Siyaset27 Ocak 2006 00:00

"Biyolojik Silah" İddiası Ciddiye Alınmalı

Dr. Şenol Kantarcı,  ''Biyolojik ve kimyasal silahlar binlerce yıldır kullanılıyor" diyerek, kuş gribi ile ilgili iddiaların ciddiye alınması gerektiğini söyledi.  Birçok ülke, biyolojik ve kimyasal silah üretimi çalışmalarını sürdürürken, bu silahların, insanlık için en büyük tehdit oluşturduğu bildirildi. Süleyman Demirel Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Şenol Kantarcı, AK Parti Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın, Türkiye'de görülen kuş gribinin ''biyolojik silah'' olduğu iddiasının ciddiye alınması gerektiğini hatırlatarak, ''Biyolojik ve kimyasal silahlar binlerce yıldır kullanılıyor. Milletvekili Yarbay'ın sözleri dikkate alınmalı ve üzerinde araştırma yapılmalıdır'' dedi.buscopan link buscopan plus

Yeryüzünde ilk kitle imha silahının MÖ 600-400 yıllarında geliştirildiğine dikkat çeken Dr. Kantarcı, ''İlk kitle imha silahını Ispartalılar kullanmışlardır. Ispartalıların, düşmanlarına karşı kükürtlü duman kullandıkları çeşitli kaynaklarda yer alıyor'' diye konuştu. Çinliler'in ve Romalılar'ın  düşmanın savaş yeteneğini azaltmak için arsenik dumanları kullandıklarının kaynaklarda yer aldığına işaret eden Dr. Kantarcı, Bizanslılar'ın da kükürt, sönmemiş kireç, reçine ve petrol karışımında elde ettikleri bir kimyasal silahı kullandıklarının bilindiğini söyledi.
AMERİKAN YERLİLERİ

Amerikan yerlilerinin çeşitli dönemlerde kimyasal ve biyolojik silah saldırılarıyla soykırıma uğradıklarını ifade eden Kantarcı, şunları söyledi: ''Amerika kıtasında yerlilere yönelik yapılan soykırımlar insanlığın en büyük utançlarından biridir. Kıtaya gelen göçmenler, yeni dünyada 100 milyonun üzerinde yerli halkı biyolojik silahların da kullanıldığı yöntemlerle soykırım yapmışlardır. Örneğin, Sir Jeffrey Amherst'ın çiçek virüsü ile kontamine olmuş battaniyeleri Kızılderililere dağıttırarak çiçek salgınına neden olduğu biliniyor.''

ÇANAKKALE'DE DE KULLANILDI

1. Dünya Savaşı'nda da biyolojik ve kimyasal silahlar insafsızca kullanıldığını anlatan Kantarcı, Türk askerinin, destan yazdığı Çanakkale'de kimyasal silah saldırısına maruz kaldığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: ''Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulanan yeni belgede, İtilaf Devletleri'nin, Türk askerlerine karşı boğucu türden gaz içeren kimyasal silah kullandığı  ortaya çıktı. Binlerce Mehmetçiğin kimyasal silahlar nedeniyle şehit düştüğü tahmin ediliyor.''

Kimyasal ve biyolojik silahların en fazla 2. Dünya Savaşı'nda kullanıldığını anlatan Kantarcı, Naziler tarafından soykırım yapılan milyonlarca Yahudi'den yüzbinlercesinin gaz odalarında katledildiğini hatırlattı.  ABD'nin de 2. Dünya Savışı'nda Hiroşima ve Nagazaki'ye attığı atom bombalarında yüzbini aşkın insanın yaşamını yitirdiğini dile getiren Kantarcı, şöyle devam etti: ''Günümüzde onlarca ülke biyolojik ve kimyasal silaha sahip. Bu silahların etkisini artırmak için çalışan ülkeler var. Bu konuda en etkin 2 ülke ABD ve İsrail'dir. Bu ülkeleri İngiltere, Fransa ve Rusya gibi ülkeler takip etmektedir. Birleşmiş Milletler teşkilatı, kimyasal ve biyolojik silahlanmaya karşı etkin rol oynamamaktadır.'' Kantarcı, şöyle devam ettti: ''ABD'de yayımlanan (A Plague Upon Humanity) adlı kitapta yazar Daniel Barenblatt, Japonya'nın 1931-1945 arasında biyolojik silah geliştirmesi ve tifo, şarbon, kolera gibi hastalıklara yol açan maddeleri siviller üzerinde kullanmasını ele alınıyor. Yazarın iddiasına göre, biyolojik savaş araçları, köylerin üzerine havadan serpildi ya da yiyecek ve içme suyuna eklendi. Uzak köylerde yaşayan kurbanların neden hastalandığının anlaşılmadığı ve kesin ölü sayısının saptanmasının güç olduğu kaydedildi. Barenblatt'ın kitabına göre, bu biyolojik silahların çoğu, 1930'lu ve 1940'lı yıllarda Japon işgaline karşı Çin'in direnişini zayıflatmak için kullanıldı.''

''HALKTAN GİZLENDİ''

Kantarcı, 1950'li yılların başında ABD Ordusu'nun biyolojik bir silahı taklit amacıyla San Fransisco kentine Serratia Marcescens isimli bir bakteriyi yaydığının gazetelerde yar aldığını hatırlatarak, ''Bu bakterinin solunum yoluyla bulaşarak hastalık yapması söz konusu değildi. Meteorolojik koşulların etkisini araştırmak için yapılan bu biyolojik silah denemesi 1970 yılında The Washington Post gazetesi tarafından yayımlanıncaya kadar halktan gizlenmişti'' dedi.

TÜRKMENLER'E KARŞI DA KULLANILDI

ABD çeşitli ülkelere karşı yaptığı saldırılarda kimyasal ve biyolojik silahlar kullandığını inkar etse de, Hiroşima ve Nagazaki'de yaptığı gibi Vietnam'da da gerillalara karşı kimyasal silah kullandığını ileri süren Kantarcı, ''Bu kimyasal ve biyolojik silahların etkileri halen kullanıldığı coğrafyada yaşanları etkilemektedir'' dedi.

Irak işgalinde ABD askerlerinin Felluce'de Türkmenler'e yönelik kimyasal içerikli gazların kullandığının ileri sürüldüğünü hatırlatan Kantarcı, terör örgütlerinin de kimyasal ve biyolojik silahlar elde etmek için büyük bir çaba harcadıklarını sözlerine ekleyerek, ''Sapkın tarikat Aum Shinrikyo (Üstün Gerçek), Tokyo'da 1995 yılında bir metro istasyonuna sarin gazı ile saldırı düzenleyerek, çok sayıda kişinin ölümüne neden oldu. Bu olay, kimyasal ve biyolojik silahların terör örgütlerinin eline geçmesinin  korkunçluğunun en iyi göstergesidir.'' dedi.