Siyaset28 Şubat 2005 00:00

"İkili(!)" antlaşmalar yoluyla NATO ve CIA'nın Türkiye'ye dayatmaları - Ozan (Çallı) Bayram

Yukarıdaki iki belgenin ortaya koyduğu  gerçekler bizleri bugün de acı acı düşündürüyor. Ülkemizin bağımsızlığı ve ulusal güvenliği için Türk Genelkurmayı'nca yapılan bazı çalışmalar haber alınmakta ve bu girişimleri yürütenlerin "tasfiyeleri" istenmektedir. Ve bugünde ABD ve NATO'nun dayatmalarıyla bu tasfiyeler artarak devam etmektedir.  Yine aynı tarihlerdeki ve günümüzde ulusal bağımsızlığımızı sağlamayı amaçlayan birlikteliklerin "boğulması" önerilmektedir.cialis forum link cialis bez receptarenovation vejle site renovaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

"Amerika başka ülkelerin iç işlerine karışmaya devam edecek". Bu açıklama ABD eski başkanı Ford'a aittir.ABD eski başkanı Ford'un da söylediği gibi Amerika,başka ülkelerin iç işlerine karışmaya devam etti ve devam da ediyor.Bu açıklamanın ışığında gelin  tarihe  kısa bir yolculuk yapalım.

1963 yılında yaşanan Kıbrıs olayları sırasında Amerikan Başkanı Johnson,dönemin başbakanı İsmet İnönü'ye bir mektup gönderdi.Bu mektup tarihe,ünlü "Johnson mektubu" olarak geçti.  Amerikan Cumhurbaşkanı mektubunda, "Size verilen silahları ancak benim emrimle kullanabilirsiniz..." diyordu.Başbakan İsmet İnönü de bu mektuba tarihe geçen ünlü yanıtını verdi; "Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de yerini alır." İnönü bu yanıtı verdi ama Kıbrıs çıkarması da bu mektuba takılmış oldu.

Bu yanıt,Amerikan Cumhurbaşkanı Johnson'un pek hoşuna gitmemiş olacak ki,sonraki tarihsel gelişmeler bir dizi olayları da beraberinde  getirdi.

Önce,Başbakan İsmet İnönü ve kabinesi, İnönü,gerilen  ilişkileri  yumuşatmak ve  Kıbrıs  konusuna  bir  çözüm  yolu aramak için Amerika'da bulunduğu sırada hükümeti düşürüldü.Yerine Suat Hayri Ürgüplü'nün başbakanlığını yaptığı AP,YTP ve CKMP koalisyonu kuruldu.Bir ara Amerikan Morison şirketinin komisyoncusu olan Süleyman Demirel de,AP Genel Başkanı olarak kurulan bu hükümette,başbakan yardımcısı olarak,çok partili yaşamımızda yeğenli biraderli altı dokuzluk aile fotoğrafıyla yerini aldı.Daha sonra da,1965 seçimlerinde tek başına iktidara gelecek sayıda milletvekilini çıkartınca,birinci Demirel dönemi de başlamış oldu.İlginçtir,ABD'nin 1965 seçimleri ile çok ilgilendiği,yeni bir başbakan aradığı ve General Porter'ı da bu amaçla Türkiye'ye yolladığı,basında çok yazılıp çizildi.

İnönü Hükümeti'ne karşı demokratik yolla gerçekleştirilen bu darbede CIA'nın parmağı var mı yok mu bilemiyoruz ama,ABD eski başkanı Ford'un da Amerika başka ülkelerin iç işlerine karışmaya devam edecek" açıklamasını da laf olsun diye de söylediğini sanmıyoruz.

 Aslında,Amerikan Cumhurbaşkanı Johnson,yapılan 'ikili anlaşmalarla' elimizin kolumuzun nasıl bağlandığı acı gerçeğini,bu mektupla önümüze koymuş oluyordu.Evet "benim emrim olmadan bu silahları kullanamazsın" derken,ulusal güvenliğini,ulusal savunmanı benim verdiğim silahlarla yapamazsın demek istiyordu.Peki ne zaman kullanılabilir? diye sorarsanız,hiç kuşkunuz olmasın,ABD'nin çıkarları söz konusu olduğu zaman...Örneğin Kore'de kullanabilirsin.Kısaca, "Amerika'nın başka ülkelerin iç işlerine karışmaya devam ettiği" her yerde...

Amerikan Cumhurbaşkanı Johnson,Bayar-Menderes iktidarının 1947-1960 yılları arasında imzaladığı ikili anlaşmaları,bu mektupla yüzümüze fırlattıklatan sonra,bu mektubun Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst kademelerinde nasıl yankı bulduğunu 27 Mayıs devriminin önemli isimlerinden MBK üyesi,em.Kur.Albay Haydar Tunçkanat'ın 'İkili Anlaşmaların İçyüzü' adlı kitabından okuyalım;

-Türk Genelkurmayı da Johnson mektubundan sonra ikili anlaşmalarla Amerikalılara verilmiş olan imtiyazların kısıtlanması ve ikili anlaşmaların bir araya toplanarak,sayılarını ve Amerikalılara ne gibi imtiyazlar vermiş olduklarını araştırmak üzere yoğun bir çalışmaya girmişti.O sıralarda, Genelkurmay'da,İkili Anlaşmalarla Nato'nun kötü taraflarını bilen ve bunları düzeltmeye kararlı kimseler vardı.(1) 

Diyor Tunçkanat ve devam ediyor;

-Bu çalışmalarla ilgili olarak,Türkiye'de kurulmuş olan Amerikan üsleriyle,Avrupa'daki Amerikan üslerinin kurulmasıyla ilgili şartların karşılaştırılması için,Genelkurmay Başkanlığı,Avrupa ülkelerinde bulunan Türk ateşelerine birer yazı göndererek,bulundukları ülkelerde mevcut Amerikan üslerinin hangi şartlarla verilmiş olduklarının öğrenilerek bildirilmesini istiyor.(2)

Bu gelişmeler üzerine,o dönemde Türk-Amerikan ilişkileri,ikili anlaşmalar ve Amerikan üslerinin statüleri,Türk Genelkurmayı'nca yeniden gözden geçirildi.Genelkurmay Başkanlığı,öteki NATO ülkelerindeki Amerikan üslerinin "statülerinin araştırılması için askeri ateşeliklerine "gizli" kayıtla yazılar gönderdi.Bu çalışmalar CIA tarafından öğrenilince,Washington'daki Amerikan Ordusu Karargâh Dairesi İstihbarat Başkan Yardımcılığı ofisinden,22 Kasım 1965 tarihinde,Amerika'nın Ankara Büyükelçiliğine,Amerikan Kara Ateşesine gönderdiği "gizli" yazıyla şu bilgiler istendi:

-Askeri üsler yapılması için Amerikalılara sağlanan kolaylıkların şartlarıyla ilgili bilgi toplanması için Türk Genel Kurmayı tarafından emir verildiği haber alınmıştır.

Türk Hükümeti ve Genelkurmayı tarafından bazı Avrupa ülkelerinde askeri üsler yapılması için Amerikalılara sağlanan kolaylıkların şartlarıyla ilgili istihbarat faaliyeti şunları kapsayacaktır:

a-Böyle bir harekete gerçekten teşebbüs edilmiş midir?

b-Hareketi kim başlatmıştır?

c-Hareketin nedenleri?

Bu gizli yazışmanın altında "James E.Lazenby,Albay,Gs.Haber Alma Şefi" imzası yer almakta ve istenilen bilgilerin en geç 20 Aralık 1965 tarihine kadar Washington'a ulaştırılması istenmektedir.Bu belgeye göre,CIA'nın Atina'daki "CIA-Atina Soruşturma Merkezi" adındaki bir şubesi de bu gelişmeleri izlemekle görevlendirilmiştir.(3) 

Gizli belgede istenilen bilgiler,o tarihlerde Amerika'nın Ankara'da görevli Kara Ateşesi Albay Dickson tarafından toplanmıştır.Bu CIA ajanının aynı günlerde verdiği ve o zaman tabii Senatör Haydar Tunçkanat tarafından 7 Temmuz 1966 tarihinde C.Senatosu'nda açıklanan "gizli rapor" dan da bazı alıntılar sunalım:

-Seçimlerden sonra ortaya çıkan ve sizi ilgilendiren bazı güçlükler aşağıdaki şartların bir sonucudur:

Diğer bazı hususlarla birlikte 27 Mayıs Hükümet darbesi ekonomik problemler,iç ve dış politikada muhalefetle olan ciddi görüş ayrılığımız büyük güçlüklere sebeb olmaktadır.Meşhur Af ve Seçim Kanununun değiştirilmesi ile ilgili sorunlar bize karşı bir birleşmenin mümkün olduğunun belirtileridir."Çetin ceviz", beklendiği üzere eskiden yaptığı gibi, "Atatürk'ün milli politikası", "ikili anlaşmalar", "üsler" vs. gibi,can sıkıcı sorunları teker teker ortaya atmaya çalışarak hükümete karşı entrika ve tecavüzlerini arttırmaktadır.Bu sebeble herkes müttefiktir ki,muhalefetin tedrici şekilde "parçalanmamasını" ve bütün arzulanmayan sonuçlar ile birlikte "sol ve sol eğilimlerin" benzeri bir "birlik" yaratmasını önlemek üzere "boğulmasını" tahrik eder ve hatta bizi buna zorlar...

Bu "gizli rapor"dan anlaşılıyor ki,CIA Atatürk'ün milli politikasını ve Atatürkçü dış politikayı bir tehdit olarak görüyor ve "ikili anlaşmalar" ve "Amerikan üsleri" can sıkıcı konular olarak niteleniyor.O tarihlerde ana muhalefet partisi CHP'nin sol eğilimlerden oluşan bir "birlik" yaratması CIA'yı endişenlendiriyor ve "sol eğilimlilerin" oluşturacağı birliğin boğulması öneriliyor.Aynı raporda:

-Rejime sadık olmayan devlet memurları ve "subaylardan" en tehlikelileri bir program dahilinde "tasfiye" edilmek üzere tesbit edilmektedir...bilgisi de yer almıştır.

Yukarıdaki iki belgenin ortaya koyduğu  gerçekler bizleri bugün de acı acı düşündürüyor.

Ülkemizin bağımsızlığı ve ulusal güvenliği için Türk Genelkurmayı'nca yapılan bazı çalışmalar haber alınmakta ve bu girişimleri yürütenlerin "tasfiyeleri" istenmektedir. Ve bugünde ABD ve NATO'nun dayatmalarıyla bu tasfiyeler artarak devam etmektedir. 

Yine aynı tarihlerdeki ve günümüzde ulusal bağımsızlığımızı sağlamayı amaçlayan birlikteliklerin "boğulması" önerilmektedir.

İşte ABD eski başkanı Ford'un açıklaması,işte  ABD eski Cumhurbaşkanı Jonhson'un mektubu,işte Amerikan Ordu Karargahı'nın "gizli emri",işte CIA ajanının "gizli raporu" ve işte en büyük "dostumuz ve müttefikimiz" şimdilerin ise süslü deyimiyle "stratejik ortağımız" Amerika'nın kırk yıl önce tarihe geçen gerçek yüzü.

Kırk yıl önceki bu yüzü "yabancı sermaye,NATO ve sömürge milliyetçilerine" saygıyla sunalım mı?

Sunalım...sunalım....

(1) Haydar Tunçkanat,İkili Anlaşmaların İç Yüzü,1970,S 237

(2) age,S 237

(3) age S 238