150 mg read cleocin 300 mgcialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupondiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards
Bu analiz bizim daha önce ‘AKP 28 Şubat’ın Alternatifi Değil Bizatihi Kendisidir’ (26 Ekim 2005) yazımızı hatırlattı. Kısaca hatırlamak gerekirse, o yazıda şu hususların altını çizmiştik: Önce 28 Şubat’ın ne olduğunu anlamak gerekir. 28 Şubat İstanbul’da iç borcun faizinden beslenen iş çevreleri ve bu iş çevrelerinin işaretiyle harekete geçen İstanbul basını tarafından başlatılmıştı. İş çevreleri Refahyol hükümetinin iç borcu tasfiye etmesinden korkmuştu. Basınla birlikte hareket eden bu çevreler yurt dışındaki para ve finans çevreleriyle birlikte hareket ediyorlardı.
Yurt dışında bu çevrelerle iltisak kuran özellikle Yahudi sermayesi Türkiye’nin Ortadoğu’da Amerika ve İsrail’in yaptığı ve yapacağı projelerin ve girişimlerin taşeronu olmasını istemekteydiler. Amerika’dan tedarik edilecek silah ve askeri malzemenin aracılığını bunlar üstlenecek ve ayrıca İsrail’den doğrudan alımlar yapılacaktı. Projenin bu aşamasında ordu içerisinden de destek aldılar. Ancak ordu içerisindeki destek dar bir gruptan geliyordu ve bir süre sonra da bu grup ordu içerisinde hızla tasfiye edildi.
Böylece 28 Şubat Projesi Rehafyol hükümetini devirmiş; ancak, Türkiye’nin ABD ve İsrail’in sıradan bir taşeronu olmasını sağlayamamıştı. Bu Projenin devamı AKP tarafından getirildi. 28 Şubatçıların ana amacı olan Türkiye’yi Amerika ve İsrail’in taşeronu yapma işini AKP iktidarı gerçekleştirdi. Bu yüzden 28 Şubatın kudretli generaline ödüller veren Amerika’daki Yahudi kuruluşları daha kıymetli ödüllerini Başbakan Erdoğan’a sundular. İşte bu noktada Erdoğan ve AKP 28 Şubatın mağduru değil; tam tersine devamı haline geldi. Oysa ortalama muhafazakar insan 28 Şubatın uygulamalarından mağdur olmuş ve bu yüzden AKP’ye destek vermişti seçimlerde.
Amerika’daki Yahudi kuruluşlarındaki buluşma İstanbul sermayesini ve basınını AKP’ye destek vermeye yöneltti. O yüzden İstanbul sermaye çevreleri ve basını büyük bir gayretle AKP’ye destek vermeye başladılar. Bu iltisakın bir halkası da AKP’nin Batı karşıtı İslamcılığın temsilci olmaktan çıkmasıydı. Bunu Milli Görüş elbisesini çıkararak yerine getirdiler. Ve başörtüsü gibi Batı karşıtı İslamcı düşüncenin simgesi olan konuların üzerine gitmeme sözü verilmiş olmalı. Bu yüzden AKP, parlamentodaki ezici çoğunluğuna rağmen yasağı eleştirmeye devam etti, ama, hiç bir şey yapmadı.
The Times gazetesinin haber analizi bu tesbitleri doğruluyor. AKP’yi Amerika’nın Ortadoğu’daki tek başarısı olarak gösteriyor. Gazetenin tesbitine katılmamak mümkün değil. Ancak bütün bölgede Amerikan karşıtlığı katlamalı bir şekilde artarken, AKP’nin Amerika ile işbirliğinin pek kolay yürümeyeceğinin altını çizmek gerekir. İran’da Ahmedinecat kazandı. Ardından Hamas’ın zaferi geldi. Bu arada Amerika’nın Irak’ta yaptıklarından dolayı Türkiye’deki Amerikan karşıtlığı yüzde doksanlara dayandı. Böyle bir ortamda AKP bu kirli ilişkileri ve iltisakları bakalım daha ne kadar götürebilecek???