Siyaset2 Şubat 2006 00:00

Tayyip Beyin sonu, Özal gibi - Savaş Süzal

Tayyip Erdoğan’ı dinlerken, izlerken, Özal’ı ne kadar kötü taklit ettiğine inancım daha çok artıyor. İşin acı tarafı Özal kadar zeki olmadığı için de onun kadar iktidarda kalamayacağı da kesinleşti gibi. Yalnız, Tayip Erdoğan’ın bir konudan, yani Özal’ın son dönemlerinden ders aldığından şüpheleniyordum, ama şimdilerde hemen hemen bundan emin oldum gibi. Bu konuda bazı belirtiler var ortada.             Baştan başlayalım. Bakın, her destek kaybeden lider, kamuoyu yoklamalarına inanmadığını savunur. Yani ters çıkan kamuoyu yoklamasına sahip çıkılmaz ama destek lehte çıkınca kullanılır, aleyhteki kabul edilmez. Gene bu aleyhte çıkan kamuoyu yoklamalarına inanmadığını söyleyen her lider gerçekte ona inanır ve tedbir alır. Tayip bey de bu kamuoyu yoklamalarını önceden bildiği için tedbirlerini almaya başladı.  discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilo

Ne yaptı? Önce Cumhurbaşkanlığı olayına boş verip erken seçim için hazırlanması amacıyla parti teşkilatına talimat verdi. Zira Ampulcüler, kendileri bir kamuoyu yoklaması yaptırmış ve durumu biliyorlardı. Peki diyeceksiniz ki, Tayip bey hedefi olan Cumhurbaşkanlığını neden terk etsin. Aslında yanıt basit. Bir kere parti, zamanında veya zamansız yapılacak seçimlerden tek başına iktidar olma şansını kaybettiğini çok iyi biliyor.  

          Peki, iktidar olamazsa seçtiği Cumhurbaşkanı (muhtemelen Tayip Beyin kendisi) ne olacak? Yani bir koalisyon hükümeti işbaşına gelirse Çankaya’daki Cumhurbaşkanı ne olur. Cevap açık. Hatırlayın Demirel seçimleri kazandığı zaman Çankaya’da oturan Özal, ne duruma düşmüştü. Prostat kanseri ameliyatı için Houston’a geldiğinde gazeteci olarak iki kişi, Hürriyet’ten Doğan Uluç ile Sabah’tan yalnız ben izliyorduk.  

Kendi partisi bile unutmuştu da bizler eleştirerek yazınca Mesut Yılmaz bir heyet oluşturarak Houston’a geldi ameliyat konusunda ziyaret etti. Özal öylesine yalnızdı ki, çevresi korumaları bile bundan şikâyetçiydi. Doğan ile Özal’ın katına çıkışlarımızda koruma müdürü Musa bize kendilerine az tahsisat verildiği için pizza ile karın doyurduklarını söylüyordu. Oysa önceki yıllarda kaldıkları otellerin lokantaları onlara çalışırdı ve devlet artlarından yüklü faturalar öderdi.  

Yani güçten uzak olan halktan da uzak olur prensibi çalışmıştı. Özal’ın daha sonraki yıllarda Çankaya’da yaşadığı yalnızlık yaşamına mal oldu. Hani her kes Özal’ın zehirlendiğini veya öldürüldüğünü falan söylüyor ama ben popülariteye alışık olan Turgut Bey’i asıl öldürenin bu unutulmuşluk olduğuna inanıyorum. Adam yerine konmama, en önde olmaya alışkın bir adamın birilerinin gerisinde kalması. İşte Tayip Bey bence, Çankaya’ya çıkarsa sonunun da Özal’a benzeyeceğinden korkuyor.    

Mal beyanını açıklamama, herkesi tersleme falanda buralardan kaynaklanıyor. O artık kendisine ve partisine güvenini kaybetmiş bir lider durumunda. Önemli olduğuna inandığım bir noktanın daha altını çizmek istiyorum. Dünyada çok az benzeri olan bir siyasi parti oluşumları var bizde. Hani, sağcısı, solcusu, laik’i, dincisi, milliyetçisi, milliyetsizini bir araya getiren siyasi partiler var ya bunlar uzun yaşamıyor.  

Zira bu partiler açıkça çıkar partisi oluyor. İnançlarını bir kenara bırakanlar, çıkarları için bir araya geliyorlar. Onlara sorarsan Türkiye’yi kurtarmak için. Ama ne kadar Türkiye’yi kurtardıkları ortada. Erdoğan’ın partisinde de aşırı dinciler kadar çeşitli fraksiyonlarda var. Onları da çıkarlar birleştirdi. Rahmetli nenemin bir lafı vardı, “Her dağdan bir tezek” diye. Bence bu partilerde HDBTP (Her Dağdan Bir Tezek Partisi)  durumundalar. 02.Şubat.2006