Küresel Faşizmi Titreten Uyanış!
Son yıllarda Latin ülkelerinde halkın desteğiyle iktidara gelen, milli devlet yapısını ve tam bağımsızlığı savunan gerçek-milli solcu liderler, şeytana isyan etti. Dünya, şimdi liberal sömürücüleri şoke eden 7 ülkeyi ve 7 cesur lideri konuşuyor. Amerika'nın arka bahçesinde başlayan isyan her geçen gün yayılarak devam ediyor. Latin Amerika ülkeleri, artık ulusal çizgiye kayarak, toplumsal ve siyasi yapılarını anti emperyalist bir noktaya çekti. Bu ülkeler, tam bağımsızlığa giden yolda ilk adımı, IMF ve Dünya Bankası politikalarına karşı yeni stratejiler çizerek attı. Latin Ülkeleri'nde iktidara gelen liderlerin halkın temsilcileri olması, ülkelerinin çıkarlarını ve bağımsızlığını savunmalarını küreselciler, bu bahçede yeşeren dikenler olarak değerlendiriliyor. İşte Washington yönetiminin kabusu olan 7 ülke ve 7 lideri: Venezuela Hugo Chavez, Arjantin Nestor Kirchner, Brezilya Lula De Silva, Uruguay Tabare Vazguez, Şili Michelle Bachelet, Bolivya Evo Morales, Peru Alejandro Toledo. coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsdiscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardkamagra link kamagra gel
ABD emperlizmine karşı Latin Amerika’da başlayan isyanın bayraktarlığını Venezuela Devlet Başkanı Chavez yapıyor.
Latin Amerika ülkeleri uzun yıllar ABD’nin arka bahçesi olarak tanımlandı. Amerika, bu ülkelere ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulayarak bölgede bulunan zenginlikleri uluslararası çıkarları doğrultusunda kullandı. Ancak son yıllarda ABD emperlizmine karşı Latin Amerika’da bir dip dalgası başladı. ABD’ye karşı başlayan isyanın bayraktarlığını ise Venezuela Devlet Başkanı Chavez yapıyor. Chavez, sık sık Washington yönetimi ile karşı karşıya gelerek Washington'a meydan okuyor. Chavez, son olarak ABD uçaklarına hava sahasını kullandırmayınca ABD Başkanı Bush kendisine “Castrocu kaçık” demişti. Chavez’in başı ayrıca çok uluslu şirketlerle de derde giriyor. Chavez, her şeye rağmen ABD’ye ve emperyalist sisteme kafa tutmaya devam ediyor. Chavez’in başlattığı anti emperyalist dalga, bütün dünyanın hatta küreselleşme yanlılarının bile dikkatini bir noktaya çekmeyi başardı. ABD Kiliseler Birliği bile Chavez’i katledilmesinde sakınca bulunmadığını açıkladı.
Ulusal çizgi
Hugo Chavez 27 Şubat 1989’da tarihe Carazo olarak geçen ve 3 bin kişinin öldüğü halk ayaklanmasından sonra Venezuela tarihinin ilk sol hükümeti olarak iktidara geldi. Chavez’in en dikkat çekici özellikleri arasında iktidara gelmesinden sonra ulusalcı bir çizgi içerisinde politikalarını şekillendirmesi oldu. Chavez’in iktidara geldiği gün söyledikleri aslında ekonomik sistem açısından Venezuela’da önemli değişimlere işaret ediyordu. Chavez yaptığı değişikliklerle aslında ulusal kaynaklarını verimli kullanmak isteyen bir çok ülkenin yapması gerekenleri de göstermiş oluyordu.
Halka toprak dağıttı
Chavez, öncelikli olarak ulusal kaynakların verimli kullanılabilmesi için ulusal gelirlerin tabana yayılması için ekonomik adımlar attı. Petrol gelirinden kesilen paylardan topraksıza toprak, işsize iş verdi, küçük işletmeciye iş sahası açtı, ülkenin balıkçılık gibi petrol dışında da üretim yapabileceğini gösterdi. Eğitim kampanyası düzenledi, süt bankasıyla çocuklara süt, kadınlar bankasıyla da girişimci kadınlara olanak sağladı. Chavez’in özellikle Petrol gelirleri konusunda attığı adımlar, ABD’yle olan ilişkilerinde pürüzler çıkmasına neden oldu.
Ancak Chavez, ABD’nin örtülü ya da açıktan yaptığı baskılara rağmen mücadeleden yılmadı. Sol bir çizgi üzerinde kendi ülkesinin değerlerine bağlı olarak geliştirdiği ancak milliyetçi kimliği ön planda olan bir ABD karşıtlığını devam ettirdi ve Devlet Başkanlığı’ndaki yerini güçlendirdi. Chavez’in ABD karşıtı politikalarının en önemli niteliklerinden bir tanesi ülkesindeki kuruluşların bağımsızlığını sağlama yolunda attığı kararlı adımlar. Bu adımlara örnek teşkil edebilecek uygulamalardan biri dünyanın beşinci petrol üreticisi olan ülkesinin petrol gelirlerini yoksul kesimlere aktarması oldu.
ABD'nin hedefi
Chavez'in dikkat çekici özellikleri arasında bir başka nokta ise özellikle ülke içindeki muhalefete karşı açık ve yürekli bir şekilde davranması. Görev süresinin dolmasına daha bir sene olmasına rağmen, anayasaya uygun davranarak muhalefetin erken referandum çağrısına “tamam” dedi. Halkından destek almasına rağmen Chavez yine de ABD emperyalizminin acı yüzünden bir türlü kurtulamamakta, aynı zamanda ABD tarafından diktatörlük ve zalimlikle suçlanmakta. Buna rağmen izlediği milli politikalardan vazgeçmemekte.
Destek bildirisi
Chavez'in uyguladığı politikalar sadece kendi ülkesinde değil, uluslararası camiada da ses getirmiş durumda. Uluslararası arenada tanınan bir çok isim Chavez’e destek verdiklerini açıklayan bir beyanat bile yayımladı.
Chavez için işler dünya Bankası ve IMF verileri noktasında bugün hâlâ kötü görünüyor ancak uluslararası ve özellikle ABD karşıtlığı içinde şekillenen kamuoyunda Chavez destek almaya devam ediyor.
Felaket senaryoları yazılıyor
Petrol gelirlerine dayanan bir ekonomisi olan Venezuela için emperyalistler felaket senaryoları yazıyor. Amerika’nın denetimindeki uluslararası şirketler ülkenin ekonomisini çökertmek için ellerinden geleni yapıyor. Ülkenin ekonomik göstergeleri incelendiğinde aslında ekonominin pek de iyi gitmediği pek çok iktisatçı tarafından yorumlanmakta. Ancak burada ortaya çıkan tablonun iyi ya da kötü olmasından ziyade Chavez’in sosyal politikalar konusunda attığı adımlar ön plana çıkıyor. Ve bağımsız analistler ülke ekonomisinin yavaş yavaş rayına oturduğuna işaret ediyor.
Petrol politikası
Chavez'in sosyal yatırımların arttırılması yönünde atmış olduğu ve petrol gelirlerini yeniden düzenleyen cesur adımlar Venezuela'nın küreselleşme paradigması içerisinden çıktığını ve kendi kaderini ekonomik ve siyasal anlamda belirleme yoluna girdiğini gösteriyor. Bu arada, Venezula’nın petrolüne konmak isteyen Washington, ülkedeki muhalefeti destekleyerek Chavez yönetimini devirme hesapları yapıyor. Chavez’in anti Amerikancı çizgide attığı cesur adımların en önemli özelliği ise ABD’den bağımsız bir petrol politikası uygulaması. ABD’nin Ortadoğu’daki varlığının temel nedenleri göz önüne alındığında Chavez'in başlatmış olduğu hareketin önemi bir kez daha net bir biçimde ortaya çıkıyor.
Türkiye bu ülkeleri örnek almalı
Latin Amerika ülkelerinde başlayan ekonomik ve ardından gelen siyasi bağımsızlık dalgasını değerlendiren Doç.Dr.Aziz Konukman, Türkiye için çözüm olabilecek bir sürecin burada yatabileceğini söyledi.
Konukman, “Latin Amerika ülkelerinin yaptıkları çok da büyük bir kopma değil. Ancak bizim buradan çıkarmamız gereken ders pazarlık yapabiliyor olmaları. Yani Dünya Bankası ve IMF karşısında tamamıyla teslim olmamış durumdalar. Oturup IMF ve Dünya Bankası ile çatır çatır pazarlık yapabiliyorlar. Türkiye gibi güçlü bir ülkenin bunu yapmaması için ise hiçbir neden bulunmuyor” dedi.
Şili Devlet Başkanı'na sorulan soruyu hatırlatan Konukman şunları kaydetti: "Şili Devlet başkanı'na IMF programından nasıl kurtulduklarını sormuşlar. O da ‘’Biz dediklerinin hepsini yaptık, ancak bir farkla tam tersini.' Buradan da anlaşılacağı gibi aslında dünyanın hiçbir yerinde IMF programıyla düzlüğe çıkmış bir ülke bulunmuyor. Ekonomik açıdan düzlüğe çıkabilmenin en önemli yolu IMF kıskacını gerçekleştirilecek pazarlıklar sonucunda en aza indirgemek ve bundan sonra elde edeceğiniz beşeri sermaye ile kendi ekonomik sisteminiz içerisinde çözümler üretmek. Bunun dışında çok fazla bir yol da görünmüyor."