Bu Ne Biçim İş!!! - Hasan ünal
MGK Genel Sekreteri Büyükelçi Yiğit Alpogan''ın Amerika''da evvelki gün yaptığı açıklamalara dikkat etmek lazım. Dünkü Yeniçağ''ın manşete taşıdığı açıklamalara göre Alpogan, Türkiye''nin İran''ın nükleer silah yapmasından rahatsız olduğunu söylüyor. Ve satır aralarında İran''a karşı harekete geçilmesini Ankara''nın arzu ettiğini belirtiyor. Ve bu görüşlerin aynı zamanda Başbakan Erdoğan ve hükümeti tarafından paylaşıldığını da ilave ediyor.Bundan önce de, yakın zamanda görevinden ayrılarak geri merkeze gelen Vaşington büyükelçisi Faruk Loğoğlu, Tahran''ın nükleer silah üretmesinden Ankara''nın duyduğu rahatsızlıkları Amerika''nın başkentindeki bir düşünce kuruluşunda dile getirmişti. Loğoğlu da satır aralarında İran''ın nükleer silah elde etmesine mani olunması uyarısında bulunuyordu.discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisrenovation vejle site renovakamagra kamagra wikipedia kamagra gel
Üstelik Alpogan yaptığı açıklamada sözlerinin Başbakan ve dışişleri bakanı tarafından da desteklendiğini ifade ediyor. Ortada garip bir durum var. Seçilmişler konuşmuyorlar; buna karşılık atanmışlar İran''a karşı Amerika''yı harekete geçirecek konuşmalar yapıyorlar. Acaba bu danışıklı dövüş mü? Yani içerde hepsi aynı kanaati paylaşıyor; ama kamuoyuna yapılacak açıklamaları memurlara mı bırakıyorlar? Çünkü Ortadoğu''daki imajı fevkalade zedelenmiş ve hatta ''kötülükler ülkesi'' haline dönüşmüş olan ABD''yi savunmak zor olduğundan, bu kirli iş bürokratlara mı bırakılıyor?
Oysa İran tarafı hükümetten ''olumlu'' mesajlar alıyor. Amerika''nın bir saldırısına ortak olmayacağımız söyleniyor İran''a. Hükümetin kamuoyuna yaymaya çalıştığı hava da bu yönde. Demek ki, gerçek farklı. Ve Tahran''a karşı yapılacak olan hava harekatında AKP hükümeti Türkiye''yi Amerika''nın hizmetine verecek. Zaten bu satırların yazarı da sürekli olarak bu temayı işiliyor ve bunun doğuracağı tehlikelere dikkat çekiyor. Bu iki üst düzey bürokratın açıklamaları bu endişeleri teyit eder nitelikte.
Amerika''dan sahibinin sesi gibi yazan gazetecilerin ABD yönetiminin Türkiye''den memnun olduğunu anlatan yazılar yazmakta olması da tesadüf olamazdı zaten. Ama bir kez daha hatırlatalım: İran''ın nükleer güç olması orta vadede Türkiye''yi rahatsız edebilir. Ama bunun bu gün ve bu şekilde gündeme getirilmesi İran''ı vurun demekten başka bir anlam taşımaz. İran''ın vurulmasınnın Türkiye''ye hiç bir faydası olmaz. Tam tersine, Amerika ve İsrail''i bölgedeki hesaplarını uygulama konusunda daha pervasız kılar. Kaldı ki, Amerika''nın bu tavır ve politikaları devam edecek olursa, orta vadede Türkiye de nükleer güç elde etmek istemelidir ve o noktada İran, bizim işbirliği yapacağımız bir ülke olabilir.
Irak''taki bütün hak ve menfaatlerimizi ayaklar altına alan bir Amerika ile neyin adına İran''a karşı harekete geçeceğiz? Irak''ın kuzeyinde Kürdistan kurmak için bütün gayretiyle çalışan ve bizim ekmeğimizle ayakta kalan iki Kürt aşiret liderini üstümüze süren Amerika''nın Ortadoğu''daki kirli projelerine neden destek verelim? PKK terör örgütüne kucak açan, koruyup kollayan, silhlanmasına en basitinden göz yuman, muhtemelen doğrudan silan veren bir Amerikan yönetim anlayışı ile nasıl müttefik olabiliriz?
Hadi diyelim ki, bu büyükelçilerin Amerika''dan başka bir dünyaları yoktur ve her halükarda Amerika''nın günahlarına bizi ortak etmeyi marifet zannederler. O zaman bunların Türkiye''yi bağlayan tarzda konuşmalarına ne demeli? Bu konuşmalar hükümetin resmi politikası ise, Başbakan Erdoğan ve/veya Bakan Gül tarafından kamuoyuna açıklanması gerekmez mi?